Ana Sayfa Bilim Gündemi NATO’ya alan kaydırma zirvesi

NATO’ya alan kaydırma zirvesi

224

Hasan Bögün

Amerikan yetkilileri, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da yapılacak NATO liderler toplantısına, “NATO 3.0” zirvesi diyorlar. “NATO’nun patronu” ABD böyle bir isimlendirme yapıyorsa önemli; arkasındaki mantığı anlamak gerek.

“NATO 1.0” NATO’nun kuruluşuna işaret ediyor. ABD, Baltık Denizi’nden Federal Almanya Cumhuriyeti, İtalya, Yunanistan ve Türkiye sınırları boyunca inşa ettiği “Demir Perde” ile Sovyetler Birliği’ni çevrelemişti.

“NATO 2.0” 1990’lı yıllarda Sovyetler Birliği yöneticileriyle yapılan NATO’nun genişlemeyeceğine ilişkin yazılı ve sözlü anlaşmalarına rağmen, NATO’nun doğuya doğru genişlemesinin ifadesi oluyor. Hatta Sovyetler Birliği 1991’de dağıldıktan sonra, özellikle Fransa gibi kimi Avrupa ülkelerinin siyasetçileri arasında NATO’ya da artık gerek kalmadığı tartışmaları yapılıyorken, örgüt genişlemeye devam etti; kuruluşta 12 olan üye sayısı 32’ye ulaştı.

“NATO 1.0” örgütün kuruluş sürecine, “NATO 2.0” Sovyetler Birliği’nin dağılması ve 1990 sonrası genişlemelere işaret ediyor. Her iki döneme ilişkin tartışmaları, yapılan anlaşmaları ve gelişmeleri, mayıs ayında yayımlanan 1939: Zoka-1952: NATO kitabımda (HARP SANAT, İstanbul, Mayıs 2026) resmi belgeleriyle inceleyebilirsiniz (s. 19-48 ve s. 171-184).

“NATO 1.0,” yukarıda da belirttiğimiz gibi Avrupa’nın yarısı kadarını, “NATO 2.0” en son tarafsızlığıyla övünen İsveç’in de üye olmasıyla Avrupa’nın tamamını kapsadı. NATO, “1.0” ile “2.0” arasında yüzölçümü olarak yaklaşık iki kat, üye olan devlet sayısı bakımından neredeyse üç kat, siyasi-askeri etkinlik alanı bakımından, (Yugoslavya, Irak, Libya, Afganistan’ı da sayarsak) dört kattan fazla büyüdü. Buradan “NATO 3.0”ın ne anlama geldiğini kestirebiliriz. Ankara zirvesi, ABD’nin dünyanın başına örmek istediği yeni çorabı gösterecek.

“NATO 3.0”ın ucu, 24-25 Haziran 2025’te toplanan Lahey zirvesinde görülmüştü. Lahey zirvesinin en önemli kararı, önde gelen müttefiklerinin itirazlarına karşın, ABD’nin baskısıyla, üye ülkelerin savunma harcamalarını yıllık milli hasılalarının yüzde 5’ine çıkarması kararıydı. Savunma harcamaları kısa süre önce milli hasılanın yüzde 2’sine çıkarılmış, buna bile kimi üye devletler uymamıştı.

NATO üyelerinin savunma harcamalarını yüzde 5’e çıkarmasının dayanağı olarak, ABD’nin Avrupa devletlerinin savunma yükünü daha fazla çekmek istememesi gösteriliyor. ABD’nin yüzde 5 savunması şöyle: Bedavadan ABD güvenliği elde eden Avrupa, savunmaya harcayacağı parayı ekonomiye ayırarak refaha ulaşırken, Amerikan ekonomisi çökme tehdidiyle karşı karşıya. Avrupa artık kendi savunmasının yükünü daha fazla üstlenmeli…

Bu sav doğru ama eksik. ABD yalnız Avrupa’nın savunma harcamalarının yükünü üstlenmesini istemiyor, aynı zamanda Kuzey Afrika ve Batı Asya’da daha fazla görev üstlenmesi için baskı yapıyor. Bunun için Avrupa’nın hayli zayıf olan silah ve asker gücünün artırılmasını istiyor.

Pentagon’un 2025 Kasım’ında açıkladığı “Ulusal Güvenlik Stratejisi” belgesi ve Dışişleri Bakanlığı’nın 2026 Ocak’ında açıkladığı “Önce Amerika 2026-2030” stratejik belgesi, İran’ı, Çin’i ve Rusya’yı “jeopolitik rakipler” olarak tanımlıyor. Her iki belge, uluslararası ilişkilerde “güç yoluyla barış” çizgisini temel yöntem olarak tanımlıyor. Belgelerde, ABD’nin çıkarları için “kritik öneme sahip Hint-Pasifik bölgesinde,” “saldırganlığı caydırmak” ve Amerikan iktisadi bağımsızlığını yeniden tesis etmek için “güç yoluyla barış” stratejisine başvurulacağı tekrarlanıyor.

Belgelerin “kritik öneme” sahip olduğunu belirttiği Hint-Pasifik bölgesinin sınırları Kuzey Afrika’dan (Süveyş Kanalı-Kızıl Deniz-Babül Mendep hattı) başlayarak İran’dan ve Afrika’nın kuzey doğusundan Tayvan’a ve Güney Çin Denizi’ne uzanıyor.

Avrupalı müttefiklerinden küresel güvenlik konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini bekleyen Amerikan strateji belgeleri, bu geniş alanın tamamında değil ama, Kuzey Afrika ve Batı Asya’da “yük paylaşımı”nı öneriyor. Belgelere göre, kendi konvansiyonel savunma kapasitelerini yeniden inşa eden Avrupalı müttefiklerin “Afrika ve Orta Doğu’nun güvenliğine net katkı sağlamaları” gerekiyor. ABD, Avrupa devletlerinin bu konudaki gönülsüzlüğünü, Ankara zirvesinde NATO’ya alan kaydırarak aşmaya hazırlanıyor.

Avrupa devletleri isteseler de çoğu kısa sürede kendine yeten askeri sanayi kuramayacağı için ve NATO standartları gereğince, Avrupa’nın silah ve teçhizat gereksinimini ABD karşılayacak. Bu da zaten çoktandır militarize olan Amerikan ekonomisine can suyu olacak.

“NATO 3.0” ile kastedilen tam olarak bu. “1.0” ve “2.0”, ABD’nin Avrupa devletlerinin desteğiyle Avrupa’yı savunmasıydı. “3.0” ise Avrupa devletlerinin ABD ile birlikte Kuzey Afrika’ya ve Batı Asya’ya odaklanması, yani NATO’nun görev alanının kaydırılması demek. Bunun kanıtı ABD’nin İran’a saldırısı ve sonrasında ABD ile Avrupa ülkeleri arasında yaşanan gerilim ve kavgalar… Müttefikler İran saldırısının fiili olarak alan kaydırma eylemi olduğunun farkındalar ve bu yüzden ayak sürüyorlar. Avrupalı müttefiklerden İngiltere ve Fransa, gönülsüzce de olsa alan kaydırma alıştırmalarına başladılar. Babül Mendep Boğazı ve Umman Denizi hattına Fransa Charles de Gaule uçak gemisi saldırı grubunu, İngiltere donanma gönderdi. Ankara zirvesi, direniyor gibi görünen Almanya, İtalya, İspanya gibi ülkelerin direnişini kırmanın platformu olacak. İşte Ankara zirvesinin gerçek gündemi bu.

Böylesi bir karar, daha önce güneydoğu kanat ülkesi olan Türkiye’yi artık merkez cephe ülkesi yapacak. İstanbul Boğazı’nın Karadeniz çıkışında yeni konuşlandırılan deniz komutanlığı ve Adana’da kurulan kolordu alan kaydırmanın ilk uygulamaları. Bunları kuzeydoğu, doğu ve güneydoğu sınırlarımızda yeni konuşlandırmaların izleyeceğini bekleyebiliriz.