Ana Sayfa Dergi Sayıları 265. Sayı Bilim tarihine çizgiden bakanlar: Bilim Kadınları ve Dünyayı Değiştiren Bilim İnsanları

Bilim tarihine çizgiden bakanlar:
Bilim Kadınları ve Dünyayı Değiştiren Bilim İnsanları

3408

Işıl Kızılırmak

“Çocukların karşı karşıya bırakıldığı gerçek öyle yakıcı ki, son zamanlarda kitaptan doğan umuttan söz etmek utanç verici görünüyor bazen.” demiştim geçtiğimiz yılın son yazısında. İnsanın döne döne kendisinden alıntı yapması bana nahoş görünse de, çocukların çalınışında, yaşam hakkının dahi korunamayışında, göz göre göre gelen bir yıkımın ortasında kalakalışlarında sorumluluk hisseden insanın zihninde, çocuk edebiyatı üzerine konuşmanın anlamını sorgulama çabasının açmazla sonlanışı doğal. Çocukların barınma, sağlık, eğitim hakkına erişimindeki gerçek de nitelikli çocuk edebiyatına kaç çocuğun erişebildiği sorusunu dev bir boşluğa doğru çekiyor. Ama çocuk hakları konusunda sorumluluk hissedenler için umudu diri tutmak da bu açmazı tartışmak kadar önemli. Değebildiğimiz yere değmeye, çocukları dünyayı ezberlerin dışında kavramaya, merak etmeye yüreklendiren kitaplardan söz etmeye devam bu yüzden.

Bilim tarihine farklı bir üslupla bakan üç kitaptan söz edeceğim bu yazıda. İlki, kadın bilimcilere dair kapsamlı bir derleme olan Bilim Kadınları Dünyayı Değiştiren 50 Korkusuz Bilimci. Evet, eşitlik mücadelesi çok şeyi değiştirdi ancak bilimin erkeklikle kodlanmış bir alan olduğu fikri, kadınların bu alandaki emekleri ve başarılarının yok sayılması -hele okul çağında- hâlâ çok yaygın. Dilde derinleşen ayrımı, bilgi sanılan yanılsamayı dönüştürmek için bir patika açıyor kitap. MS 350 civarında İskenderiye’de Hypatia’nın matematik ve gökbilim alanındaki çalışmalarıyla açılıyor metin; 1600, 1700’lerde Almanya’da, Çin’de, İngiltere’de, böcekbilimci, matematikçi, paleontolog olan kadınların öykülerine konuk olarak ilerliyor. 1900’lere geldiğimizde, teorik fizikçiler, biyokimyacılar, kozmonotlar, sitogenetikçiler, roket bilimciler, farmakologlar, jeologlar, primatologlar, bilgisayar bilimciler, onkologlar, deniz biyologlarıyla tanışıyoruz. Tarih değiştikçe çeşitleniyor kadınların çalışma alanları ve elbette, kadınların çalışmaları tarihin değişmesinde önemli yer oynuyor. Kitabı benzerlerinden ayıranın da, kadın bilimcilerin çalışma alanlarını tanıtmakla yetinmeyip, onları içine doğdukları zaman ve kültürün kadına, bilime bakışıyla, bilim yapmak için aşmak zorunda kaldıkları engellerle birlikte anlatmayı seçiş olduğunu düşünüyorum. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin çalışmalara etkisine dair değiniler de süreklilik ve bilimsel bilginin temel basamakları hakkında düşünmek için bir kapı aralıyor. Rachel Ignotofsky farklı alanlardan hacimli bilgileri aralarındaki bağı hiç koparmadan, okurunun ilgisini diri tutarak, duru bir dille öyküleştirmede çok başarılı bence. Bilimin ve bilimcinin öyküsünü okurunun yaşına taşıyan illüstrasyonlarındaki sıra dışı üslup da metni daha ilgi çekici kılmış.

Bilim Kadınları ile çıkılan yolculuk tamamlandığında, ilk cümlede değindiğim kadınların bilimde nadiren başarı kazandığı fikrinin kaynakları hakkında da bilgi sahibi olmuş oluyor okur. Evet, yüksek öğrenim hakkına çok geç erişebilmiş, ünlü filozoflar, bilimadamları tarafından ancak çocuk doğurmakla görevli ve nakış işlemeye yeterli görülmüş, fazla hassas yapılarının bilim gibi karmaşık ve sert alanlara uyum sağlayamayacağı düşünülmüş; cinsiyetleri nedeniyle akademilere kabul edilmemiş, formüllerine, teorilerine, icatlarına adlarını vermeleri engellenmiş, dahası çalışmalarının altına -kimi laboratuvar ortakları olmak üzere- erkeklerin imza atmasının makbul sayıldığı kadınların bilim tarihinde başarılı olmadığı savunusu 2026’da sürüyor ama çocukların bu cinsiyetçi ezberleri bilim tarihine referansla alt edecek kitapları da var.

Söz etmek istediğim diğer iki kitap, Gökçe Akgül’ün Dünyayı Değiştiren Bilim İnsanları dizisinden Newton ve Einstein’ı. Tıpkı Bilim Kadınları gibi, 9 yaş ve üzeri okurlara neşeli bir merak, müfredatın bilim tarihine açtığı yerden uzakta okumaları önemseyen yetişkinlere ise umut veren kitaplar. Ben ilk olarak Newton’ı okudum diziden ve şöyle düşündüm: Ders kitapları dışında çok kaynağa sahip olmayan, yabancı dili interneti etkin kullanmaya imkân vermeyen ayrıcalıksız bir öğrencisiniz ve kütle çekim yasasını öğrenmeniz gerek, cümleler karmaşık geliyor size ve pek çoğumuzun okul sıralarında yaptığı gibi, anlamayıp ezberliyoruz yazılanları… Ama bu, hep böyle olmak zorunda değil. Benim ilkokul mezuniyetimin üzerinden çok zaman geçti, bu arada müfredat defalarca güncellendi ama bilim eğitimine yaklaşım pek değişmedi, hatta sunulandan fazlasına meyletmemek, sorulan soruya verilecek yanıtın sınırlarını iyice belle(t)mek konusunda daha da geriye gitti tablo. Ama dedim ya, enseyi karartmıyor, umut devşirecek kitaplara çeviriyoruz rotamızı. Mesela dilimizde yazılmış bir çizgi romanla 1600’lerde Cambridge yollarına düşebiliyoruz Isaac Newton ile. Önce eğitimi, sorularıyla çocuk Newton’ı tanıyoruz; sonra tek tek çalışma alanlarını, teorilerini, derslerini, deneylerini. Işık, yansıtmalı teleskop, yörüngeler, cam mercekler, Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri ve uzun araştırmalara konu olan kütle çekim kuvveti!

Dizinin ikinci kitabı Albert Einstein ise, 6 Ağustos 1945’te ABD’nin Hiroşima’ya atom bombası atması haberiyle başlıyor. Akgül, biliminsanının yaşanan acıyla çalışmaları arasındaki ilişkiye, savaşlara bakışını anlatıyor okura ilkin. Sonra başa dönerek, bilim tutkusunu, merakı ve sorularını makbul görmeyen eğitim sistemi tarafından dışlandığı, farklı alanlardaki okumalarının hayata bakışını biçimlendirdiği yıllardan atomlar üzerine çalışmalarına doğru ilerliyor metin. Atom çekirdeği, uzay-zaman, Brown Hareketi, Özel Görelilik Teorisi ve bilimin tarihe etkisini, doğruda durmanın önemini düşündüren savaş yılları tavrı… Einstein’ın öyküsünü okumak, eğitimden savaşa insanlık tarihinin bir dönemine tanıklık gibi.

Dünyayı Değiştiren Bilim İnsanları dizisinin okuru, bilimsel çalışmanın basamakları, teori, ispat ve nicesi hakkında fikir sahibi de oluyor. Ders kitaplarındayken karmaşık görünen formülleri, teorileri, bir çizgi roman karesinde neşeyle “Sor gitsin dostum!” diyen Newton ya da “Tam zamanında geldin dostum!” diyen Einstein ile birlikte anlamaya çalışmak çok keyifli göründü bana. Yayıncılık alanındaki deneyimimden pek çok yetişkinin, resimli kitabı, illüstrasyonları, hele hele çizgi romanı okuma yazma bilen çocuklara uygun görmediğini biliyorum. Bu önyargının kaynaklarını tartışmak uzun yazıların konusu. Burada çocuklara okumayı, kitabı, bilimi sevdiren, soru sormayı, fazlasını merak etmeyi neşeyle kaşıyan kitaplarımız çoğalsın demekle yetineceğim.

Bu ay zor konuları ustalıkla anlatan kitaplardan örneklerle çocuk yayıncılığımız üzerindeki yetişkin kaygısının gölgesi hakkında yazmıştım aslında. Çocukların maruz bırakıldığı gerçeğin kaynaklarını muğlaklaştırıp sorunu bireyselleştirerek filmle, oyunla, kitapla gölge boksuna tutuşulan, çözümü yasakta gören feveranların arasında bu konunun daha yüksek sesle konuşulması gerektiğini düşündüm ve yazıyı geniş zamanlara erteledim.

Çocukların yaşadıkları karşısında çaresizliğin utancından fazlasını hissedebilmeyi umarak…

– Bilim Kadınları Dünyayı Değiştiren 50 Korkusuz Bilimci, Yazan ve Resimleyen: Rachel Ignotofsky, Çeviren: Çiçek Eriş, Pegasus Yayınları, 2019, 127 s. 

– Isaac Newton Dünyayı Değiştiren Bilim İnsanları, Yazan ve Resimleyen: Gökçe Akgül, İthaki Çocuk, 2023,62 s. 

– Albert Einstein, Dünyayı Değiştiren Bilim İnsanları, Yazan ve Resimleyen: Gökçe Akgül, İthaki Çocuk, 2026, 70 s.