Ana Sayfa Bilim Gündemi ‘O, bizim cumhuriyetimizdi’

‘O, bizim cumhuriyetimizdi’

193

Ender Helvacıoğlu

“Suat Öğretmen bizim cumhuriyetimizdi.”

Doğrusu annem için böyle bir tanımı ben yapamazdım. Böylesine derin ve içerikli bir sözü, “seni çok seviyorum” sıcaklığıyla ve basitliğiyle söyleyebilmek için annemin çocuğu olmak yetmiyor sanırım; onun öğrencisi olmak gerek. Elbette bir de, 75 yıl öncesinin köy enstitüsü geleneğinin ve genç cumhuriyet ışığının henüz sönmediği bir okulunda öğrencisi olmak…

Bu tanımı yapan kişi Naci Doğan. Emekli bir öğretmen ve annemin köy enstitüsü bakiyesi olan Kepirtepe İlköğretmen Okulu’ndan öğrencisi. 89 yaşında, yürüme zorluğu çekiyor. Buna rağmen, artık çok yaşlı olan öğretmeninin bir hastanenin palyatif bakım bölümünde yattığını duymuş, aramış taramış, ta Beykoz’dan Tuzla’ya onu ziyarete gelmiş. Annemin hastaneden önce kaldığı bakımevinin önünde, artık orada kalmadığını öğrenmenin telaşı içindeyken tesadüfen karşılaştık ve tanıştık onunla.

“Ender kardeşim, beni öğretmenime götür.” 75 yıl önceki öğretmeni için bunca yoldan gelen bir kişiye “doktorlar ziyaretlere pek izin vermiyorlar, enfeksiyon riski yüzünden” diyemedim. “Peki Naci Bey, gelin gidelim hastaneye” derken, “bana ‘bey’ deme” diye itiraz etti; “bizim lügatimizde “bey, paşa falan yoktur”. Bir şey daha dikkatimi çekti: Hiçbir zaman “hoca” lafını kullanmıyordu Naci Abi; hep öğretmen hep öğretmen…

Doktordan beş dakikalığına izin alıp annemin kaldığı odaya girdik. “Öğretmenim” diyerek uzun uzun annemin ellerinden öptü. Annem onu tanıdı mı, emin değilim. Ama Kepir’den bir öğrencisinin geldiğini duyunca zorlanarak da olsa gözlerini açtı, yüzünde bir gülümseme belirdi ve “eksik olma” diyebildi.

İşte Naci Abi, bu beş dakikalık ziyaretin ardından, bana bu sözü söyledi: “Onlar bizim gibi yoksul köy çocuklarını aldılar, adam ettiler. Suat Öğretmen bizim cumhuriyetimizdi.”

Kimsesizlerin kimsesi olan cumhuriyet… Bu cumhuriyetin neferleri olan öğretmenler, derin saygı duyulan öncüler… Atatürk’ün öğretmenleri…

Annem benim için “kimsesizlerin kimsesi” değil; ben kimsesiz değilim. Ama Naci Doğan için öyle. İşte bu yüzden bu tanımı ben yapamıyorum, Naci’ler yapabiliyor. “Suat Öğretmen bizim cumhuriyetimizdi.”

***

Biz Tuzla’nın bir köşesinde kendi küçük dünyamızda bunları yaşarken, Ankara’nın göbeğinde haklarını almak için açlık grevi yapan öğretmenler polis zulmüyle karşılaşıyor, yerlerde sürükleniyor, gözaltına alınıyordu.

Genç cumhuriyet ile kocamış cumhuriyetin öğretmene bakışı arasındaki fark bu kadar belirgin. Öncüler olarak derin saygı duyulan, 75 yıl sonra bile anımsanan öğretmenin yerini meydan dayağı çekilen, yoksulluğa mahkûm edilmiş öğretmen almış. Bugünün Türkiye’sinde öğretmenler “kimsesizlerin kimsesi” olmaktan çıkmış, “kimsesiz” olmuş.

İşte bu yüzden yeni bir cumhuriyete ihtiyacımız var. Haklarını almak için bunca zulme karşı kararlılıkla direnen öğretmenler, yerin 1200 metre altında eylem koyan madenciler, vatanın talan edilmesine karşı direnen köylüler, gençler, kadınlar, tüm emekçiler bu yeni cumhuriyetin tabanıdırlar. Onların ellerinde yükselecek emekçi cumhuriyeti.

Mücadele eden tüm öğretmenlere kucak dolusu sevgiler, saygılar. Onlar bizim cumhuriyetimizdir.