Ana sayfa 199. Sayı Kitapçı Rafı

Kitapçı Rafı

53

Yeryüzünün Ötesi
Charles Wohlforth, Amanda R. Hendrix, Çev. Murat Havzalı, Ginko Bilim, 2020, 348 s.
İnsanlığın uzaya erişimin potansiyeli giderek artarken, uzay bilimlerinin altın çağının eğişine yaklaşılıyor. Yeryüzünün Ötesi, teknolojik hayalleri değil; temellerini insanlığın yaratıcılığı ile maceracılığının yanı sıra uzay yolculuğunun önünde engel oluşturan Challenger faciasından bu yana NASA’ya güçlük çıkaran– bürokratik, politik ve bilimsel gerçekler üzerine kurmayı hedefliyor. Yazarlar, araştırmalarıyla ikna edici bir şekilde insanlığın Güneş Sisteminde, Yeryüzünden gelecek destek olmaksızın yaşama umuduna ilişkin en gerçekçi konumun Mars değil Satürn’ün azottan bir atmosfere ve mevsimler ile sınırsız ve kolay ulaşılabilir enerji kaynaklarına sahip uydusu Titan olduğunu ileri sürüyorlar.

Sınırsız Zihin: Sınırları Aşarak Öğren Yönet ve Yaşa
Jo Boaler, Çev. Zeynep Nur Ayanoğlu, Koç Üniversitesi Yayınları, 2020, 208 s.
İnsan beyni, genetik olarak belirlenmiş, her şeyi değil bazı şeyleri öğrenebilen sabit bir yapı zannedilir. Bu yanlış anlayış insanların hayatlarını yönlendirerek kimilerini matematikten, kimilerini müzikten soğutur. Stanford Üniversitesi’nde eğitim profesörü olan ve onlarca yıl inançların ve önyargının eğitim üzerindeki etkisini inceleyen Jo Boaler, modern nörobilim bulgularına ve eğitim alanında yapılmış onlarca çalışmaya dayanarak bu “sabit beyin” fikrini çürütmeyi amaçlıyor. Sınırsız Zihin’de, en güncel bilimsel bulgular ışığında, öğrenme potansiyelinin kilidini açmak için altı anahtar ortaya koyuyor ve araştırmaları, en yüksek seviyelere ulaşanların herhangi bir beceriye yönelik genetik bir eğilim nedeniyle değil, kitapta ortaya koyduğu anahtarlar nedeniyle bunu yaptığını kanıtlamayı hedefliyor. Yazara göre beynimiz “sabit” değildir; değişim, büyüme, adaptasyon ve yenilenme yeteneğine sahiptir. Herhangi bir yaştaki herkes bir şey öğrenebilir.

Nükleer Kış
Carl Sagan, Çev. Volkan Yazman, Say Yayınları, 2020, 416 s.
Carl Sagan bu kitabında okurlarını bilim-siyaset-askerlik üçgeninde zihinsel düşünmeye davet ediyor. Yazar kitabının konusunu şöyle tanımlamış: Bugün devletler doğrudan çatışmak yerine “vekiller” kullanarak örtülü şekilde savaşıyorlar. İki devlet bir çatışma bölgesinde “dost” gibi davranırken bir başka çatışma bölgesinde “düşman” gibi davranabiliyor. Dost ile düşmanın böyle birbirine karışmasına büyük ölçüde nükleer silahların caydırıcılığı yol açtı. Ama nükleer silahların asıl caydırıcılığı bilginlerin siyasetçileri nükleer silahların dönüp dolaşıp kendi halklarını vuracağına ikna etmesinden ileri geliyor. Sagan ve Turco’ya göre büyük bir nükleer savaş sonrasında, patlamalar ve yangınlardan çıkan devasa miktarda duman, is ve kurum gökyüzünde uzun süre kalarak dünyanın soğumasına sebep olacak. Tarımsal üretim çökecek, bombalardan ve radyasyondan kurtulan insanlar açlıktan, susuzluktan ve salgın hastalıklardan ölecek. Belki insan türü yok olmayacak ama modern uygarlık yıkılacak. Savaşın galibi olmayacak. Onlar bu felakete “nükleer kış” diyorlar.

Görünmeyen Beyin
Tayfun Uzbay, Destek Yayınları, 2020, 472 s.
Psikopatların beyninin karanlık taraflarında neler var? Beynin özgür iradesi var mı? Suçlu mu? Hasta mı? Geleceğin beyin odaklı hukuku: Nörohukuk. Beyin neden ve nasıl hastalanıyor? Tedaviden ne anlamalıyız? Düşünce gücüyle başka beyinleri yönetmek mümkün mü? Yaşadığımız deneyimler beynimizi nasıl değiştiriyor? Beynimizi yeniden inşa etmek mümkün mü? Genetik mirasımız kaderimiz mi? Erkek beyni, kadın beyni: Ne kadar farklı. Bu kitap öncelikle, bilgi kirliliğinin giderek arttığı bir ortamda, beyinle ilgili geçerli bilgilerin yani beynin “görünen yüzü”nün anlaşılır bir dille aktarma; ikinci olarak da beyin konusundaki güncel sorular eşliğinde, hâlâ açıklanamayan tartışmalı noktaları ele alarak bu kez de beynin “görünmeyen yüzü”nü aydınlatma amacını taşıyor.

Zaman Yolculuğu ve Işıktan Hızlı Sürüşler
Allen Everett, Alfa Bilim, 2020, 352 s.
Zamanda ileri geri seyahat etmek ya da yıldızlar arasında kestirme yollardan gitmek gerçekten mümkün olabilir mi? Günümüzün fiziği bu sorulara henüz yanıt veremese de insanlara bazı baştan çıkarıcı olasılıklar sunuyor. Allen Everett ve Thomas Roman okurları zaman ve uzayın şu an itibariyle anladığımız doğası boyunca özlü bir tura çıkararak, uzay ve zamanı istek ve amaçlarımız doğrultusunda değiştirip değiştiremeyeceğimizi sorguluyorlar. Lise cebirinin ötesinde matematik kullanmaksızın Einstein’ın özel göreliliğinin açıklamasını sergileyen yazarlar, zamanda ışık hızından daha hızlı olarak ileri ve geri yolculuklar arasındaki farklara değinip, zamanda geriye gidiş ve ışıktan daha hızlı seyahat etme arasındaki şaşırtıcı kuramsal ilişkiye değiniyorlar.

İtalyan Rönesansı’nın Kısa Tarihi
Virginia Cox, Çev. Cumhur Atay, İletişim Yayınları, 2020, 288 s.
Tarihi, kırılmalarla ve kopuşlarla anlamak kadar sürekliliklerle ve devamlılıklarla okumak da mümkündür. İkisi de kuşkusuz farklı konumlanmalardır ancak bu konumlanmaların birbirini dışlaması “tarihsel” bir zorunluluk değildir. Muhtemel ki, hem bir kopuş hem de bir devamlılık olarak okunabilecek unsurlar, hemen her toplumsal olayda gözlemlenebilir. Virginia Cox’un İtalyan Rönesansı’nın Kısa Tarihi adlı bu kitabı, Rönesans’ı getirileriyle, ideolojik bagajlarıyla, antikite ile olan bağlarıyla, adamları ve kadınlarıyla, toplumsal tip ve sanatçılarıyla, öne çıkan meslek gruplarıyla ele alırken Rönesans’ta “eski” ve “yeni” olanı, işte bu tarihsel titizlikle tarttığını iddia ediyor, genel geçer açıklamaların eksikliklerini sorguluyor.