Ana Sayfa Dergi Sayıları 264. Sayı İran’ın direnişinin açtığı iyimser olasılık

İran’ın direnişinin açtığı iyimser olasılık

5889

Dünya tarihinde dönüm noktası olma potansiyeli taşıyan bir savaşı yaşıyoruz. ABD-İsrail’in tüm güçleriyle çullanmasına karşın İran’ın sağlam direnişi bu savaşa böyle bir nitelik kazandırıyor. Tarih belki bu savaşı (Rusya-Ukrayna cephesi ile birlikte) Üçüncü Dünya Savaşının başlangıcı olarak yazacak. Belki de kendi stratejik çıkarları için dünya savaşını göze alan sınıfların ve devletlerinin bu girişimine dur demenin başlangıcı olarak. Yani İran tüm dünya halkları adına da direnmektedir bugün. Başka bir açıdan bakıldığında “insan unsuru”, insansız teknolojiye karşı direniyor.

Lenin’in savaş-devrim ilişkisi üzerine ünlü önermesi bilinir: “Ya devrim savaşı önler ya da savaş devrime yol açar.” Dünya savaşlarına giden süreçleri göz önüne aldığımızda, savaşları önleyecek devrimlerin oluşmadığını görürüz. Ama önermenin ikinci kısmı doğrulanmıştır. Birinci ve ikinci dünya savaşlarından sonra çok büyük devrimler oluştu ve dünyanın önemli bir bölümü sosyalizmi yöneldi. Çok acılı ve yıkıcı bir yoldur bu, ama emperyalist zincirin zayıflamasının ve kırılmasının başka bir yolunu henüz oluşturamadı insanlık.

Günümüzde insanlık yine bir dünya savaşının eşiğinde. Batı emperyalizminin jandarması ABD, esas olarak Çin’in yükselişini engellemek için büyük bir savaşı kışkırtan adımlar atıyor. İran’a yönelik saldırı bu stratejinin bir adımı. Peki bugün, ABD’nin kışkırttığı bu savaş -bir dünya savaşı aşamasına varmadan- önlenebilir mi, önlenme olasılığı var mı? Yoksa yine görülmemiş yıkıcılıkta bir savaştan sonra mı insanlık yeni bir çıkış yolu bulmaya çalışacak?

Günümüzde bir dünya savaşını devrimlerle veya benzer toplumsal direnişlerle engelleme olasılığı düne göre daha yüksektir insanlığın. Yani Lenin’in önermesinin ilk kısmı, belki de ilk kez gerçekleşebilir. Savaş kışkırtıcıları savaş çıkaramadan tarihe gömülebilirler. İnsanlığın direnişi dünya savaşını önleyebilir. Elbette, savaşlara yol açan kapitalist-emperyalist sistemin tamamen tasfiye edilmesinden söz etmiyoruz¸ o çok daha geniş bir süreç. Sistemin en emperyalist, en faşist kliklerinin tasfiyesinden ve temsilcileri olan sınıfların (küresel burjuvazi) dizginlenmesinden söz ediyoruz. İran’ın direnişi bu iyimser olasılığı artırıyor.

Dünya çapında çok güçlü bir savaş karşıtı kamuoyu var. ABD de dahil olmak üzere Batı ülkelerindeki halklar da, kendilerini etkileyebilecek topyekûn bir savaşa karşılar. Genişleyen bir savaşta kendi ülkelerinin de savaş alanı olabileceğini seziyorlar ve son İran savaşında bu tehlikeyi somut olarak da yaşıyorlar. Öte yandan, Batı toplumları savaşı isteyenin ve kışkırtanın kendi hükümetleri olduğunu ve haklı bir savaş vermediklerini biliyorlar. Savaşçı sınıfların bugünkü temsilcileri (Trump ve Netanyahu), kendi halklarının de önemli bir bölümü dahil olmak üzere tüm dünya halkları nezdinde birer nefret objesine dönüşmüş durumdalar.

Günümüz somutunda Trump ve Netanyahu hükümetlerini devirmekten başka çaresi yok insanlığın. Burada görev en başta ABD ve İsrail halkına düşüyor. Ama tüm dünya toplumlarının, hepimizin bu faşist kliği alt etmek ve dayandıkları insan unsurundan kopmuş sınıfları dizginlemek için yapabileceğimiz şeyler var. İnsanlığın bu büyük kargaşadan -ağır yaralar alsa da- alnının akıyla çıkacağına dair umudumuz artıyor.

***

Türkiye’de muhalif gazetecilere yönelik baskı ve saldırılar giderek artıyor. Son iki örnek DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ’ın cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla, Birgün gazetesi çalışanı İsmail Arı’nın halkı yanıltıcı bilgi yayma suçlamasıyla tutuklanmaları. İki arkadaşımız da emekçi halkın hakkını savunan suç örgütlerine karşı mücadele eden haberlere imza atan değerli gazeteciler. Yanlarındayız. Derhal serbest bırakılmalılar.

Dostlukla kalın.