Ana Sayfa Dergi Sayıları 266. Sayı İnsanı anlamaya çalışan düşünür: Montaigne

İnsanı anlamaya çalışan düşünür: Montaigne

41

Leman Atalay

Michel de Montaigne, 1533 yılında Fransa’da doğar. Varlıklı ve eğitimli bir aile içinde büyür. Çocukluğunda Latince öğrenerek yetiştirilir, daha sonra hukuk eğitimi alır ve Bordeaux Parlamentosu’nda uzun yıllar görev yapar. Devlet düzeninin, kilisenin ve dönemin siyasi yapısının içinden gelen bir isimdir. Ancak bir süre sonra bu hayatın dışına çekilmeye karar verir. Kamu görevlerinden ayrıldıktan sonra ailesinden kalan çiftlik evine çekilir ve kendisini okumaya, düşünmeye ve yazmaya verir. Kendi ifadesiyle amacı, “insanları ve kendisini daha yakından gözlemleyebilmek”tir. Bu karar yalnızca kendi hayatını değil, Avrupa düşünce tarihini de değiştirecek bir sürecin başlangıcı olur.
Montaigne burada dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri kabul edilen Denemeler’i yazmaya başlar. Dünya düşünce hayatına armağan ettiği bu kitap, yalnızca edebiyat tarihinde değil, insanın kendisini anlamaya çalıştığı düşünce tarihinde de önemli bir yere sahip olur. Kitap kısa sürede ortaya çıkmış bir metin değildir. Yaklaşık yirmi iki yıl boyunca yazar, yeniden düşünür, bazı bölümleri değiştirir ve yeni parçalar ekler. Aynı zamanda bu kitap onun tek eseridir.
Denemeler’in edebiyat tarihinde önemli bir yerde durmasının nedenlerinden biri de deneme türünün temelini oluşturmasıdır. Montaigne burada kesin hükümler veren bir yazar gibi davranmaz. Düşüncelerini dener, sorgular, bazen değiştirir. Zaten kitabın adı olan “essai” sözcüğü de “deneme”, yani düşünceyi sınama anlamına gelir.
Yüzyıl Avrupa’sı, Orta Çağ’dan kalan düşünce düzeninin hâlâ etkisini sürdürdüğü bir dönemdir. Kilisenin belirlediği kurallar toplum hayatında güçlüdür. İnsan uzun süre boyunca doğru kabul edilen düşüncelerin dışına çıkmadan yaşamıştır. Ancak bu yüzyılda Avrupa’da başka bir hareket de görünmeye başlar. İnsan aklı, gözlem ve bireysel düşünce daha fazla önem kazanır. Rönesans’la birlikte insan, yalnızca inanması gereken bir varlık olarak değil, düşünen bir varlık olarak da görülmeye başlanır. Montaigne’in yazdığı metin tam bu dönemin içinden çıkar.
Montaigne’in yazdıkları yaşadığı dönemde herkes tarafından olumlu karşılanmaz. Çünkü o, insanı korkularıyla, çelişkileriyle ve değişen düşünceleriyle birlikte anlatır. Kesin doğruların güçlü olduğu bir dönemde bu yaklaşım bazı çevreler tarafından tehlikeli bulunur. Özellikle insanı merkeze alan düşünce biçimi ve sorgulayıcı tavrı, dönemin katı düşünce yapısına ters düşer. Bu yüzden Denemeler yalnızca edebiyat açısından değil, düşünce tarihi açısından da önemli bir kırılma noktası hâline gelir.
Denemeler bugün hâlâ etkisini koruyorsa bunun önemli nedenlerinden biri, insanı hazır yargılar üzerinden anlatmamasıdır. Montaigne insanı kusursuz bir varlık gibi göstermez. İnsan bazen korkar, bazen karar değiştirebilir, bazen kendi düşüncesinden bile kuşku duyabilir. Kitap boyunca bu değişen insan hâli görünür durumdadır.
Montaigne’in metninde dikkat çeken şeylerden biri de insanı doğrudan hayatın içinden ele almasıdır. Ölüm, dostluk, yalnızlık, eğitim, korku ve inanç gibi konular kitap boyunca sürekli yer alır. Ama bunlar bir ders verir gibi anlatılmaz. İnsanların bu durumlar karşısında nasıl davrandığı gösterilir.
Ölüm üzerine yazdığı bölümlerde bunu açık biçimde görmek mümkündür. Ölümü açıklamaya çalışmaz. İnsanların ölüm karşısındaki davranışlarına bakar. Kimi korkar, kimi düşünmek istemez, kimi kabullenmeye çalışır. Montaigne burada insanın gerçek hâlini göstermeye yönelir.
Dostluk konusunda da benzer bir yaklaşım vardır. Dostluğu kusursuz bir ilişki gibi anlatmaz. İnsanların neden birbirine ihtiyaç duyduğunu göstermeye çalışır. Bu yüzden dostluk kitapta yalnızca güzel bir duygu olarak yer almaz; insanın yalnızlık duygusuyla birlikte düşünülür.
Yalnızlık, Denemeler boyunca önemli bir yerde durur. İnsan kalabalığın içindeyken başka, kendi başına kaldığında başka düşünebilir. Montaigne özellikle insanın kendiyle baş başa kaldığı anlara dikkat çeker. Çünkü insanın kendisini en açık biçimde gördüğü yerlerden biri burasıdır.
Eğitim üzerine yazdıkları da yaşadığı döneme göre dikkat çekicidir. Ezberleyerek öğrenen insan yerine düşünen insanı önemser. Bilginin yalnızca aktarılması yeterli değildir. İnsan öğrendiği şeyi anlamalı ve kendi düşüncesinin parçası hâline getirmelidir. Bu yaklaşım bugün bile güncelliğini koruyan bir eğitim anlayışına yakındır.
İnanç konusunda ise farklı toplumların ve farklı dönemlerin aynı sorulara başka cevaplar verdiğini gösterir. Bu yüzden tek bir düşünceyi tartışılmaz doğru gibi sunmaz. İnsan düşüncesinin değişebileceğini kabul eder.
Denemeler boyunca Montaigne kendisini de metnin dışında tutmaz. Kendi korkularını, değişen fikirlerini ve kararsızlıklarını doğrudan yazar. Bu durum kitapta kusursuz bir insan değil, düşünmeye devam eden bir insan ortaya çıkarır.
Montaigne’in sık sık kullandığı “Ne biliyorum?” sorusu da kitabın temel duygusunu gösterir. Bu soru yalnızca bilgiyle ilgili değildir. İnsan bazen kendisini bile tam olarak anlayamaz. Kitap boyunca hissedilen kuşku biraz da buradan gelir.
1940’lı yıllarda Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel döneminde yürütülen Dünya Klasikleri çeviri çalışmaları kapsamında Denemeler Türkçeye kazandırılır. Fransızca aslından derleyerek çeviren Sabahattin Eyüboğlu, eseri dönemin kültür politikası içinde doğrudan Klasikler Dizisi’ne dahil edilen metinlerden biri olarak Türkçeye aktarır.
Bugün aradan dört yüz yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen kitabın hâlâ okunmasının nedeni de budur. İnsan değişse bile insanın temel meseleleri çok fazla değişmez. Korku, yalnızlık, ölüm, dostluk, inanç ve kendini anlama isteği farklı dönemlerde yeniden ortaya çıkar. Montaigne’in metni de bu yüzden yaşamaya devam eder.

– Denemeler, Michel de Montaigne, Çev. Sebahattin Eyüboğlu, 2006, 344 s.