Ana Sayfa Bilim Gündemi Kayıp bezelye tanesi

Kayıp bezelye tanesi

210

Ender Helvacıoğlu

Eminim sizin de başınıza gelmiştir: Ayıklarken mutlaka birkaç bezelye tanesi elinizden fırlar, yere düşer. Bunlardan çoğunu arar bulursunuz ama bir tanesi çıldırtıcı biçimde kendini saklamayı başarır.

Yaz aylarında pazardan birkaç kilo bezelye, barbunya ve ispir fasulyesi alırım. Bunları ayıklayarak kışın yemek üzere derin dondurucuda depolarım. İşte yukarıda sözünü ettiğim olaylar bu ayıklama faaliyeti sırasında yaşanır.

Barbunya ve ispir fasulyesi taneleri elipsoit formuna daha yakındır. Yere düştüklerinde izleyecekleri yol bezelye tanelerine göre daha tahmin edilmezdir ama fazla uzağa gidemezler. Bezelye taneleri ise küre formuna yakındır ve uzun yol alabilirler. Benim deneyimim, yere düşen barbunya ve ispir fasulyesi tanelerini daha kolay bulduğum, bezelye tanelerinde ise daha fazla zorlandığım yönünde.

Şöyle bir takıntım da var: Yere düşen bezelye tanesi mutlaka bulunmalıdır ve arkadaşlarının arasına katılmalıdır. Bulamazsam rahat edemem, rüyalarıma girer.

Bezelye tanesinin nereye gidebileceğine ilişkin tezler üretip hesaplamalar yapmaya çalışırım. Karşıdaki divanın altına mı girdi? Orada yoksa arkadaki kitaplığın altına yuvarlanmış olabilir. Şuraya çarpmışsa nereye gider? Balkona kadar uzanmış olabilir mi? Ararım, ararım, bulana kadar ararım…

Bir keresinde gece yarısına kadar evin her tarafını didik didik ederek aradığım, sonunda bulamayıp pes ettiğim bezelye tanesini sabah uyandığımda yatağımda bulmuştum. Eşofmanımın cebine girdiğini ve yatağa kadar böyle geldiğini tahmin ediyorum. Bu çıldırtıcı deneyimden sonra yeni olaylarda aramaya ilk olarak kendi üzerimden ve ceplerimden başlıyorum.

Şimdiye kadar bulamadığım tek bir bezelye tanesi oldu. Günler boyu aradım. Evin tüm odalarının her köşesi, balkon, çekmeceler, tüm giysilerin cepleri, koltuğun, divanın, yatağın araları, ayakkabı ve terliklerin içleri, tuvalet, küvet, yok yok yok… Bir şekilde gitmiş olabilir diye apartmanın dışını, hatta dergi bürosunu bile aradım. Yok! Bulamadım.

Çeşitli tezler geliştirdim. Lavoisier’nin kütlenin korunumu yasasına aykırı bir durum olamaz. Kapalı bir sistemde madde yoktan var edilemez, vardan yok edilemez; sadece başka maddelere dönüşür. Acaba bizim bezelye tanesi başka bir maddeye mi dönüştü? Örneğin üstüne bastım ve ezdim, halıya mı yapıştı? Ama izinin bulunması gerek; hiçbir iz bulamadım.

Evdeki bir haşere bezelye tanesini alıp yemiş olabilir mi? Ama benim evde bezelye tanesini yiyecek bir haşere yok. Evin faunasında benim dışımda zaman zaman ortaya çıkan küçük karıncalar ve “Entel” adını taktığım saygın dostum ev örümceği (Holocnemus pluchei) var. Bunların bir bezelye tanesini yok edebileceklerini sanmıyorum. Ama yine de örgütlü güç karıncalardan şüphe etmiyor değilim.

Sonunda şöyle bir tezde karar kıldım: Benim kayıp bezelye tanesi, hoplayıp zıplayıp ayıkladığım bezelyeleri koyduğum kabın içine düştü, yani yeniden arkadaşlarıyla buluştu, bu nedenle onu bulamıyorum. Böyle bir şeyin olma ihtimalinin sıfıra yakın olduğunu biliyorum ama bu tez beni rahatlatıyor.

Bezelye tanesi deyip geçmeyin, insanı çıldırtabilir.

***

Bezelye taneleri ile kafayı bozan sadece ben değilim. Hans Christian Andersen’in “Prenses ve Bezelye Tanesi” masalı vardır örneğin. Oğluna evlenebileceği uygun bir prenses arayan Kraliçe, gelin adayı bir genç kadını sınamak için, yirmi şilte ve yirmi yorganla kaplı yatağın en altına bir bezelye tanesi koyar. Sabah genç kadın oldukça huzursuz bir gece geçirdiğini, yatakta onu rahatsız eden bir şey yüzünden uykusuz kaldığını anlatır. Kraliçe ancak gerçek bir prensesin bu kadar narin olabileceğini düşünerek kadının gerçekten bir prenses olduğu sonucuna varır. Prens ve prenses evlenirler ve mutlu bir hayat sürerler. Hikâye, bezelyenin bir müzeye yerleştirilmesiyle sona erer.

Andersen, aristokrasiye atfettiği duyarlılığı fazlaca abartmış; bezelye tanesini ise küçümsemiş. Keramet prensesin narinliğinde değil, bezelye tanesinin hareket yeteneğinde olabilir. Gece boyunca prensesin uyku sırasında yaptığı hareketler sonucu o bezelye tanesi yirmi katlı yorganı aşıp yüzeye çıkıp kızı gerçekten rahatsız etmiş olabilir. Bence bu, aristokrat duyarlılığının yirmi kat yorgan altındaki bezelye tanesini hissedebilmesinden daha güçlü bir olasılık.

Masal sonunda bezelye tanesinin müzeye yerleştirilmesi ise Andersen ile ortak duygumuz. Ben de o kayıp bezelye tanesini bulabilseydim, evde kendi çapımda oluşturduğum müzenin nadide bir köşesine koyardım.

Andersen’in bir bezelye masalı daha var (dedik ya bezelyelere takık): “Beş Bezelye Tanesi”. Aynı kabuk içinde büyüyen beş bezelye tanesinin kabuktan çıktıktan sonra gittikleri yerlerle ilgili. Fazla ilgimi çekmedi doğrusu; isteyen araştırıp okuyabilir.

***

Bezelyelerin bilimde de önemli bir rol oynadığı hepimizin malumu: Mendel’in bezelyeleri. Kalıtım biliminin öncüsü rahip Mendel, evinin bahçesinde yetiştirdiği bezelyelerin ebeveynlerine benzediğini düşünmüş. Doğrusu bu da en az Andersen’in masalındaki prenses narinliği denli ilginç bir fikir. Mendel bu fikir doğrultusunda bezelyeler üzerinde deneylerine başlamış, uzun yıllar boyu çalışmış. Ulaştığı sonuçlar yaşadığı dönemde fazla ilgi görmemiş. Fakat 30 yıl sonra, 20. yüzyılın başlarında yapılan yeni deneyler, Mendel’in bulgularını doğrulamış ve modern genetik dönemi başlamış. Mendel’in öne sürdüğü ilkeler, biyolojinin temellerinden biri haline gelmiş.

Bu da bir tür 30 yıl sonra bulunan kayıp bezelye tanesi öyküsü…

***

Herkesin bir kayıp bezelye tanesi vardır.

Arayıp bulduklarınız… Arayıp da bulamadıklarınız… Aramayıp bulduklarınız… Kaybettikleriniz… Kaybettiğinizi fark etmedikleriniz… Bulduğunuzu bile fark etmedikleriniz… Kaybettiğinizi ancak bulduğunuzda fark ettikleriniz… Coşkularınız veya pişmanlıklarınız; belki ikisi birden… Hedefleriniz, özlemleriniz, ütopyalarınız… Başarılarınız, katkılarınız… Hatalarınız, yanılgılarınız, yaralarınız… Hovardalıklarınız, geç kalmışlıklarınız…

Kayıp bezelye tanesi bir yanıyla karadelik gibi bir şeydir. İnsanı çıldırtır, yutar. Ama bir yanıyla da yoldur, geleceğe uzanımın simgesidir, buluş aşkıdır, emektir.

Kayıp bezelye taneniz, belki de tek mirasınızdır.