Ana Sayfa Dergi Sayıları 262. Sayı Okumaya baştan da başlanabilir sondan da…

Okumaya baştan da başlanabilir sondan da…

5930

Dünyanın, bölgemizin ve ülkemizin bu kaotik ve çatışmalı sürecinde saf bilim okurların ne kadar gündeminde bilemiyoruz, ama elinizdeki sayıda bu tür makaleler ağırlık taşıyor. Bilim ve Gelecek okurları politik gelişmelere duyarlı insanlar; fakat sonuçları itibarıyla politik süreçleri etkileyecek olan bilimsel-teknolojik gelişmeleri de takip etmek isterler.

Bu sayının kapak dosyasındaki yapay zekâ ile ilgili iki yazı sadece bilgilendirici değil, aynı zamanda düşündürücü makaleler. “Bilişim Dünyası” bölümümüzü hazırlayan İzlem Gözükeleş, çok ilginç bir konuyu ele alıyor. Bir “yapay genel zekâ testini” okurlara aktarıyor. Makalede, bir yapay zekâ sisteminin insanlardaki geniş yetenek yelpazesine gerçekten sahip olup olmadığı, çok çeşitli boyutlarıyla sistematik biçimde inceleniyor. Sonuçları merak ediyorsanız, yazıyı dikkatle okuyun. Yapay zekâ ile ilgili ikinci yazı Cem Oran imzalı. Çin’in yapay zekâ modeli olan DeepSeek uzmanlarının, yapay zekâ araştırmalarında temel sorunlardan biri olan, bilginin işlenmesi sürecinde anlamın bozulmadan korunması problemine getirdiği zarif ama etkili bir çözüm ele alınıyor. Bilişim alanındaki uluslararası rekabetin boyutlarına ilişkin önemli bir yazı.

Prof. Dr. Sedat Ölçer’in “Yaşamın moleküler yapısını yeniden kurgulamak: Ayna yaşam” başlıklı makalesini özellikle öneriyoruz. Yazı, yaşamın kökenindeki gizemleri aydınlatma yönünde yeni bir bakış açısını sunuyor; “ayna yaşam” kavramını açıklıyor. Öte yandan “yapay aynı yaşam” yaratma çalışmalarının olumlu ve olumsuz (riskli) taraflarını tartışıyor. Sadece biyoloji ile ilgilenenlerin değil tüm bilim okurlarının merakla ve ilgiyle okuyacakları bir makale.

Sevgi Çemberci’nin “Hilbert ve Minkowski: Elma ağacından uzay-zamana uzanan bir dostluk” ve Mehmet Sakınç’ın “Botaniğin parıldayan yüzleri: Joseph Banks ve ekibi” başlıklı makaleleri, bilimsel gelişmelerin nasıl zorlu çalışmalarla oluştuğuna ilişkin çok güzel bilim tarihi yazıları. Berk Niyazi Aydın, Ivan Illich’in 1975’te yayınlanan Tıbbın Nemesisi adlı eserinde tıp sistemine getirdiği radikal eleştirileri günümüzün verileriyle inceliyor ve kapitalist sağlık, gıda ve tarım sisteminin olumsuz sonuçlarını çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriyor. Nayim Gül’ün, Balkanlardan Anadolu’ya, Azerbaycan ve Ermenistan’dan Orta Asya’ya uzanan coğrafyalarda Köroğlu efsanelerini incelediği makalesi tipik bir Bilim ve Gelecek yazısı.

Elinizdeki sayıya ilişkin sunuşumuzu bitirmeden önce “Kitapçıl” ve “Forum” bölümlerimize dikkatinizi çekmek istiyoruz. Kısa ama güçlü makalelerden oluşan bu bölümler, bazı okurlarımızı dergiyi okumaya sondan başlamaya teşvik ediyor. Bu yöntemi özellikle bu sayıda izleyebileceğinizi rahatlıkla söyleyebiliriz.

Geçtiğimiz sayıya göre (Ocak sayısının kapağı “Cumhuriyet’in çözülüş süreci” başlıklı hacimli çalışma idi) biraz bilim ağırlıklı bir dergi oldu ama politika ve uluslararası siyaset alanlarında dosyalar hazırladığımızı da söyleyelim. ABD emperyalizmini ve Çin’i inceleyen dosyalar için çalışmalarımız sürüyor.

Dostlukla kalın…