Ana Sayfa Dergi Sayıları 265. Sayı Toplumu, vatanı ve emeği korumak

Toplumu, vatanı ve emeği korumak

5397

Tek tek fark ettiğimizde kızıyoruz, lanet ediyoruz: Kaz Dağları’nda siyanürlü altın madenciliği yüzünden yaşanan doğa katliamı, Akbelen’de zeytinliklerin yok edilmesi, Erzincan-İliç’teki maden faciası, Cerattepe’de yaşanan ekolojik cinayet… Fakat bunlar ve benzerlerinin toplu halde görülmesi bir başka etki yapıyor, insanı şok ediyor. Vatanın neredeyse elden gitmiş olduğunun ayırdına varıyoruz.

TEMA Vakfı’nın çalışmalarına göre 24 ilimiz yaklaşık 20 bin maden ruhsatına bölünmüş durumda. Bir kısmı arama ve işletme safhasındayken önemli bir kısmı ihale edilmeyi bekleyen ruhsatlar. Bu 24 ilin ortalama ruhsatlılık oranı yüzde 63. Yani bu illerimizin yüzölçümlerinin neredeyse üçte ikisi ipotek altında. İşletme safhasındaki ruhsatların en yoğun olduğu yerler, Muğla, Sivas ve Kaz Dağları yöresinin Çanakkale-Balıkesir illeri. Buralarda yaşanan tahribatın düzeyini biliyorsunuz; ayrıntıları kapak dosyamızda okuyacaksınız. Arama ruhsatları ise Siirt- Şırnak-Batman, Eskişehir ve yine Çanakkale-Balıkesir illerinde yoğunlaşıyor. Ruhsatların en yoğun olduğu il, %92’si madenlere ruhsatlı olan Kütahya. Kütahya’yı, Çanakkale-Balıkesir (%79) ve Uşak (%80) illeri izliyor. TEMA Vakfı’nın incelediği illerde bulunan ormanların ortalama %60’ı, tarım alanlarının ortalama %57’si, meraların ortalama %55’i, korunan alanların ortalama %57’si, potansiyel koruma alanı olması gereken alanların (önemli doğa alanı) ortalama %63’ü madenlere ruhsatlı. Bu veriler, Türkiye’nin doğal, ekonomik ve kültürel olarak her türlü değerinin, madencilik faaliyetlerinin inisiyatifine bırakıldığını gösteriyor.

Kısacası inanılmaz bir yıkım ile karşı karşıyayız. Ülkemiz toprakları küresel madencilik şirketlerine ve onlarla işbirliği içindeki yerel şirketlere peşkeş çekilmiş durumda. Bu yıkıma izin veren, önünü açan da mevcut iktidar. Bilim ve Gelecek’in elinizdeki sayısında Hüseyin Karakuş bu vahşi düzeni ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor ve tahribatın en yoğun olduğu yöreleri tek tek inceliyor. İbretle ve öfkeyle okunmalı.

***

Doğamız, topraklarımız, zeytinliklerimiz elden gidiyor; peki çocuklarımız, toplumumuz? Bir çocuğun silahla okul basıp 9 kişiyi öldürmesini şok olmuş bir halde tartıştık geçtiğimiz ay. Her kafadan bir ses çıktı. Saldırgan çocuğun psikolojisi, oynadığı bilgisayar oyunları, dijital platformlardaki karanlık örgütlenmelerle ilişkisi, babanın etkisi, şiddeti kutsayan televizyon dizileri, okullardaki güvenlik eksikliği vb. nedenler arasında sayıldı. Elbette hepsinin etkisi vardır. Ama konuya bilimsel ve kuramsal olarak yaklaşmak ve bunların ışığında tedbirler önermek noktasında zayıf olduğumuz ortaya çıktı. Kahramanmaraş’taki olay bir uç örnekti, ama tekil bir olay değildir. Bunun kadar yıkıcı olmayan, dolayısıyla gündeme gelmeyen sayısız olay yaşanmaktadır okullarımızda. Demek ki toplumsal bir sorun ile karşı karşıyayız. Bu sayıda Hasan Aydın, okul şiddeti konusundaki literatürü inceliyor ve dünyada geliştirilmiş çeşitli kuramları ele alıyor. Okul şiddeti meselesinin çok boyutlu ve çok katmanlı bir doğası olduğunu bilmek, şiddeti anlamak ve önleyici yaklaşımlar geliştirmek bakımından önemlidir. Bu makalenin dikkatle ve tartışarak okunmasını öneriyoruz.

***

Dergimiz matbaaya giderken Eskişehirli madencilerin mücadelesi devam ediyordu. Emeği ve vatanı korumanın bugünkü öncüleridir onlar. Bilim ve Gelecek olarak, başta direnen madencilerimiz olmak üzere tüm emekçilerin 1 Mayıs Birlik, Dayanışma ve Mücadele Gününü kutluyoruz.

Dostlukla kalın…