Ana Sayfa Dergi Sayıları 265. Sayı Uzaklarda arama… Keşfedilmemiş doğa, yanı başında

Uzaklarda arama…
Keşfedilmemiş doğa, yanı başında

3027

Nalan Mâhsereci

Biliminsanları dünya üzerinde halihazırda bulunan türlerin henüz yüzde 20 kadarını tespit ettiğimizi tahmin ediyor; geride tanımlanmayı bekleyen yüzde 80 var!(1) Bildiğimiz tür sayısı aşağı yukarı 2 milyon(2) olduğuna göre, gezegeni paylaştığımız yaklaşık 8 milyon canlı türünden bihaberiz demektir. Heyecan verici!

Biyologlar bu duruma “taksonomik yetersizlik” diyor. Canlıları bilimsel olarak tanımlamada, farklılıklarını ve benzerliklerini ortaya koymada, sınıflandırmada eksiklerimiz büyük. Ekosistem analizlerimiz yarım, biyoçeşitliliği kavrayışımız güdük; çeşitliliğin nasıl, ne yönde azaldığının bilgisine de vakıf değiliz. Bir de bu var tabii; dünya üzerinden gelip geçmiş, bugün artık temsil edilmeyen türler. Paleontologlar, Dünya’da yaşamın ortaya çıktığı 4,5 milyar yıldan beridir yaşamış türlerin yüzde 99’unun yok olduğunu tahmin ediyor!(3) Doğanın tür öğüten çarkına bakar mısınız! Değil tek tek bireylerin yaşamını, türleri bile tarihin derinlerine gömüyor. Ne yazık ki insan doğaya baskın tür haline geldiğinde, durum iyice vahimleşiyor. Günümüzdeki yok oluş oranları, insan etkisi olmadan beklenen yok oluş oranlarıyla karşılaştırıldığında, türlerdeki yok oluş hızının, onlarca ila yüzlerce kat (bazı gruplarda daha da fazla) arttığı görülüyor. Bazı türler, daha biz onları tanıyamadan yok olacak…

Henüz tanımadığımız türlerin büyük bölümü, mikroorganizmalar, böcekler ve derin deniz canlıları sınıflandırmalarında yer alıyor. Kolayına temas edilemeyecek, gözle görülemeyecek ya da ayırt edilmesi zor olanların keşfinin sonlara kalmış olması beklenebilir bir durum. Son yıllarda kimi biliminsanları, yetişmiş uzman niceliğiyle altından kalkılamayacak taksonomik yetersizlikle baş edebilmek için amatör doğa araştırmacılarını işbaşına çağırıyor. Doğa koruma biyoloğu Thor Hanson, Yanı Başımızdaki Doğa adlı kitabında, dijital ortamlarda örgütlenen, uzmanlar ve gönüllü katkılarını bir araya getiren oluşumlardan söz ediyor: SciStarter, Zooniverse, BioSCAN, BugGuide, eBİRD, GLOBE Observer, iNaturalist bunlardan bazıları. Yeni türlerin tanımlanması ve biyolojik sınıflandırmada yerli yerine oturtulması elbette uzmanlık gerektiriyor; ama isteyen herkes sürecin ilk adımı olan gözlemlerin yapılmasına ve verilerin toplanmasına yardım edebilir. Nitekim lise öğrencisi, çiftçi, emekli ya da işinde gücünde olan amatörlerce keşfedilen yeni mantar türleri, sinekler, böcekler olmuş. Bilimi bir anlamda demokratikleştiren, tabana yayan bu organizasyonlar için “vatandaş bilimi” diye bir terim icat edilmiş.  Terimin isabetliliği tartışmalı.

Şehir içi yeşil alanlarda bile yüzlerce tür bulunabiliyor ve bunların bazıları pekâlâ kayda geçirilmemiş olabilir. Örneğin sinekleri kaplayan Diptera takımı içinde 160 bin tür var, ama keşfedilmeyi bekleyen tür sayısının bunun on katı kadar olduğu düşünülüyor.(4) Bahçenizde yeni bir sinek türü keşfetmeniz işten bile değil… Elbette, bir vuruşta duvara yapıştırdığımız, kendimizden katbekat aşağıda gördüğümüz bir canlıya, bir biyoloğun derin ilgisiyle bakmayı öğrenmemiz gerekiyor her şeyden önce… Thor Hanson, Yanı Başımızdaki Doğa kitabında, Marcel Proust’un, özetlenmiş haliyle, “Gerçek bir keşif yolculuğu için yeni yerler görmek yetmez, yeni gözlerle, başkasının gözleriyle görmemiz gerekir” sözlerini düstur edinmemizi öneriyor. Şehir içindeki yeşil alanlara, arka bahçelerimize, parklara durup baktığımızda, tekrar tekrar baktığımızda ve en iyisi bir biyoloğun, hatta dikkati henüz kalıplanmamış bir çocuğun gözleriyle bakmaya çalıştığımızda, gördüklerimizin ne kadar zenginleşebileceğini kendi deneyimiyle örnekliyor.

Benim deneyimim de bu yönde. Günlük mesaimin stresine dalmadan önce, dikkatimi, evle eczane arasında yürüdüğüm yolun rasgele kısımlarına dağılmış, yapılandırılmış ya da yapılandırılmamış doğa adacıklarına, bitkilere, çiçeklere veriyorum. Yavaşlamama yol açan, beni günün zorluklarına hazırlayan bir ilgi bu. Zihnimi düzene koyuyor ve dinginleşmemi sağlıyor. Her geçen gün yeni bitki topluluklarını ayırt ediyorum; mevsimden mevsime değişimleri izliyorum; kişisel keşiflerde bulunmanın keyfine varıyorum.

Son yıllarda yapılan çalışmalar, biyoçeşitliliğin ekosistemlere üretkenlik ve sağlamlık getiren bir olgu olduğunu gösteriyor. Hanson yanı başımızdaki canlıları tanımanın ötesine geçip, biyoçeşitliliği korumaya ve iyileştirmeye çalışmamızı da salık veriyor. Hepimizin uygulayabileceği türden küçük çabaların da türsel çeşitliliğin korunmasına katkı sağlayabileceğini anlatıyor. Kullanmadığımız ışıkları söndürmek ya da perdeleri kapalı tutmak gibi. Yapay ışığa doğru çekilen, pencereye yapışıp kalan böcekler, zaten kısacık olan, yayılmaya ve eş bulmaya ayırmaları gereken ömürlerini ışığa kapılmış olarak tüketiyorlar. Bu böceklerin yaklaşık üçte biri sabahı görmüyor ve her gece tekrar eden kayıplar kritik hassasiyetteki türleri siliyor, yerel çeşitliliği düzenli olarak zayıflatıyor.

Devlet eliyle, hektarlarca ormanlık alanın uluslararası maden şirketlerine devredildiği, binlerce yıldır bulunduğu habitatın belirleyici öğelerinden olagelmiş zeytinliklerin talan edildiği, yaşamları yok eden siyanürün kontrolsüzce çevreye yayıldığı, yeşil alanların dımdızlak edildiği bir ülkede, bu tür öneriler kulağa naif gelebilir; farkındayım. Doğa için mücadele etmek demek, en çıplak haliyle, kârı yaşamı değersizleştirecek kadar önceleyen bir düzenle mücadele etmek demek. Emperyalist talancılarla ve yerli işbirlikçileriyle. Ama doğayla kurduğumuz ilişkiyi dönüştürebilmek için büyük ölçekli karşı çıkışlar kadar, kültürel bir dönüşeme de gerek olduğunu düşünüyorum. Görmeyi ve keşfetmeyi, korumayı ve iyileştirmeyi öğrenmeli; bunları bireysel bir tutum olarak edinmenin yanı sıra, kolektif talepler olarak da dile getirmeliyiz. Bilginin insanlığa güç sağladığı açık; mesele artık o gücü, yaşamı tüm zenginliğiyle kucaklayacak bir sorumlulukla kullanacak bir düzene geçebilmekte. Hâlâ umut varken…

DİPNOTLAR
1) Thor Hanson, Yanı Başımızdaki Doğa, Metis Bilim, Haziran 2025, s.68.

2) “Two million species catalogued by 500 experts”; https://www.nature.com/articles/d41586-022-00010-z

3) https://enviroliteracy.org/do-paleontologists-estimate-that-99-of-all-species-that-have-ever-existed-are-now-extinct

4) Hanson, age, s.61.