Ana Sayfa Dergi Sayıları 262. Sayı Kitapçı rafı

Kitapçı rafı

3387

Dev Kentlerin Sessiz Krizi: Atıklar
Kolektif, Çizgi Kitabevi, 2026, 640 s.
Kentsel katı atık yönetimi, günümüz kentlerinde çevresel sürdürülebilirliğin, kaynak verimliliğinin ve yönetişimin kesiştiği temel politika alanlarından biridir. Hızlanan kentleşme, artan tüketim ve iklim krizi baskısı, atık yönetimini teknik bir hizmet alanının ötesine taşıyarak kentlerin çevresel performansını doğrudan etkileyen stratejik bir mesele hâline getirmiştir. Bu bağlamda kentsel katı atık yönetimi, sürdürülebilir ve dirençli kentlerin inşasında belirleyici bir role sahiptir.

Eserde, altı kıtadan yirmi metropolün deneyimleri ele alınmakta; kentsel katı atık yönetiminin farklı yönetsel, ekonomik ve toplumsal bağlamlarda aldığı biçimler karşılaştırmalı bir çerçevede sunulmaktadır. İncelemeler, tekil uygulamaların ötesine geçerek kurumsal kapasite, teknolojik altyapı, finansman mekanizmaları ve katılım düzeylerinin kent ölçeğinde nasıl ayrıştığını görünür kılmaktadır. Kent örnekleri, entegre yaklaşımların olanakları ile sınırlılıklarını birlikte değerlendirmeye imkân tanımaktadır. Kitap, Türkiye’de kentsel katı atık yönetiminin geçirdiği dönüşümü dünya genelindeki farklı metropol deneyimleriyle ilişkilendirerek ele almakta ve alana eleştirel bir perspektif sunmaktadır. Bu yönüyle eser, kentsel katı atık yönetimi literatüründeki güncel tartışmalara teorik ve uygulamaya dönük bir zemin kazandırmaktadır.

Bilim Din ve Yaşam Üzerine Duşunceler
Albert Einstein, Çev. Sinan Köseoğlu, Say Yayınları, 2026, 256 s.
Albert Einstein Pisagor, Aristoteles, Batlamyus, Kepler, Kopernik, Galileo ve Newton’dan sonra gelen en büyük fizikçi oldu. Bilimde en önemli şeyin hayal gücü ve inanç faktörü olduğunu söyleyerek bilimcileri; sosyalizmin insanlığın geleceği olduğunu söyleyerek siyasetçileri; iktisadi sorunlara önerdiği çözümlerle ekonomistleri; kendisi de bir pasifist olmasına rağmen, bir atom bombası yapılması tavsiyesiyle ortaya çıkarak savaş karşıtlarını şaşırttı. Uzay ile zamanın, madde ile enerjinin apayrı şeyler olmayıp bir süreklilik oluşturduklarını ortaya koyan çığır açıcı keşifler yapabilmesi de beyninin şaşırtıcı ölçüde farklı biçimde çalışması sebebiyle mümkün oldu. Çağdaşları arasında benzersiz ve üstün bir yere sahipti. En büyük, en zeki, en popüler ve en sevimli bilim insanlarından biriydi.

Günlük Hayatta Moleküller: Dünyamızın Yapıtaşları
Anouk Lubbe, Alfa Yayıncılık, 2026, 264 s.
Moleküller kelimenin tam anlamıyla her yerdedir. Çevremizdeki her şeyi oluştururlar ve bizler de bu süper küçük yapı taşlarından oluşuyoruz. Bu kitapta Nobel ödüllü Ben Feringa ve meslektaşı kimyager Anouk Lubbe, çevremizdeki en önemli molekülleri ele alıyor. Kitapta giysilerimizdeki moleküller, meşrubatlardaki maddeler, vücudumuzdaki amino asitler, grafenin mucizevi özellikleri, bizi sarhoş eden, neşelendiren veya hasta eden moleküller, lastiklerimizin sentetik kauçuğu melanin pigmenti hakkında bilgiler yer alıyor. Günlük hayatımızda karşılaştığımız moleküller hakkında zengin resimli, çok anlaşılır bir kitap.Bu kitap, yeni yapıların sentezleri aracılığıyla tanıtılma şekli nedeniyle en çok organik kimyagerlerin ilgisini çekecektir, ancak moleküler yapılara aşina olan diğer bilim adamları için de yararlı bir giriş niteliğinde olacaktır.

Roma Döneminde Anadolu’nun Farklı Geçmişleri – Yorumcular İzler Ufuklar
Felipe Rojas, Koç Üniversitesi Yayınları, 2026, 328 s.
Felipe Rojas, bu kitapta, Roma döneminde Anadolu sakinlerinin kendilerinden önce bu bölgede yaşamış medeniyetlerin fiziksel izleriyle girdikleri etkileşimi ele alıyor. Rojas’ın bir araya getirdiği gerek malzemeye dayalı gerek yazılı kanıtlar ışığında, klasik dönem öncesi kalıntılara duyulan ilginin ve bu konulardaki bilginin ne kadar derin ve yaygın olduğunu görüyoruz. Roma döneminde Anadolu’da yaşayan insanların geçmişin kalıntılarıyla kurdukları etkileşim birçoğu için hayatın önemli bir parçasıydı. Bu etkileşim, tunç ve demir çağına ait yazıtların çevirisinden tarihöncesi höyük ve arkaik heykellerin de aralarında bulunduğu anıt ve nesnelerin fiziksel manipülasyonuna kadar değişen niteliklerde olabiliyordu. Hatta zaman zaman antik eserlerin kopyalarının üretilmesi bile söz konusuydu. Roma dönemi Akdeniz’inin arkeolojisi ve tarihine yeni bir bakış açısı getiren bu kitap, aynı zamanda hafıza arkeolojisi ve antropolojisine yenilikçi bir katkı sağlıyor. Titiz saha araştırmalarına, zengin görsel malzemeye ve disiplinlerarası bir yaklaşıma dayanan çalışma, hem klasik arkeoloji hem de kültürel miras araştırmalarıyla ilgilenen okurlar için temel bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor. Rojas, Anadolu topraklarının geçmişle diyalog kuran sakinlerini anlatırken, bizi hem arkeolojinin hem de insan hafızasının derinliklerine doğru benzersiz bir yolculuğa çıkarıyor; okura geçmişle kurulan ilişkinin, kimliğin ve hatırlamanın öyküsünü anlatıyor. Felipe Rojas, Brown Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde öğretim üyesidir.