Ana Sayfa Dergi Sayıları 263. Sayı Kitapçı rafı

Kitapçı rafı

3614

Antropolojiye Giriş Dersleri – Geleceğin Antropolojisi İçin On Bir Ders
Alper Sezener, Kabalcı Yayınevi, 2026, 208 s.
Antropoloji yalnızca “egzotik” ya da “marjinal” toplumları inceleyen bir bilim değil, aynı zamanda dünyaya bakışımızı dönüştüren bir düşünme biçimidir. Antropolojiye Giriş Dersleri, sizi evrimci antropolojiden postmodern eleştirilere, sembolik yorumlamadan dijital etnografiye uzanan entelektüel bir serüvene çıkarmayı amaçlıyor. Kitap, kesin cevaplar yerine sorular sormayı, tanıdık olanı yabancılaştırmayı, kendi kültürümüzü başka dünyaların aynasında yeniden görmeyi öğretiyor. Geertz’in “yoğun betimlemesi”nden Derrida’nın yapısökümüne, Turner’ın ritüel teorisinden Clifford’un temsil krizine kadar antropolojinin dönüm noktalarını keşfini vaat ediyor.

Yapay Zeka Çalışmaları
Kolektif, Telos Yayıncılık, 2026, 400 s.
Yapay Zekâ Çağı’nı yaşadığımız günümüzde bu çağın gereklerini anlamak ve tartışmak, büyük önem arz ediyor. Ülkelerin büyük yatırımlar yaptığı, üniversitelerin bölümler açtığı bu yeni teknoloji, ülkemizde de son üç yılda en çok söz edilen, haberlerde yer verilen, üzerine tezler yazılan kavramların başında geliyor. Bu kitap, yakın dönemin en çok tartışılan kavramlarından biri olan yapay zekâyı, toplumsal boyutlarıyla tartışan pek çok akademisyen ve yapay zekâ yazarlarının makalelerinin seçkisinden oluşmaktadır. Yapay zekâyı farklı perspektifler ve gelişmeler açısından tartışan bu seçkideki yazılarda, veri ve mahremiyet, yayıncılık, sanat ve estetik, dil ve toplumsal ilişkiler, yapay zekâ endüstrisi, yapay zekâ hakkındaki beklentiler, yapay zekâ etiği, kamusal yarar gibi toplumsal konular yer almaktadır.

Tarihi ve Arkeolojik Veriler Işığında Tebriz’in Eskiçağ Tarihi
Leyla Çıralı, Akıl Fikir Yayınları, 2026, 312 s.
Araştırma sahamız olan Tebriz havzasında, II. Dünya Sava­şı’nın bitiminden, İran İslam Devrimi’ne kadar (1950-1978), yabancı arkeologların kazı araştırmaları ile Tebriz Kültür Mirası tarafından yapılan son yirmi seneyi kapsayan kazı ve yüzey araş­tırmaları yapılmıştır.
Son olarak Danti’nin yeni kronolojik önerisi doğrultusunda Tebriz merkezinde bulunan çalışma sahasındaki Gök Mescid Mezarlığında elde edilen seramikler form ve teknik özellikleri açısından incelenip ayrıntılı bir katalog şeklinde ortaya konul­muştur. Söz konusu seramikler üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, bu malzemenin kronolojik sınırları çizilmiş, Urmiye Gölü’nün batı kısımları ile kültürel olan ilişkileri irdelenmiştir.
Özellikle yakın veya kültürel ilişkilerin görüldüğü bölgelerde­ki aynı dönem çanak çömlekleri hem ayrıntılı bir şekilde hem de görsel olarak tablolar halinde sunulmuştur. Böylelikle sağlıklı bir karşılaştırma yapma olanağı sağlanmıştır. Yine bu çerçevede yakın bölgelerde aynı türden çanak çömleğin bulunduğu mer­kezlerin kronolojisi ile Doğu Anadolu Bölgesindeki kronolojik veriler karşılaştırılmıştır. Tebriz’in çevresinde yapılan arkeolojik çalışmalarının ışığın­da bölgenin Eski Çağ tarihi yeniden ele alınmıştır. Tebriz havzası olmak üzere İran’da bugüne dek yapılan arkeolojik çalışmalar yeterli değildir. Bu nedenle bu araştırma, bir nebzede olsa bu alandaki eksiklikleri işaret edeceğinden önem arz etmektedir.

İçimizdeki Evren: Bağırsak Mikrobiyomunun Gücü
William Davis, Nova Kitap, 2026, 384 s.
İçimizdeki Evren, milyonlarca okurun hayatını değiştiren Wheat Belly kitaplarının yazarı Dr. William Davis’ten bağırsaklarımızın gizli dünyasına yapılan çarpıcı bir yolculuk. Davis, modern beslenme alışkanlıkları, pestisitler ve antibiyotiklerin, bedenimizin sağlıklı kalması için gerekli “iyi bakterileri” nasıl yok ettiğini gözler önüne seriyor. Bu sessiz yıkımın sonucuysa, çoğumuzun fark etmeden yakalandığı SIBO (ince bağırsakta bakteri çoğalması) salgını: Her üç kişiden birini etkileyen, enerjiden ruh hâline kadar her şeyi altüst eden görünmez bir düşman. Dr. Davis, kötü bakterileri ortadan kaldırıp eksik olan “iyi” bakterileri geri kazanmak için dört haftalık bir program sunuyor. Bilimsel temellere dayanan bu program yalnızca hastalıkların kökenine inmekle kalmıyor; oksitosin (mutluluk hormonu) seviyelerini artırıyor, zihinsel berraklığı destekliyor, yaşlanmayı yavaşlatıyor, kilo kontrolünü kolaylaştırıyor ve uyku kalitesini iyileştiriyor. Kırktan fazla tarif, pratik planlar ve sade anlatımıyla İçimizdeki Evren, bağırsaklarınızı iyileştirmenin tüm yaşamınızı nasıl dönüştürebileceğini gözler önüne sermeyi amaçlıyor.

Gözlemlerle Ekoloji – Gözlemlerle Ekoloji
Hüseyin Birinci, Say Yayınları, 2026, 224 s.
Yaşamımızı sürdürebilmek için ev sahibimiz Dünya ile ortak mıyız?
Ortak yaşayan, ev sahibinin haklarını kabul eder. Biz Dünya’nın hangi hakkını kabul ediyor, davranışlarımızı buna göre belirliyoruz? Dünya’nın havasını soluyoruz, suyunu içiyoruz, onun kaynaklarından besleniyoruz, üzerinde barınıyoruz. Peki, karşılığında ona ne veriyoruz?
Bu kitap, tüm ekosistemleri bozan, kaynakları hızla tüketen insanların ormanlara, yaylalara, bozkırlara ve tümüyle doğaya zarar verecek alışkanlıklarından vazgeçmelerini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Onların bu kolaylığı edinmelerini sağlayacak ekolojik bakış açısı kazanmalarına yardımcı olmak istiyor. Bitkisiyle, hayvanıyla, taşıyla, toprağıyla, havasıyla, suyuyla Dünya ile daha uyumlu bir birliktelik kurmamızı teşvik ediyor.

Kültürün İcadı
Roy Wagner, Çev. Melih Pekdemir, Fol Kitap, 2026, 248 s.
Kültür çoğu zaman toplumların “sahip olduğu”, kuşaktan kuşağa aktarılan sabit bir miras ya da keşfedilmeyi bekleyen durağan bir nesne olarak düşünülür. Tanınmış antropolog Roy Wagner ise antropoloji tarihinin klasikleşmiş metinlerinden biri sayılan bu kitabında bu yerleşik kabule meydan okuyor ve kültürün verili bir gerçeklik değil, insanların dünyayı anlamlandırma çabaları içinde her karşılaşmada yeniden kurdukları, sürekli işleyen bir icat süreci olduğunu ortaya koyuyor. Wagner, bu yaratım sürecine araştırmacıyı da dâhil ederek “nesnel gözlem” iddiasını çürütüyor; başkasını anlamaya çalışırken aslında kendi kültürümüzü kullanarak yeni bir gerçeklik icat ettiğimizi gösteriyor. Batı’nın dünyayı “açıklama” refleksiyle diğer toplumların “yaratma” pratiklerini yüzleştirerek, antropolojiyi tek taraflı bir betimlemeden çıkarıp karşılıklı, yaratıcı bir etkileşime dönüştürüyor. Doğal sandığımız tüm kavramların aslında nasıl inşa edildiğini ifşa eden Kültürün İcadı, insanlığın kendini kurma biçimlerine dair kışkırtıcı bir bakış sunmayı hedefliyor.

Kutsal Otu Örmek – Kadim Bilgelik Bilimsel Bilgi ve Bitkilerin Öğretileri
Kimmerer, Çev. Ayşe Başcı, Kolektif Kitap, 2026, 528 s.
Potawatomi halkının bir üyesi olarak bitkilerin ve hayvanların en eski öğretmenlerimiz olduğuna inanan, aynı zamanda doğaya bilimin merceğinden bakan bir botanikçi olan Robin Wall Kimmerer, bu iki bakış açısını ustalıkla bir araya getirerek okuru bilimsel olduğu kadar efsunlu, kutsal olduğu kadar tarihsel, akılcı olduğu kadar bilge bir yolculuğa çıkarıyor. Kendi yaşam deneyimlerinden yola çıkan Kimmerer; beş yıla yakın bir süre boyunca New York Times çoksatanlar listesinde kalan bu kitabında, Kaplumbağa Adası’nın yaratılışından bugünkü ekolojik tehditlere uzanan zengin düşünce örgüsüyle, temel bir gerçeğin etrafında dolaşıyor: Daha geniş bir ekolojik farkındalığa uyanmak ancak yaşayan dünyanın geri kalanıyla karşılıklı ilişkimizi kabul edip kutlamakla mümkün. Çünkü ancak diğer varlıkların dillerini duymayı öğrendiğimizde yeryüzünün cömertliğini anlayabilir ve armağanlarımızı karşılık olarak sunmayı öğrenebiliriz.

Robin Wall Kimmerer olağanüstü bir kitap yazmış. Bilimin olgusal ve objektif yaklaşımının, yerli halkların kadim bilgeliğiyle nasıl zenginleşebileceğini gösteriyor. Güzellikleri o kadar iyi anlatıyor ki… Boylu mazıların, yabani çileklerin, yağmur altındaki ormanların ve mis kokulu kutsal ot çayırlarının manzaraları, kitabı bitirdikten çok sonra bile gözünüzün önünden gitmiyor.
Jane Goodall

Anarşist Bir Antropolojiden Parçalar
David Graeber, Everest Yayınları, 2026, 104 s.
Zamanımızın en önemli antropologlarından David Graeber, elinizdeki kitapta sıradışı bir soruyla yola çıkıyor: Neden anarşistlerle antropologlar daha fazla diyalog içinde değiller? Her iki disiplin de hiyerarşi, iktidar ve kolektif örgütlenme biçimlerini sorgularken, aralarındaki bu mesafe neden bu kadar büyük? Graeber’in burada sunduğu “parçalar”, var olmayan ama var olması gereken bir bilimin taslakları. Anarşist Bir Antropolojiden Parçalar’da Graeber “modern” olmayan toplumların karar alma mekanizmalarını mercek altına alırken, Batı’nın demokrasi ve oy anlayışının evrensel olmaktan ne kadar uzak olduğunu açığa vuruyor. Çoğunluk demokrasisinin hangi koşullarda işleyebileceğini, hangi durumlarda başarısız olduğunu ve alternatif kolektif karar alma biçimlerinin neler sunabileceğini irdeliyor.
Bize genellikle demokrasinin tıpkı bilim ve felsefe gibi antik Atina’da kök saldığı ve bunun bir Yunan icadı olduğu söylenir. Bunun ne anlama geldiği hiçbir zaman tamamen net olmamıştır. Atinalılardan önce hiç kimsenin, hiçbir yerde, karar almak için topluluk üyelerini bir araya toplayıp onlara bir şekilde eşit söz hakkı vermediğine gerçekten inanmamız mı gerekiyor?

Türkiye’de Kentleşme Yerel Siyaset ve Göç
Kolektif, Nika Yayınevi, 2026, 318 s.
Kentleşme, yerel siyaset ve göç alanlarında son kırk yılda yaşanan dönüşümler, Türkiye’yi devlet-toplum ilişkilerini anlamak açısından benzersiz bir laboratuvara dönüştürüyor. Türkiye’de Kentleşme, Yerel Siyaset ve Göç: Sema Erder’e Armağan, bu laboratuvarın en dikkatli gözlemcilerinden biri olan Sema Erder’in düşünsel mirasıyla kesişen soruları, sahadan beslenen araştırmaları ve eleştirel analizleri bir araya getiriyor. Derleme; bilimsel üretim ve yöntem tartışmalarından kentsel dönüşüm ve yerel yönetim pratiklerine, mevsimlik tarım işçiliğinden uluslararası öğrenci hareketliliğine, göç rejiminden entegrasyon politikalarına uzanan geniş bir yelpazede, Türkiye’nin güncel tartışmalarına doğrudan temas eden katkılar sunuyor. Böylece bu kitap, Erder’in yıllardır ısrarla üzerinde durduğu konu ve temaları kentleşme, yerel yönetimler, yerel siyaset, iskân politikaları ve uluslararası göç- farklı kuşaklardan araştırmacıların, öğrencilerinin ve meslektaşlarının kaleminden yeniden düşünmeye davet ediyor. Bu derleme yalnızca bir armağan değil, aynı zamanda bir hocaya, öncü bir araştırmacıya ve sahadan kopmadan düşünen bir sosyal bilimciye duyulan saygının ortak ifadesi. Erder’in açtığı yolları izleyen yazarlar; nitel araştırmaya verdiği önemi, “çeviri bilim”e mesafesini ve tarihsel süreklilik ile yerel bağlam vurgusunu kendi çalışmalarında yaşatıyor. Ortaya çıkan metinler, Türkiye’nin toplumsal dönüşümünü farklı boyutlarıyla ele alırken, genç araştırmacılara da yeni sorular, yönelimler ve yöntemler öneren kalıcı bir kaynak niteliği taşıyor.

Türümüz: Kimiz Nereden Geldik Nereye Gidiyoruz?
Marvin Harris, Çev. Canberk Şeref, Pinhan Yayıncılık, 2026, 480 s.
öyküsünü değil, kutsal sayılan yiyeceklerin, kurban törenlerinin, yamyamlığın, savaşın ve merhameti öğütleyen dinlerin ardındaki maddi nedenleri sorgular. Neden bazı toplumlar insan kurban ediyordu? Et yemenin ahlaki sınırları nasıl çizildi? Sevgi, merhamet ve fedakârlık öğretileri hangi tarihsel ihtiyaçlardan doğdu? Harris, insan davranışlarını açıklarken ne “insan doğası değişmez” kolaycılığına ne de “her şey kültürel bir tercihtir” belirsizliğine sığınır. Dini inançlardan ahlak sistemlerine kadar pek çok kutsal kabulün, ekolojik koşullar ve beslenme zorunluluklarıyla nasıl şekillendiğini gösterir. Alışıldık masum anlatıların yerini, hayatta kalmanın soğukkanlı ve maddi mantığı alır. Türümüz, geçmişe dair bir anlatı olmanın ötesine geçerek bugüne ve yarına uzanır. İnsan doğasının değişmez bir yazgı olmadığını, kültürün yaşayan ve dönüşen bir mekanizma olduğunu ortaya koyar. Harris, binlerce yıllık alışkanlıkların köklerini aydınlatırken, okuru sarsılmaz sandığı modern inançlarını sorgulamaya ve geleceği inşa etme sorumluluğuyla baş başa bırakır.

Marx Paris’te – Fransızların Marx Okuması
Kolektif, Çizgi Kitabevi, 2026, 592 s.
Marx Paris’te, Marx düşüncesinin Fransa’daki serüvenini tekil bir “etki” hikâyesi olarak değil, çatışmalar, kopuşlar ve yeniden kuruluşlar üzerinden okuyan kapsamlı bir derlemedir. Bu kitap, Marx’ın Fransa’da yalnızca aktarılan ya da sadakatle izlenen bir düşünür olmadığını; her dönemde yeniden yorumlanan, dönüştürülen ve farklı felsefi, politik ve epistemolojik bağlamlar içinde teorik bir figür olarak sürekli yeniden kurulduğunu gösterir.
Paul Lafargue’tan Sartre’a, Althusser’den Lefebvre’e; Goldmann’dan Fanon’a ve Derrida, Deleuze, Foucault, Lacan, Rancière ve Badiou’ya uzanan geniş bir yelpazede, Marx’ın Fransız düşüncesiyle kurduğu çok katmanlı ilişki ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Marksizm’in Fransa’daki alımlanması, bu sayfalarda yalnızca bir siyasal doktrin ya da kapalı bir sistem olarak değil; özne, yapı, ideoloji, tarih, arzu, iktidar ve bilgi kavramlarını sürekli yeniden düşünmeye zorlayan canlı bir teorik kaynak olarak ortaya konur. Bu kitap, Fransız Marksizm’inin ortodoks, hümanist, yapısalcı ve postyapısalcı uğraklarını bir arada düşünmeye davet ederken, aynı zamanda çağdaş Fransız felsefesinin kendi iç krizlerini ve dönüşümlerini de Marx üzerinden okumayı mümkün kılıyor. Öte yandan bu eser, dünyanın yeniden ve yakıcı bir biçimde Marx’a ihtiyaç duyduğu bu dönemde, onu dogmatik bir mirasın donmuş kalıpları içinde değil, hâlâ işleyen, üreten ve müdahale eden canlı bir düşünsel makine olarak okumanın gerekliliğini öne çıkarıyor.

Stoacı Meydan Okuma – Daha Sağlam Sakin ve Dirençli Olmak İçin Felsefi Bir Rehber
William B. Irvine, Eksik Parça Yayınları, 2026, 152 s.
Bazı insanlar terslikler karşısında hızla toparlanırken bazıları dağılır. Çoğu zaman bu tepkilerin doğuştan belirlendiğini düşünürüz; neyse ki durum böyle değildir.
Bu pratik ve son derecede iyimser rehberde filozof William B. Irvine, yüzyıllar öncesine dayanan bilgeliğin, modern yaşamın gündelik streslerinden ciddi krizlerine kadar uzanan her şeyle daha iyi başa çıkmamıza nasıl yardımcı olabileceğini açıklıyor. Stoacı Meydan Okuma, Marcus Aurelius, Seneca ve Epiktetos gibi antik Stoacıların içgörülerini çapa etkisi ve çerçeveleme gibi çağdaş psikolojik araştırmaların ortaya koyduğu tekniklerle özgün şekilde bir araya getiriyor. Ortaya çıkan sonuç, Irvine’in şaşırtıcı derecede basit ve güncellenmiş Stoacı sınav stratejisi: Yaşamın bizi tökezleten engellerine verdiğimiz duygusal tepkileri köklü biçimde değiştirmeyi, yaşamın tökezleten taşlarını daha sakin, güçlü ve dayanıklı biri olma fırsatlarına dönüştürmeyi öğretiyor. Böylece bu engellerin üstesinden gelmekle kalmayıp onlardan fayda da sağlayabiliyoruz.

Kötü Arkadaş – Kadın Arkadaşlığının Yüzyılı
Tiffany Watt Smith, Çev. Ayça Göçmen, Kolektif Kitap, 2026, 336 s.
arkadaş fazla kırılgan görünüyor, paramparça olmamasına imkân yok.
Toplum kadınlar arasındaki dostluğun sonsuzca destekleyici, her ne olursa olsun kırılmaz ve son derece kusursuz olması gerektiğini fısıldar kulağımıza. Oysa kıskançlık, kırgınlık, hayal kırıklığı ve uzaklaşma… tüm bu “tatsız” duyguların gölgesinde, en yakın dostluklarımız bile sarsılabilir. Kötü Arkadaş kadın ilişkilerinden beklentilerimizi sorgulayan, onları idealize etmek yerine gerçek halleriyle kabul etmeye davet eden çarpıcı bir çalışma. Duygular Sözlüğü ve Schadenfreude kitaplarının da yazarı Tiffany Watt Smith kendi yarasından yola çıkarak yirminci yüzyıl kadın dostluklarının izini sürüyor.

Arşivlerden, edebiyat metinlerinden ve psikanalitik kayıtlardan sesler toplarken birbirini kıskanan, kırılan, küsen ama yine de bağını koparmayan kadınların hikâyelerini anlatıyor. Bu kitap kadın arkadaşlıklarının sadece bir dayanışma alanı değil aynı zamanda değişim, çatışma ve büyüme sahnesi olduğunu da hatırlatıyor.

Madde – Muhteşem İllüzyon
Guido Tonelli, Yakamoz Yayınları, 2026, 232 s.
İnsanı, yıldızları ve evreni oluşturan maddeyi bir arada tutan şey nedir?
Dünya’daki madde ile gökyüzündeki yıldızların maddesi arasında fark var mı? Demokritos bundan yirmi beş yüzyıl önce “her şey atomlardan oluşur” dediğinde çok az kişi ona inandı. Onu gerçekten anlamak için Galileo ve Newton’un çağını beklemek gerekti ama maddenin derin yapısını çözmek dört yüzyıllık bir yolculuktu. Bugün biliyoruz ki bizi ve evreni oluşturan olağan madde göründüğünden çok daha sıradışı. Çünkü evren yaklaşık on dört milyar yıl önce başlamış ve giderek soğuyan bir kozmostur. Bu kitapta maddenin temel taşları olan kuarklar, gluonlar ve elektronların nasıl birleşip kuantum hallerini, ilksel çorbaları ve yoğun nötron yıldızlarını oluşturduğunu keşfedeceksiniz. Guido Tonelli çağdaş fiziğin en büyüleyici sorularını sade ve sürükleyici bir dille anlatıyor: Boşluk gerçekten “boş” mu, yoksa maddesel bir hal mi? Uzay-zaman neden titreşiyor? Zamanın ya da uzayın en küçük taneleri olabilir mi? Kara deliklerin içinde madde hangi biçimi alır?

Kars’ta Bir İnkılap İşçisi: Gazeteci Fuat Araslı (1903 – 1980)
Firdevs Gümüşoğlu, Tarihçi Kitabevi, 2026, 336 s.
Fuat Araslı, gazeteciliğe Kars Valiliği tarafından yayınlanan Kars Gazetesi’nde başlar. Araslı, 1933-1944 yılları arasında Kars Gazetesi’nde yazı işleri müdürlüğünden, muhabirliğe çeşitli görevler üstlenir. 1950’de Demokrat Parti iktidara gelince, Kars Gazetesi ve Ülkü Matbaası’nı satın alır. 1950-1958 yılları arasında Kars’ta DP’ye karşı muhalefetin merkezinde yer alır.
Araslı, CHP Kars İl Örgütü yöneticisi Kars Halkevi, Iğdır Pamuk Kooperatifi’nin kurucusu ve “Halk Hatibi”dir. Araslı’nın yazıları ve konuşmaları eğitimden, kooperatifçiliğe, göçmenlerin iskânına, içme su soruna dek geniş bir yelpaze içindedir. O, kendisini “inkılap işçisi” olarak tanımlar! Cumhuriyet’in, “Asrı yıla sığdıran hız”la gerçekleştiğini savunur. “İnkılap diploması olmayan vali olmamalıdır” diye yazacak kadar cüretkârdır!
Revan’daki (Erivan) çocukluk günlerinde Çarlık Rusyası’nın yıkılışına, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin kuruluşuna, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışına, Güneybatı Kafkasya Geçici Ulusal Hükümeti’nin kuruluşuna, İngilizlerin Parlamento’yu basmasına, parlamento üyesi ve ilk Kars Valisi olan babası Alibeyzade Mehmet Bey’in Malta’ya sürgün edilmesine, Kuvayı Milliye’nin Kuzeydoğu Anadolu’da örgütlenmesine ve Cumhuriyetin kuruluş sürecine tanık olur. 14 yaşındayken savaşı, kayıpları ve kimsesizliği yaşaması Araslı’nın bütün yaşamında derin izler bırakır. Araslı’nın yaşama tanıklığı yıkım ve inşa günlerine karşılık geldiği için devrim coşkusunu iliklerinde hisseder. Yaşamını, halkın aydınlanması ve kalkınması mücadelesi üzerine kurar. Prof. Dr. Firdevs Gümüşoğlu; bu kitabında Gazeteci Fuat Araslı’nın yaşam öyküsünden hareketle Türkiye’nin siyasal, toplumsal dönüşümüne ve modernleşme tarihine ilk kez yayınlanan belgeler ve fotoğraflar aracılığıyla ışık tutuyor. Kars’tan Türkiye’ye açılan bu yaşam öyküsü, yalnızca geçmişi anlatmıyor, bugünü ve geleceği de anlatıyor.