Modern insanlar kıtaya yerleştikten sonraki Avrupa’nın gerçek tarihi, yeni bir genetik çalışmayla ortaya çıkarıldı. Modern insanların yaklaşık 45.000 yıl önce Avrupa’ya vardıklarını biliyoruz. O sıralarda Avrupa’da, Neandertaller yerleşmişti. Arkeolojik çalışmalar, bundan sonraki 30.000 yıl boyunca, her biri farklı yapı ve yaşam tarzlarıyla ilişkili olan farklı kültürlerin Avrupa’da baş gösterdiğini ortaya çıkarmıştır. Arkeologlar, bunun gibi kültürel değişimlerin, değişmeyen bir popülasyona yeni düşüncelerin yayılmasıyla olduğunu düşünme eğilimindeydi. Ancak, 51 eski Avrasyalı bireyden alınan çekirdek DNA’sının yeni analizi, bundan daha farklı bir hikâye anlatıyor. Bu DNA’lar birbirinden farklı toplulukların yayılımını yansıtıyor.
Orinyasiyen kültürü, 45.000 ila 35.000 yıl öncesinde baskındı. Bu kültür, ustaca yapılan kemik ve taş aletler ve Güney Fransa Chauvet Mağarası örneğinde olduğu gibi Avrupa’nın birkaç en eski ve en güzel sanatını üretti. Yaklaşık 33.000 yıl öncesinden itibaren Güneydoğu Avrupa’da başlayan yeni bir kültür, kıta boyunca yayılmaya başladı. Bu, Gravetiyan kültürdü. Bu kültür, mamut ve bizon gibi büyük avlarıyla tanınmıştır. Yaklaşık 19.000 yıl önce, buz çağının doruğunda, başka bir kültür daha batı ve orta Avrupa’yı boydan boya süpürdü. Bu Magdaleniyan kültürüdür ve bu kültür de, rengeyiği avları ile kemik ve geyik boynuzundan oyulan sanat eserleriyle bilinir.
Harvard Medical School’dan David Reich ve meslektaşları tarafından incelenen en eski Magdaleniyan bireylerinden biri, Belçika Goyet Mağarası olarak adlandırılan bir bölgede bulunan bir uylukkemiği ile temsil ediliyor. Radyo karbon tarihlendirme, bu kemiğin 35.000 yıl öncesine ait olduğunu göstermiştir; bunun anlamı Goyet bireyinin Orinyasiyen kültürüyle ilişkili olduğudur.
Reich ve meslektaşları, orta ve güney Avrupa boyunca 14 Gravetiyan bireyinin DNA’larını da inceledi. Bu DNA’ların, Goyet bireyininkinden tamamen farklı, Avrupalı aile ağacının bir başka dalına ait olduğu anlaşıldı. Başka bir deyişle, Orinyasiyen insanları, Gravetiyan insanlarının genişleyen bir dalgasıyla bir kenara itilmişlerdi.
Reich, “33.000 ila 26.000 yıl öncesinde, var olan popülasyonları yerinden eden ve nispeten homojen bir popülasyonun, Avrupa’nın geniş bir kısmına boydan boya nasıl yerleştiğinin hikâyesi, heyecan verici ve dikkat çekicidir” diyor.
Ancak bu yerleşme, hikâyenin tamamı değil. Genetik analizle altı Magdaleniyan bireyi daha incelendi. DNA analizi, bu bireylerin yerlerinden edilen Orinyasiyen insanlarının soyundan geldiklerini gösterdi. Max Planck Enstitüsü’nden Cosimo Posth, bunun gerçek bir sürpriz olduğunu ifade ediyor. Bu durum, Gravetiyan insanlarının Avrupa’yı boydan boya süpürdüklerinde, Orinyasiyen soy çizgisinin kaybolmadığını gösteriyor.
Cosimo Posth, “Hatta İspanya’da, yaklaşık 19.000 yıl öncesi son buzul dönemin doruğunun sonuna ait olan Orinyasiyen insanlarının genetik bileşenleri ortaya çıktı. Bundan sonra yaklaşık 14.000 yıl öncesine kadar bu çekirdek sinyal, tekrar Avrupa’ya yayıldı” açıklamasını yapıyor. Diğer bir yola sürüklenen Goyet bireyinin soyundan gelenler, Gravetiyan insanlarının genişleyen dalgasıyla İber Yarımadasına doğru gitmeye zorlandılar. Ardından binlerce yıl boyunca orada sıkı bir şekilde tutunduktan sonra, yeni Magdaleniyan kültürünü beraberlerinde taşıyarak ata topraklarını tekrar işgal etmek için genişlediler.
Kaliforniya Üniversitesi’nden Nicolas Zwyns, popülasyonları devirmenin, orada hangi kültürün var olduğuna bağlı olmaksızın ilginç olduğunu düşünüyor. “Yaklaşık 20.000 yıl önce yaşanan son buzul döneminin doruğu gibi zorlayıcı olaylar, tek başlarına büyük popülasyon yer değişimlerine yol açmaz. Ancak, buna karşılık bir darboğaz durumunun eklenmesi işleri değiştirir” açıklamasını yapıyor.
Posth ve meslektaşları tarafından yapılmış olan daha erken bir çalışma, yaklaşık 14.000 yıl öncesinde Avrupa boyunca diğer bir popülasyonun genişlediğini gösteriyor. Yaklaşık 9000 yıl önce, Yakındoğu’daki çiftçiler geldiler ve yaklaşık 4500 yıl önce Avrasya bozkırlarındaki bir kırsalcı dalgası kıtaya boylu boyunca yerleşti.
Bu farklı popülasyonların tamamı, günümüzde yaşayan Avrupalı genetiğine işaretlerini bırakmışlardır. Posth, “İlk Avrupa popülasyonlarının demografik tarihi, daha önce düşünülenden çok daha dinamik” ifadesini sözlerine ekliyor.