İçinden geçtiğimiz süreç hepimizi zorlasa da, en çok çocukları etkiliyor. Özgürce sosyalleşme, oyun oynama haklarını yitirdiler. Eğitimdeki eşitsizlik derinleşti; çevrimiçi eğitime erişemeyen çocukların sayısı çok fazla, şartlar normale döndüğünde okulla buluşamayacak çocukların sayısı da her geçen gün artıyor. Günü ekran başında geçirme imkânına sahip olanların da mutlu olmadığı aşikâr. Bu tabloda, sanatın kapısını çalıp biraz neşelenmelerine vesile olmak umuduyla, 18-24 Mayıs tarihleri arasındaki Müzeler Haftası’nı fırsat bildim ve müze temalı kitaplardan söz etmeye karar verdim. Müze, Benim Müzem ve Müzede Canavar Yokmuş müze gezilerine ilham olabilecek kitaplar olsa da, şimdilik çevrimiçi imkânlarla yetinmek durumundayız. Hala pek çok müze sanal tur imkânı sunuyor. Hatta Louvre gibi kimi müzeler çocuklar için ayrı sunumlar hazırlamış. Ekranla çepeçevre kuşatılmışlığımızın yarattığı mutsuzluk baki ancak güzel bir tabloyu incelemek, çocukların gününü biraz olsun güzelleştirir belki. Ben de bu ihtimale etkinlik önerileri ile katkı koymaya çalıştım. Yaş grubuna göre ilerleyen kitaplardan ilki sanatı hissetmenin coşkusundan, ikincisi müzelerin sanat temasıyla sınırlı kalmadığından ve sonuncusu çağdaş sanat müzeleri üzerinden sanata dair kavramlardan söz ediyor.
*
‘Müzedeki insan’ imgesini düşünmekle başlayalım. Kafasını yana eğmiş, eli çenesinde belki, eserdeki derin anlamları çözüyormuş gibi kısılmış gözleri, merakla hayranlık arasında bir ifade var yüzünde. Sanatı bir erişilemezlik dağının zirvesine oturtanların, yapıtla buluşmayı kendini yüceltmenin aracı olarak görenlerin sahiplendiği bir imgedir bu genellikle ve müzelerde adım başı rastlaşırız onunla. Bir de diğerleri vardır, sayıları az ama coşkuları bol olanlar. Müze’nin kahramanı o mutlu azınlıktan biri, sanatla kurduğumuz bu aksak ilişkiye nanik yapan bir kız çocuğu. Merakla giriyor müzenin kapısından içeri, başı döne döne dans ediyor kimi tabloların önünde, kiminin önünde içine bir kasvet çöküyor. Kokusunu alıyor tuvaldeki çiçeklerin, korkusunu paylaşıyor kendisine bakan yüzlerin. Her birinden bir rengi coşkusuna katıp, kendi resmini düşlüyor. İnsanca olan her duygudan arındırılmış bir sanat ilişkisinin tutkunlarının değil, “ne zaman bir sanat eseri görsem, bir hoş oluyor içim” diyenlerin kitabı Müze. Okurunu Van Gogh, Rodin, Munch, Degas, Picasso’yla bezeli koridorlarda duyguları keşfe çağırıyor. Kitaptaki eserler ve sanatçılar hakkında konuşmak, hangi müzenin koleksiyonunda yer aldıklarına dair araştırmalar yapmak, farklı malzemelerle tabloları/heykelleri yeniden yorumlamaya çalışmak; birkaç aksesuar yardımıyla figürleri canlandırmak, meyvelerle natürmort düzenlemeleri yapmak ya da bakliyatlar kullanarak bir tarla kolajı oluşturmak, “müze, benim içimde yaşıyor” diyen bir kitaba uygun etkinlikler olabilir.
*
Benim Müzem, “herkes müzeleri çok seveceğimi söylüyor” diyerek yola koyulan minik bir kızın hikâyesi. Okuruna müzenin anlamını açıklamakla başlıyor gezisine. Ardından bir bir adımlıyor farklı temalardaki müzeleri. Tarihi Eserler Müzesi’nde çanakların izini sürüyor, Doğa Tarihi Müzesi’nde gördükleriyle bir göklere yükselip kanat çırpıyor bir okyanusun derinlerini seyre dalıyor; her salonda cebine yeni bir bilgi ekliyor, gülümsemesi büyüyor. Müzeleri sadece sanat eserlerinin sergilendiği büyük binalar olarak algılayabilecek yaşıtlarını botanik ve uzay müzelerinde gezdirerek öğrendiklerini onlarla paylaşmayı ihmal etmiyor. Benim Müzem’in görsel düzenlemesi kolaj olarak tasarlanmış. Kimi zaman okul öncesi dönemdeki bir çocuğun çizimleriyle uyuşur figürler ve günlük nesneler kullanılmış kimi zaman ise hayvanlar ya da sanat eserlerine ait fotoğraflar. Tasarımın her detayda değişen ritmi okurun ilgisini kitap boyunca canlı tutmaya imkan tanıyor. Okul öncesi dönemdeki okura, müzeleri, aşina oldukları kelimelerle anlatan kitabın sonunda konuya dair sorularla şekillenen etkinlik önerileri yer alıyor. Benim Müzem ile başlayan ve sanal müze turlarıyla süren gün, kitaptaki kolajlardan ilhamla evdeki malzemelerle sergi alanları oluşturarak sonlanabilir.
*
Kendisi de bir müze eğitimcisi olan Hüsne Rhea Çiğdem tarafından çocuklara modern sanatı anlatmak üzere kaleme alınan Müzede Canavar Yokmuş Meraklı Çocuklar İçin Sanata Yolculuk’un kahramanı, hayal gücü sınırsız, on yaşında bir kız çocuğu, adı Leyla. Kitap, etrafındaki her canlıyı izleyip anlamaya tutkun ama duygularını ilanda tutuk Leyla’yı ve okurunu, çağdaş sanat müzesinde, fantastik bir geziye davet ediyor. Sanata ve müzelere dair sorulara, resimler, heykeller, fotoğraflar, videolar arasında gezinirken yanıt arıyor. Gezi tamamlandığında, okurun heybesine, kendini ifade etmede sanatın rolünden küratörün görevlerine, yerleştirme sanatında kullanılan malzemelerden fotoğrafın ışıkla ilişkisine dek farklı bilgiler ekleniyor. Kitabın sonunda bir de modern ve çağdaş sanat çalışmalarını sergileyen müzelerin listesi yer alıyor.
Online müze turlarından söz etmişken, birkaç öneriye yer vermeden bitirmek istemedim bu yazıyı.
Natural History Museum’da, fonda ziyaretçi sesleriyle, mavi balinayı ziyaret etmek için: https://www.nhm.ac.uk/bluewhale/
Louvre’da birbirinden ünlü yapıtları heyecanlı maceralar eşliğinde tanımak için: https://louvrekids.louvre.fr/
The Metropolitan Museum of Art’ta illüstrasyonlar, etkinlikler eşliğinde vakit geçirmek için: https://www.metmuseum.org/art/online-features/metkids/
British Museum’da minicik figürlerle dev bir tarih yolculuğu için: https://britishmuseum.withgoogle.com/
Göbeklitepe’den Assos’a doğru adımlamak için: https://sanalmuze.gov.tr/
Ve son olarak, atlıkarıncaların, robotların arasında gülümsemek için: https://istanbuloyuncakmuzesi.com/pages/360-tur
Sanattan bilime, keşfetmeye her daim yüreklenmeniz umuduyla.
Müze, Susan Verde, Resimleyen: Peter H. Reynolds, Çev. Müren Beykan, Günışığı Yayınları, 2020, 36 s.
Benim Müzem, Emma Levis, Çev. Oğuzhan Aydın, Redhouse Kidz Yayınları, 2019, 48 s.
Müzede Canavar Yokmuş – Meraklı Çocuklar İçin Sanata Yolculuk, Hüsne Rhea Çiğdem, Resimleyen: Onur Gülfidan, Çınar Yayınları, 2018, 67 s.