Ana sayfa 65. Sayı Yöntem Üzerine

Yöntem Üzerine

Forum

120
PAYLAŞ

Nevzat Çapkın

Konuya bir fıkra ile başlayalım.

Hastanın biri doktora giderken, doktor ona; yarın geldiğinde bir miktar idrarını getirmesini söyler. Hasta adamda kendince doktoru sınamak ister..

Biraz kendi idrarını, biraz kızının idrarını, birazda araba yağını ve birazcık da akvaryumdan su karıştırarak bir şişenin içinde doktora götürür… Aradan bir zaman geçince, hasta sonucu öğrenmek için doktora gidiyor. Doktorun verdiği yanıt:
”Senin hastalığın devam ediyor, kızın hamiledir. Arabanın yağını değiştirmelisin; balıklarda da mantar var.” Labaratuardan doktorun çıkardığı sonuç bu oluyor.

Bu örnekten de anlaşıldığı gibi labaratuar ve deneysel yöntemlerle bir sonuca gitmek, bilim ve teknoloji çağımızda pekte zor değildir. Ancak sorun insan, toplum ve yaşam olunca sanıldığı kadar kolay bir yöntemden söz edilemez.

Kapitalist modernitenin, bilimsellik adına insan, toplum ve doğanın başına getirdiği felaket ve tahribatları yaşayarak görmekteyiz ve artık sistemin sürdürülemezlik işaretlerinin verildiği günümüzde bunun en büyük nedeni ve pay sahibi, dayandığı “bilimsel yöntem”dir.

  1. Bacon’ın ünlü bir sözü var, “Bilmek, yapabilmektir.” Bu sözün yorumlanışı çağın zihniyeti haline gelmiş: Bu zihniyet doğaya hakim olmayı gerektirdiği gibi insana ve topluma hakim olmayı da beraberinde getirmiştir. Çünkü yeni çağın fiziği denildiğinde akla gelen Newton fiziğidir. Newton fiziği analiz edildiğinde F. Bacon’ın öncülüğünü yaptığı tüme-varımcı / deneyimci yöntem ile Descartes’in temsilciliğini yaptığı analitik / matematiksel yöntemin birleştirildiğini görüyoruz.
  2. Y.Y.’a kadar sadece “bilim, terimi kulanılmışken, 19. Y.Y.’dan itibaren, “sosyal bilimler “ini kullanıldığını da görmekteyiz. Dolayısıyla bilimlerin gelişmesi; siyasal, ideolojik tahakküm arzularınıda kamçılamıştır.

Batı’nın önce doğaya, sonra Batılı olmayan toplumlara karşı hegemonyasını da beraberinde getirmiştir.

“Fransız devriminin Batı tarihinde pek çok şeyin başlatıcısı olduğu biliniyor”. Başlatıcısı olduğu şeylerden biride “sosyal” bilim teriminde yansısını bulan  bir anlayıştır. Dolayısıyla yöneticiler, siyasetçiler, aydınlar; “Toplum” denen “nesne”nin kavranması, anlaşılması, bir düzene kavuşturulması, bu düzen temelin de yönetilmesi (tıpkı Sümer rahiplerinin oynadığı rol gibi) ve yönlendirilmesi gibi ihtiyaçlarla karşılaşmışlardır. Sosyal bilimin ortaya çıkışındaki bu tarihsel motifi gözardı ederek kavramak mümkün değildir.

Fransız devriminden sonra, sosyal bilim adı kullanılmaya başlanıyor: “sosyolojinin bir Fransız tarafından (Augute Comte) temelinin atılmış olması bir rastlantı değil”.

Yöntem nedir? Sorusuna gelince; kuşkusuz insan ve toplum söz konusu olunca yöntem labaratuar ve deney değil, daha çok problemi tahlil ederek anlamak ve açıklamaktan ibarettir.

“Yöntem belirli bir amaca ulaşmada kullanılan yolların tümü” her türlü yöntemli çaba, bir bilimsel araştırmadır. Bilimsel yöntem, gerçeği öğrenmek ve toplumsal gelişme yasalarına ulaşmak amacıyla sistematik bilgi edinme yolu olarak tanımlanır.

Bir bilimin amacına ulaşmasını her şeyden önce yöntemi sağlar. “yöntem, nasıl sorusuna cevap verir” ve bir amaca göre hazırlanmış araştırma planıdır.

Bütün mesele, “amaç” kavramında düğümleniyor. Yani bilimsel yönteminin amacı, insan mutluluğu, refahı ve iyi bir yaşam ise, o zaman özgür yaşam nerede? Yok eğer amaç bu değilse o zaman bilim ve hakikat nerede?

Eğer hedef, amaç yaşamın anlamına varmak ise, yöntem buna aracılık etmelidir.

“Bir nehir denize doğru akmakla kaynağına bağlılığını gösterir.” (İbn Haldun). İnsanlar yalnızca giyim-kuşam, davranışlardan oluşmuş varlıklar olmayıp, aynı zamanda tarihin bir ürünüdürler. Görme ve işitme biçimleri hiçbir zaman, binlerce yıldan beri gelişimini sürdüren gösterip, insana sadakat ve bağlılık örneğini göstermektedir.

Bugün insan kendini kaynağına bir akış içerisinde olmayıp, kendini kaynağından kopartılmış, yabancılaştırılmış, unutturulmuş durumdadır. Durum böyle olunca, insan ve insanlık arasında bir bağ kurulması temel ihtiyaç haline gelmiştir. Yöntem buna hizmet etmelidir.

“İnsan, kendine özgü bir toplum gerçekletirmiş tür olarak, araştırma konusu yapmak anlamlı bir yöntemdir. “Bilimden, tanrılardan önce insanlık konuşmuştur. Amûda kalkışı ve çığlık atışı… insanlığın imzası gibidir. Doğru yöntem bu sesi duymamazlıktan gelemez. Bu da zihnin doğru ve derinlikli tanımı ve özgürce seçme pozisyonu sağladığında (Toplumsal özgürlük), yöntem ve bilgi rejimimiz doğru algılamalara yetkin cevaplar verebilir.

Sonuç olarak; bilimsel yöntem arayışımız, insan eksenli, özgür yaşama giden yol olarak algılanmalı. Bu yoldan yürürken, tünel misali ne eğilmek adına yerde sürüklenerek nede dikleşerek kafayı tavana vurmak.

Nasıl bir yöntem tartışırken, öncelikle eski yöntemin olumsuzluklarını, yanlış ve hatalı sonuçlarını anlamak ve nasıl olmalı konusunu iyi anlayıp çözebilirsek, nasıl bir yöntem olmalı sorusuna yöntemli bir cevap oluşacaktır.

“20. Y.Y kuantum kavramının ortaya atılmasıyla başlamıştı. Sanıyoruz daha gelişmiş yanıtlar ve daha kapsamlı kavramlar; 21. Y.Y.’da gelecektir…

Nevzat ÇAPKIN
Kapalı C.evi C-24
SİİRT