Ana sayfa 97. Sayı Tüberkülozlu bir hastaya çağdışı davranış

Tüberkülozlu bir hastaya çağdışı davranış

25
PAYLAŞ

Levent Doğancı

Geçtiğimiz ay gazetelerde çıkan bir haberle ilgili yorum yapmak istiyorum. Haber, Bolu’da bir lisede tüberküloz olan bir hizmetli ile ilgili. Belli ki geçici kadro ile veya anlaşmalı kurum çalışanı olarak sigortasız çalıştırılmakta. Sen misin tüberküloz olan? Kısa vadede hesabı görülüyor ve işten çıkartılıyor. Bu hasta insan zaten birkaç yüz liraya güvencesiz bir hizmetli olarak, filanca temizlik firmasının adına çalıştırılıyordu o okulda. Şimdi o paradan da olacak! Nasıl geçindirecek var ise bir ailesini; ne yiyecek, ne içecek? Tüberküloz hastalığında mutlaka yüksek kalorili, yüksek proteinli bir beslenme de gerekir. Nasıl yapacak bunu işsizlik ve parasızlık karşısında. Tüberküloz hastası olmak suç mu? Ama yine de dua etsin bu vatandaş; Ortaçağ’da olsaydı belki de bir adaya gönderilir, orada ölüme kadar kalması emredilirdi. Peki, şimdi tüberküloza yakalanan öğretmenleri de atacak mısınız işten? En iyisi yakalım hepsini, şarbon olmuş besi hayvanları gibi de sorun tümden yok olsun!

Bir toplumda “hastalıklarla mücadele hastalarla mücadeleye” döndürülürse bundan toplum sağlığı çok büyük yara alır. Çünkü bu örnekten yola çıkarak, bir süre sonra insanlar hastalıklarını gizlemeye başlarlar; başlarına bu şekilde bir iş gelmesin diye. Aynı örneği AIDS hastalığında ve birçok cinsel yolla bulaşan infeksiyonlarda, hatta domuz gribinde de sık olarak görmekteyiz ki, kesinlikle 21. yüzyıla, “Gelişmiş Demokrasi Modeline…- pardon! Masalına”  yakışmamaktadır bu durum.

Ayrıca “İş Güvenliği-İşçi Sağlığı” mı dediniz? Çoktan bitti bu fasıllar… Şimdi geçici işçi-memur modası salgını var ya! Her yerdeler! Daha önce çalışmış olduğum “çok yüksek disiplinli” kuruma da bu geçici temizlik hizmetlilerini -tüm itirazımıza rağmen- sokmuşlardı. Şimdi bir insan düşünün… Açlık ve sefalet içinde. 300-400 TL aylıkla güya hastane temizliği (operasyon adaları dahil) yapacak; Hem de nerede? Yüksek disiplinli bir sağlık akademisinde! Sanırım ayda bir-iki kez yıkanabilen, açlıktan ve yorgunluktan avurtları çökmüş bu kişiler, hastalardan kalan artık yemekleri koltukaltlarına sıkıştırdıkları bir somun ekmekle yiyerek karınlarını doyurmaya çalışırlardı öğle zamanı. Bu durumu, biraz da görevimiz nedeniyle şiddetle eleştirdiğimizde ise çözüm “hasta yemek artıklarının emir komuta altında imhası” ile sonuçlanıp, açlık ve sefaletin artmasına da neden olmuşluğumuz vardır. Kim bilir kaçı hastalanıp işten çıkartılmıştır, güvencesiz çalıştırılmanın “büyük erdemiyle”!  İşveren konumundaki mafiyöz temizlik firmaları (ki bu firmalara mafiyöz yemek firmaları da eklenmiştir kısa sürede) güya imzaladıkları kontratlarda SGK’sız işçi çalıştırmayacakları masalı ile uyutmaktadırlar alemi. Neredeyse her 2 SGK’lının yanında 3 güvencesiz (stajyer) statüsünde (SGK’sı “azzzz sonra” yapılacak) işten atılmaya hazır sefalet içinde insanlar esir-köle statüsünde çalıştırılmaktadır. Eminim ki bu haberde geçen tüberküloz hastası da bu statüdedir! İsterseniz bir araştırın. Bu mudur toplum sağlığı? Bu mudur işçi sağlığı? Bu mudur anayasal güvence altına alınmış özlük ve sağlık haklarımız? Nereye gitti Sayın Akdağlar’ın “hasta hakları” genelgesi acaba? Tüberkülozlulara bu şekilde bir davranış sergilenmesine razı mı oluyor demokratikleşen iktidar!

Nerede meslek örgütlerimiz? Yurtdışı kongre ve konferanslardalar mı? İzlemiyorlar mı günlük olayları bilimsel akademik aktivitelerden sıra gelemediği için? Nerede infeksiyon hastalıkları mücadele politikalarımız? Duyuyorsanız lütfen ses verin?