Ana sayfa 130. sayı ‘STUTTGART 21’ karşıtlarının uzun direnişi

‘STUTTGART 21’ karşıtlarının uzun direnişi

146
PAYLAŞ

Ali Carman

Stuttgart 21 karşıtı direnişçiler, proje iptal edilene kadar mücadeleye devam kararında ısrar ediyorlar. Bu projenin bir yıkım ve talan projesi olduğunu her fırsatta dile getiriyorlar.

Şehir merkezlerinde insanların rahat nefes almalarını sağlayan parkların çoğalması, kapitalist üretimin yarattığı hava kirliliğine karşı adeta filtre görevi gören yeşil alanların korunması ve çoğaltılması talepleri çözüm bekliyor.

İnsanlık, dünyanın dört bir yanında kapitalist ekonomi ve politikanın yol açtığı tahribata, baskı ve haksızlıklara karşı mücadele halinde. Uzun soluklu olan bu mücadele doğal olarak zaman zaman düşüşler ve yükselişler gösteriyor. Haklı olan kavganın, direnişin durgun ve düşüş dönemlerinde genel olarak kırk kafadan kırk ses yükselir. Hayattan ve hayatın gerçeklerinden uzak bu söylemlerde kapitalist gelişmişlikten övgüyle söz eder noktaya bile varılır. İşte böylesi dönemlerde, direnişin başarı elde etmesinden bağımsız olarak bilinç, kararlılık, örgütlenme ve sabır çok önemlidir.

Kapitalizm çevreyi ve doğayı tahrip eder

Doğa insanlık için en büyük zenginlik kaynağıdır. Toprağın derinliklerinde saklı ya da yer üstündeki hazineler her zaman insanın ilgisini çekmiştir. Bu özelliği dikkate alınarak geleceğe ilişkin planlar yapılır. Düşmanlıktan uzak, insanlığa, topluma hizmet temelinde doğaya yaklaşıldığında, toprak ana olarak görülür. Tam tersi durumlarda, ki günümüzde olan budur, kendi çıkarını merkeze alan yaklaşımlarda ise sonuç doğa yıkımıdır, tahribattır, sondur.

İnsan emeğinin, insan beyninin sınırsız biçimde sömürülmesine dayanan kapitalist dünya sistemi kâr, daha çok kâr ilkesi gereği körleşir. Böylelikle sayısız katliam-kaza-cinayet yaşanır. İşte Gezi, Soma, Yırca zeytinlikleri, Kaz dağları ve yangın yerine çevrilen Ortadoğu…

Mega projeler, mega söylemler

Kapitalist sistem yeni hamleler peşinde. Son dönemlerdeki hamlelerinden biri de kentsel dönüşüm projeleri.

Almanya’nın Stuttgart şehri de bu projelerden birinin kurbanı edilmeye çalışılıyor. Yer altına alınmak istenen ve maliyeti milyarlarca Avro olan yeni tren istasyonu içerikli STUTTGART 21 projesinin temeli 1990’lara dayanıyor.

Bu projenin maliyeti karar aşaması olan 2010 yılında 4,57 milyar Avro olarak açıklandı. Gelinen noktada konunun uzmanları projenin her şey yolunda giderse dahi ancak 2025 yılında biteceğini ve maliyetinin de 15 milyar Avro’yu aşacağını belirtiyorlar. Şehir trafiği, ulaşım hizmetleri bunca yıl tam bir kaosa dönüşecek. Almanya’nın en temiz doğal kaynak sularının bulunduğu Stuttgart’ta bu proje ile doğal su kaynakları yok olmakla karşı karşıya gelecek.

Proje duyulur duyulmaz çevre örgütleri, demokratik kurumlar, Yeşiller Partisi, tek tek mühendisler ve bilim çevreleri karşı çıktılar. Önceleri projeyi durdurmak için hukuki yollara başvuruldu. Sayısız mahkemeler, toplanan binlerce imza sonuç getirmedi. Karşı taraf STUTTGART 21 projesinde kararlıydı.

Toplumsal sorumluluğu gelişkin olan insanlar ve demokratik kurumlar bu durumu sineye çekilip suskun kalamazlardı. Toplumu bilgilendirmek ve duyarlı kılmak için harekete geçtiler. Konferanslar, toplantılar, şehrin değişik noktalarında açılan bilgilendirme masaları ile yoğun bir aydınlatma çalışmasına girişildi.

STUTTGART 21 projesinin büyük bir yalan olduğu belirtilerek, milyarların toprağa gömülmek yerine eğitime-sağlığa ayrılması talep edildi, proje maliyetinin belirtilen rakamın çok üstünde olacağı ve yapım süresinin yıllar alacağı belirtildi.

Proje karşıtları kendilerini sadece protesto ile sınırlandırmadılar; biliminsanlarının hazırladığı alternatif “Kopfbahnhof 21” projesini kamuoyuyla paylaştılar.

İstasyonun kuzey ve güney girişindeki uzun duvarlar, herkesin STUTTGART 21 projesi hakkında düşüncelerini yazdığı, posterlerin, çocuk oyuncaklarının asıldığı duvar gazetesine dönüştürüldü.

Gazeteye çevrilen duvarlar

Direnişçilerin ısrarlı çabaları sonucu, şehrin tam göbeğinde bulunan istasyon her gün binlerce, on binlerce insanın uğrak yeri haline geldi. İstasyonun kuzey ve güney girişindeki uzun duvarlar, herkesin STUTTGART 21 projesi hakkında düşüncelerini yazdığı, posterlerin, çocuk oyuncaklarının asıldığı duvar gazetesine dönüştürüldü.

Heinrich Heine, Bertolt Brecht, Friedrich Schiller, Goethe, N azım Hikmet, Neruda vb. birçok şairin dizeleri rengârenk kâğıtlara yazılarak duvara asılıyordu. Karikatür çizenler, mektup yazanlar sayesinde duvar büyüdükçe büyüdü. Duvara yazılan-çizilenlerin fotoğraflarıyla şehrin değişik yerlerinde sergiler açıldı. Her ulustan insanlar duvarın önünde hatıra fotoğrafları çekerek sevdiklerine gönderiyordu. En masumane duygularla oluşturulan bu ‘Dilek Duvarı’na dahi tahammül edilmedi, polis duvarı yıktı geçti…

Ağaçlara ve raylara zincirlenmeler

Şimdiki Stuttgart tren istasyonu tarihi bir anıt durumundaydı. Projeye yönelik itirazlar sonunda hukuki alanda doğayı tahrip edeceği ve nadir türdeki hayvanlara zarar vereceği gerekçesiyle projenin yapımı durduruldu. Ancak Alman Demiryolları İdaresi (DB) bir anda dünyanın her yanında duyulan STUTTGART 21 projesinde ısrar ediyordu.

Artık eylemlere bir avuç değil, binler, on binler katılmaktaydı. İstasyon etrafındaki yan yapıların yıkılacağı ve ağaçların kesileceği duyulur duyulmaz çevresinde 24 saat nöbet tutulmaya başlandı.

Bir gece yüzlerce polisin desteğiyle 16 adet ağaç sökülüp başka yerlere taşındı. Kadın direnişçiler ağaçlara çıktılar, kendilerini raylara zincirlediler, eylem üstüne eylem yaptılar ama yeterli olmadı. Yüz yıllık, iki yüz yıllık ağaçlar gözyaşları arasında bir bir kesildi. Ağaçların kesilmesine karşı en önde duran ve gözyaşı dökenlerin kadınlar olduğunu belirtmek gerekir.

Çocuklar oyuncak bebeklerini getirip ağaçların gövdelerini rengârenk sarmaladılar.

Tarihe geçen bir gün: Kara Perşembe

Başlayan yıkıma rağmen yıkıma ve talana hayır adı altında eylemler devam etti. Gençler büyük parkın içine çadırlar kurarak orada yatıp kalkamaya başladılar. Kimisi yüksek ağaçlara ev kurdu. Darvin, Gandhi, Kızılderili bilge gibi dünyaca tanınmış insanların fotoğrafları plaket halinde ağaçlara asıldı. Çocuklar oyuncak bebeklerini getirip ağaçların gövdelerini rengârenk sarmaladılar.

Bu kez ortaöğrenim gençliği eylem hazırlığına başladı. 30 Eylül 2010’da binlerce genç ağaçların etrafında insan zinciri oluşturdu. Eyalet çapında getirtilen binlerce polis her an saldırmayı bekliyordu. Eylem alanı tam bir cümbüş yerine dönmüştü. Oyun oynayanlar, şarkı söyleyenler, çimenlere uzananlar, ağaçlara çıkanlar…

Ne olduysa bir anda tıpkı bizim ülkemizde her gün görülen sahneyle karşılaştık; polisler; biber gazı ve tazyikli su eşliğinde coplarla vahşice saldırıya geçtiler. Direnişçilerden yüzlerce kişi yaralandı. Bir kişi gözünü kaybetti. Polisin bu saldırganlığı Stuttgart tarihine “Kara Perşembe” olarak geçti.

Türkiyeliler için bildik bir görüntü: Polisler; biber gazı ve tazyikli su eşliğinde coplarla vahşice saldırıya geçtiler.

Parlamento binasını kuşatma

“STUTTGART 21” karşıtı eylemler Almanya ve Avrupa’nın her yanında duyuldu ve sempati topladı. Onlarca yerde sembolik dayanışma eylemleri gerçekleşti. Yüzlerce mimar, sanatçı, yazar ve biliminsanı eylemlere desteklerini sundular. Kimi çevreler ise “200 ağaç için gözyaşı dökenler, ayağa kalkanlar neden başka sorunlarda ayağa kalkmaz” türünden sekter tutumlar takındılar.

Eyalet çapında çağrısı yapılan bir eyleme katılan 70 bin kişi gecenin karanlığında parlamento binasının etrafını kuşatmaya aldı. Atlı polisler ile direnişçilerin üzerine saldırıldı, yapılan görüşmeler sonucu tatsız bir durum yaşanmadı.

Gazetelerde boy boy haberler, analizler yer aldı. Bu hareketin sadece bir çevre hareketi olmadığı, yılların birikim ve öfkesinin dışa vurumu olan toplumsal bir hareket olduğu tezleri öne sürüldü.

Yılların iktidar partisi CDU’nun kaybedişi

Baden Württemberg eyaletinin başkenti olan Stuttgart, Almanya’nın altıncı büyük kenti. Ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, 60 yıldır belediye CDU’nun (Hıristiyan Demokrat Parti) elinde. Stuttgart 21’e karşı yapılan eylemlere katılımın artması, CDU, SPD, FDP gibi partilere tepkilerin yoğunlaşması seçimlerde farklı sonuçlar çıkacağının ipuçlarını veriyordu.

Adı yolsuzluğa karışan eyalet başbakanı Stefan Mappus’un (CDU) mizahlaştırılan resimleri eylemlerde elden ele dolaşıyordu. CDU sürekli eylemlere katılanları küçümsedi, alay etti ve dahası STUTTGART 21 karşıtlarını bölmek için kendi yandaşlarıyla projenin ne kadar güzel olduğunu anlatan bir platform kurdu. Bir iki eylem girişimi sonrası bu hamle fiyasko ile sonuçlandı.

27 Mart 2011’de eyalet parlamentosu seçimlerine gidildi. Seçimlerin ezber bozacağı gün gibi açıktı. 1953’ten bu yana iktidarı elinde tutan CDU sallanmaya başlamıştı. Stuttgart 21 hareketi, atom enerjisi, çevreciler, doğrudan demokrasi konuları seçim döneminde yoğun biçimde tartışıldı. Böylelikle Yeşiller Almanya tarihinde ilk defa bir eyalette başbakanlığı ve çoğunluğu aldılar. Yeşiller-SPD ortaklığında Winfried Kretschmann başbakan oldu.

Kısa bir süre sonra; 21 Ekim 2012’de yapılan belediye başkanlığı seçimlerde CDU bir kalesini daha Yeşiller’e kaptırdı. Direniş hareketine açıktan destek veren Yeşiller Partisi ve belediye başkanı adayları Fritz Kuhn seçim döneminde halka “Ekolojik ekonomi ve sosyal adalet” sloganı ile seslenerek yeni bir başarı daha kazandı.

   Onlar da doğa yıkımına ve STUTTGART 21 projesine karşı!

Yeşiller Partisi’nin riyakârlığı

Toplumsal hareketi seçim malzemesi olarak ustaca kullanan Yeşiller eyalet başbakanlığını ve Stuttgart belediye başkanlığını kazandıktan sonra hızla Stuttgart 21 hareketinden uzaklaştı. Dahası eylemcilerle yüz yüze dahi gelmemek için yol değiştirir hale geldi.

Eylemlerin en görkemli dönemlerinde bizatihi yürüyüşlere katılıp konuşmalar yapan Cem Özdemir şimdi STUTTGART 21 karşıtlarına karşı açıktan bir tutum içinde.

Eyalette hükümet ortağı olduktan sonra başlangıçta ortağımız kabul etmiyor bahanesiyle direnişçileri aldatmaya çalışan Yeşiller, gelinen noktada Stuttgart 21 hareketinden tamamen çekildiler. Yeşiller-SPD (Sosyal Demokrat Parti) hükümeti bugün DB (Alman Demiryolları)’nin yanında saf tutmakta.

Gezi-Stuttgart 21 kardeşliği

Yarım asırdır Stuttgart’ta yaşayan Türkiyeliler ve diğer uluslardan göçmenler STUTTGART 21 hareketine uzak durdular. Çok az bir kesimi zaman zaman eylemlere katıldı. Bu tutum Almanlar arasında tartışmalara neden olmadı değil.

Oysa Taksim Gezi Parkı olayları patlak verdiğinde Stuttgart 21 karşıtları bu şanlı direnişi coşkuyla selamladılar. Gezi’de kendilerini buldular ve ne kadar doğru bir yolda olduklarının bir kez daha farkına vardılar. Belli bir süre Pazartesi eylemleri kendiliğinden Türkiye’nin Stuttgart Konsolosluğu’nun önünde son bulmaya başladı. Hareketin sembolü olan; STUTTGART 21’e İSTANBUL 21 eklenerek enternasyonal yaklaşımla Gezi Direnişi’ne destek sunuldu.

Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!

Hareketin bağrındaki zaaflar

Stuttgart, Mercedes, Bosch ve Porsche gibi Almanya’nın en temel sanayi kuruluşlarının merkezi. Sadece IG Metall sendikasının 800 bin üyeye sahip olduğu Stuttgart bir işçi kenti. Kamu hizmet sektörü ve diğer sendikaların da oldukça üyesi var. Ancak buna rağmen sendikalar başından itibaren üyelerimiz arasında projeye evet diyenler var bahanesiyle direnişe katılmadılar.

Tek tek bazı şube temsilcileri, işyeri işçi temsilcileri ve sendika temsilcilerinin oluşturduğu platform ise çok fazla etkili olamadı. Yeşiller’in tutumu ise iktidara gelene değin hasbelkader desteklemek oldu. Genel olarak eylemlere çoğu zaman toplumun tüm kesimlerinden insanlar katıldı ama bu süreklilik göstermedi.

Stuttgart 21 karşıtları koordinasyonu iç toplantılarında yoğun bir biçimde tartışıp yeniden yükseliş için çözüm yol ve yöntemleri bulmaya çalışıyor.

Direniş şarkısı söylenmeye devam ediyor

Stuttgart 21 karşıtı direnişçiler, proje iptal edilene kadar mücadeleye devam kararında ısrar ediyorlar. Bu projenin bir yıkım ve talan projesi olduğunu her fırsatta dile getiriyorlar.

Şehir merkezlerinde insanların rahat nefes almalarını sağlayan parkların çoğalması, kapitalist üretimin yarattığı hava kirliliğine karşı adeta filtre görevi gören yeşil alanların korunması ve çoğaltılması talepleri çözüm bekliyor. Neo-liberal politikaların vurgunculuğuna karşı suyuna, havasına, ağacına, toprağına sahip çıkan  mücadeleci gelenek devam ediyor.

Alman edebiyatının seçkin isimlerinden B. Brecht’in “Mücadele eden kaybedebilir, mücadele etmeyen zaten çoktan kaybetmiştir” özdeyişi bir kez daha hayat tarafından doğrulandı. Direnişin gelecekteki seyri ne olursa olsun, yaşananlar, pratik, deneyimler önemli bir birikim yarattı. Onlarca kitap, katalog, belgesel hazırlandı. Yoksul Konrad isyanına göndermelerde bulunmalar, eylemlerde taşınan Fransız Devrimi sembolü, daha önceleri hiçbir eyleme katılmamış insanların kararlılığı… Nereden bakılırsa bakılsın STUTTGART 21 öğrenilmesi gereken derslerle doludur.

Yolunuz Stuttgart’a düşerse, her Pazartesi 2-5 bin kişinin katıldığı eylemde saf tutarsanız küçük bir katkıda bulunmuş olursunuz.

“Oben Bleib – Üstte kalalım!” direnişçilerin şarkısı olmuş. Evet, birlik olduğumuz sürece yukarda/üstte kalmaya devam edeceğiz…

STUTTGART 21 projesiyle ilgili uzman görüşleri

Dr. Mühendis Hans-Jörg Jäkel: Çalışmaların yapıldığı alanda zeminden çekilecek olan su miktarı planlanan olan miktarın iki kat üzerinde ve bunun yapılabilirliği daha onaylanmadı.

– Projenin tamamının nasıl finanse edileceği halen belli değil.

– Yeni tren garının yapılacağı alanın tam altından geçen, 6 metre çapındaki Nesenbach su kanalının 25 metre daha aşağıya çekilip yeni bir su hattının yapılmasına yönelik plan değişikliği daha onaylanmış değil.

– Merkezi inşaat lojistik çalışmaları telafi edilemeyecek boyutta gecikmeli ilerliyor. Yapılacak kazılardan çıkan malzemenin nakli vs için öngörülen ve 2014’ün ortalarında bitmesi planlanan özel inşaat taşıma yolu halen yapılmamış, malzemelerin yerleşim alanları ve kamusal yollar üzerinden garın kuzey bölümüne taşınması planlanmakta, bu da kentin içinden günde 2400 tırın nakliyat yapması anlamına geliyor. Bu plan da halen onaylanmadı.

Dip.-Ing. Sven Andersen: STUTTGART 21 kapsamında hazırlanan planlara göre raylar ve dolayısıyla peronlar, demiryolları yönetmeliğince (§ 7 EBO-Eisenbahnbau- und Betriebsordnung) kritik değer olan 2,5 promillik bir eğim yerine 15 promil, yani 6 kat daha fazla eğime sahip. Bu yolcular ve demiryolları açısından büyük bir tehlike oluşturuyor. 18 cm. yüksekliğinde bir merdivenden yola çıkacak olursak bu fark bir binanın iki katını kapsayacak 35 merdiven ediyor. Demiryolları Denetleme Kurumu’nun (EBA- Eisenbahnbundesamt) bu planı 2005 yılında onaylamasında garın yapımında çıkarı olan kesimler etkili olmuştur.

STUTTGART 21 projesi, tren garının yeraltına çekilmesi ve yeraltı tünelleriyle hava alanına ve diğer büyük şehirlere daha hızlı bir biçimde bağlanmasını içeriyor. Hız ve modernizm fetişizmiyle pazarlanan proje, parkın altından geçerken, yüzlerce yıllık çınar vb. ağaçlarını körleyecek. Bu yaşlı ağaçlar, ciddi bir hava kirliliği sorunu olan şehrin akciğerleri işlevini görüyor.

Mühendisler 22 Platformu: Su kaynakları kirlenecek! Güvenlik önlemlerinin yetersiz olması büyük bir sorun, yolcu sayısının günde 255.000’den 400.000’e çıkması bekleniyor, bugün 16 olan peron sayısının 8’e düşmesiyle trenlerin hareket alanlarının, güvenlik ve kaçış yollarının daralması, özellikle yangın çıkması durumunda büyük felaketlere neden olur. Sığınma odalarının mesafelerinin uzak olması, zehirli dumanların dışarıya yeterince ve hızlı verilememesi yanında yangın söndürme depolarının kısa sürede yeteri kadar su ile dolması mümkün değil.

Alman Demiryolları (DB), ne bir yangın durumunda yolcuların kurtarılmasına yönelik ne de çıkacak zehirli dumanın yayılma hızına yönelik bir araştırma yapmış. Engelliler, yaşlılar, çocuk arabası olanlara yönelik planlanan ise her peronda sadece 3 asansör. Bu proje; doğayı ve çevreyi dikkate almayan lüks bir proje.

Werner Sauerborn (STUTTGART 21’ e Karşı Sendikacılar İnisiyatifi): Stuttgart 21 birçok yönüyle işçilerin, emekçilerin çıkarlarını ilgilendiriyor. Yeni garın kapasitesinin eski gara oranla çok daha aşağılara düşmesi, yerel tren, tramvay ve metroların arka plana itilmesi her gün işine gidip gelen yüz binlerce insan için kabul edilemez. Milyarlarca para yıkıcı bir projeye yatırılmak yerine işçilerin, emekçilerin de yararlanabileceği ulaşım, eğitim ve sağlık gibi kamusal alanda gerçekleştirilebilecek bir projeye yatırılabilirdi. Bizler, STUTTGART 21’e Karşı Sendikacılar olarak bu çılgın projeye karşı mücadelede sendikaları kazanmak ve çoğunlukçu halk hareketi olan S21 Karşıtları Platformu içinde işçi ve sendikaların bakış açılarına yönelik duyarlılık yaratmak istiyoruz.

Projeyi destekleyenler: STUTTGART 21 projesi Alman Demiryolları (DB), Baden-Württemberg Eyalet Hükümeti, Stuttgart Belediyesi, Avrupa’nın önde gelen tünel şirketi Herrenknecht, Almanya’nın büyük inşaat firması Bilfinger und Berger, değişik Alman bankaları, Mercedes ve Stihl tekeli, İşverenler Birliği, medya ve tanınmış burjuva politikacılar tarafından destekleniyor.

Proje sonunda ne olacak?: Uzun yıllardır doğru dürüst yenilenme yatırımı yapılmayan Alman Demiryolları bu kısa mesafe için her ne hikmetse para musluklarını sonuna kadar açtı. Projeyle 117 km yeni ray döşenecek. Stuttgart-Ulm arası 54 dakikadan 24 dakikaya, Stuttgart-Tübingen arası 61 dakikadan 41 dakikaya inecek ve hava alanına hızlı trenler gidebilecek.

Daha geniş bilgi için:

-http://kopfbahnhof21.de
-http://gewerkschaftergegens21.de
-http://parkschützer.de
-http://storno21.de
-http://www.bei-abriss-aufstand.de