Ana sayfa 128. Sayı Yürüyen balık, sudan karaya geçişin evrimini aydınlatıyor

Yürüyen balık, sudan karaya geçişin evrimini aydınlatıyor

426
PAYLAŞ

Çeviren: Eray Koç

400 milyon önce bir grup balık karayı keşfetmeye ve bugünün tetrapodlarına –hem karada hem suda yaşayan canlılara, sürüngen, memeli- yani dört ayaklı hayvanlara evrilmeye başladı. Fakat bu eski zaman atalarımızın balık görünümündeki vücutlarını, paletlerini karasal ortamda nasıl kullandıkları ve nasıl bir evrimsel sürecin gerçekleştiğine dair sorular bilimsel bir sır olarak kalmaktadır.

McGill Üniversitesi araştırmacıları, Nature dergisinde, sudan karaya çıkmaya teşebbüs eden ilk balıkta sürecin nasıl gerçekleşmiş ve neler olmuş olabileceğini göstermeye yardımcı olabilmesi adına, canlı bir balık türü olan Polypterus üzerindeki incelemelerini makale olarak yayımladılar.Polypterus Afrika’da yaşayan, oksijenli solunum yapan ve yürüyebilen bir balık türü olarak, ilkel balık türlerine göre tetrapodlara evrilen atalarına daha fazla benziyor. Araştırmacılar, karasal yaşama uyum sağlamış bu balık türünün nasıl göründüğünü ve nasıl hareket ettiğini anlayabilmek amacıyla yavru bir polypterus’u bir yıl boyunca gözlemlediler.

Ottowa Üniversitesi post-doktora öğrencisi ve aynı zamanda projenin lideri Emily Standen, zorlu çevre koşullarının görülmeyen anatomik ve davranışsal değişimleri ortaya çıkarabileceğini söylüyor. Polypterus’a uygulanan bu yöntemle, yeni anatomik yapı ve davranışları nelerin ortaya çıkardığını ve bu yapıların eldeki fosillerle eşleşip eşleşmediğini görebilme şansına sahip olacaklarını ekliyor.

McGill Üniversitesi doktora öğrencisi ve proje çalışanlarından Trina Du, karasal yaşama uyum sağlayan balığın suda yaşayan balıklara göre kollarını gövdesine yakın tutarak, başını yükselterek daha etkili bir biçimde yürümeye başladığını söylüyor. Anatomik olarak, yürüme sırasındaki dayanıklılığı arttırmak ve daha rahat baş/boyun hareketi için kafatası ile olan teması kısıtlamak için, hayvanın gövde iskeletinin göğüs bölgesi boyunca daha gergin bir yapıya kavuştuğunu söylüyor.

Kanada Araştırma Merkezi Makroevrim Kürsüsü’nden Yard. Doç. Hans Larsson, fosil kalıntıların hayvanın karada ayakları üzerinde durduğu ilk andan itibaren meydana gelen davranışsal ve anatomik değişiklikleri yansıttığını belirtiyor.

Karasal yaşama uyum sağlayan Polypterus deneyi, balık fosillerinin paletlerini karasal ortamda nasıl kullandığına ve evrimsel sürecin nasıl gerçekleştiğine dair eşsiz bir deney.

Larrson deneyin, bilinen şekil değiştirebilen gelişimin, kolaylaştırılmış büyük ölçekli evrimsel geçişin ve daha sonra genetik olarak doğal seçilimle kalıcı hale gelen yeni anatomi ve davranışlara erişimin ilk örneği olduğunu ekliyor.

Çalışma Mcgill Üniversitesi’nde Trina Du ve Ottawa Üniversitesi’nden Emily Standen ve Hans Larsson tarafından yürütülüyor ve Kanada Doğa ve Mühendislik Bilimleri Araştırma Kurulu ile Tomlinson Postdoktora Derneği tarafından finanse ediliyor.

400 milyon önce bir grup balık karayı keşfetmeye ve bugünün tetrapodlarına –hem karada hem suda yaşayan canlılara, sürüngen, memeli- yani dört ayaklı hayvanlara evrilmeye başladı. Fakat bu eski zaman atalarımızın balık görünümündeki vücutlarını, paletlerini karasal ortamda nasıl kullandıkları ve nasıl bir evrimsel sürecin gerçekleştiğine dair sorular bilimsel bir sır olarak kalmaktadır.

McGill Üniversitesi araştırmacıları, Nature dergisinde, sudan karaya çıkmaya teşebbüs eden ilk balıkta sürecin nasıl gerçekleşmiş ve neler olmuş olabileceğini göstermeye yardımcı olabilmesi adına, canlı bir balık türü olan Polypterus üzerindeki incelemelerini makale olarak yayımladılar.Polypterus Afrika’da yaşayan, oksijenli solunum yapan ve yürüyebilen bir balık türü olarak, ilkel balık türlerine göre tetrapodlara evrilen atalarına daha fazla benziyor. Araştırmacılar, karasal yaşama uyum sağlamış bu balık türünün nasıl göründüğünü ve nasıl hareket ettiğini anlayabilmek amacıyla yavru bir polypterus’u bir yıl boyunca gözlemlediler.

Ottowa Üniversitesi post-doktora öğrencisi ve aynı zamanda projenin lideri Emily Standen, zorlu çevre koşullarının görülmeyen anatomik ve davranışsal değişimleri ortaya çıkarabileceğini söylüyor. Polypterus’a uygulanan bu yöntemle, yeni anatomik yapı ve davranışları nelerin ortaya çıkardığını ve bu yapıların eldeki fosillerle eşleşip eşleşmediğini görebilme şansına sahip olacaklarını ekliyor.

McGill Üniversitesi doktora öğrencisi ve proje çalışanlarından Trina Du, karasal yaşama uyum sağlayan balığın suda yaşayan balıklara göre kollarını gövdesine yakın tutarak, başını yükselterek daha etkili bir biçimde yürümeye başladığını söylüyor. Anatomik olarak, yürüme sırasındaki dayanıklılığı arttırmak ve daha rahat baş/boyun hareketi için kafatası ile olan teması kısıtlamak için, hayvanın gövde iskeletinin göğüs bölgesi boyunca daha gergin bir yapıya kavuştuğunu söylüyor.

Kanada Araştırma Merkezi Makroevrim Kürsüsü’nden Yard. Doç. Hans Larsson, fosil kalıntıların hayvanın karada ayakları üzerinde durduğu ilk andan itibaren meydana gelen davranışsal ve anatomik değişiklikleri yansıttığını belirtiyor.

Karasal yaşama uyum sağlayan Polypterus deneyi, balık fosillerinin paletlerini karasal ortamda nasıl kullandığına ve evrimsel sürecin nasıl gerçekleştiğine dair eşsiz bir deney.

Larrson deneyin, bilinen şekil değiştirebilen gelişimin, kolaylaştırılmış büyük ölçekli evrimsel geçişin ve daha sonra genetik olarak doğal seçilimle kalıcı hale gelen yeni anatomi ve davranışlara erişimin ilk örneği olduğunu ekliyor.

Çalışma Mcgill Üniversitesi’nde Trina Du ve Ottawa Üniversitesi’nden Emily Standen ve Hans Larsson tarafından yürütülüyor ve Kanada Doğa ve Mühendislik Bilimleri Araştırma Kurulu ile Tomlinson Postdoktora Derneği tarafından finanse ediliyor.