Ana sayfa 171. Sayı Mekteb-i Tıbbiye’de şahane bir ıstrabizmos vakası

Mekteb-i Tıbbiye’de şahane bir ıstrabizmos vakası

326
PAYLAŞ

S harfi ve çift sessizle başlayan isimlerin Türkçe söylenişinde başa bir sesli harf getirilir: iskelet, ispirto, istop gibi. Spazm / spasmus “ıspazmos”: kasılma ile şaşılık anlamındaki strabismus / “ıstrabizmos” da böyle sözcüklerdir. Miyopi (uzakgörmezlik) ve şaşılık bilişsel olduğu kadar toplumsal anlam yüklenebilen göz hastalıkları terimleridir. Bu bağlamda, Osmanlı Belgelerinde Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane adlı prestij kitabı bir ıstrabizmos örneği olarak karşımızda durmaktadır.

Osmanlı Belgelerinde Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, kitabın “Takdim” yazısında okulun tarihçesiyle ilgili bir yayın dizisi içinde sayılmıştır. Ancak, yayının birincil amacının Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’yi yeni bir kurgu içinde konumlandırmak ve kurumsal tarihini sondan başa yeniden yazmak olduğu bellidir.

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye ve Haydarpaşa’ya yerleşimine biçilen bu yeni cüppe ile ilgili görüşümüzü açalım:

Evvela: Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane bir eğitim kurumudur. Askeri Tıbbiye’dir, Mekteb-i

Fünun-ı Tıbbiye-i Askeriye-i Şahane’dir. Bir bina ya da “külliye” ile özdeşleştirilemez.

Saniyen: Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin kurucusu Sultan İkinci Mahmud ve onun seçtiği eğitici kadrolardır. Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane kurulduğunda Sultan İkinci Abdülhamid henüz doğmamıştır.

Salisen: Osmanlı belgeleri yalnız kitaba alınan eski harfli Türkçe belgeler değildir. Yazışmalardan anlaşılacağı gibi, aynı konuda Fransızca ve Almanca kaleme alınmış çok sayıda Osmanlı belgesi vardır. Dr. Margery’nin Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane ile ilgili raporu ve Prof. Rieder ile yapılan kontrato bunlara örnek gösterilebilir.

Rabian: Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin Gülhane’den Haydarpaşa’daki binalara 1904 yılı Şubat’ında (kısmen) taşınmasıyla, ne kuruluş tarihi ne de kurucusu değişmiştir. Adı geçen kitapta “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin Kurucusu Sultan II. Abdülhamid (1842-1918)” yazılmış olmasına karşın, Sultan İkinci Abdülhamid okulun kurucusu ya da banisi değildir. (Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörlüğü’nün son duyurusu şöyledir: “10 Şubat 1918’de
75 Yaşında Vefat Eden Üniversitemizin Bânisi Cennet Mekan Sultan Abdülhamid Han’ın Vefatının 100. Yıldönümünde Rahmetle, Minnetle, Özlemle Anıyoruz.” http://www.sbu.edu.tr/ erişim: 25.02.2018.)

Kitaptaki belgelerde Haydarpaşa’daki yapılardan: “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane bina-yı alisiyle ebniye-i müteferriası” (Belge 15) ya da kısaca “mekteb-i cedid” olarak söz edildiği dikkati çekmektedir. Daha ilk belgede (s.12), “…el-yevm mekteb binası olan Topkapu Saray-ı Hümayunu’nun Demirkapu cihetinde vaki kışla’nın yetersiz kaldığı belirtilmiş; Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin Haydarpaşa’ya nakli hakkında ‘Umum Mekatib-i Askeriye-i Şahane Nezareti’ne sunulan mütalaa ile ‘Mekteb-i Askeri ile beraber lüzum-ı nakli müsteban olan Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye’nin”, yani (Maarif Nezareti’ne bağlı olan) Sivil Tıbbiye’nin daha uygun bir yapıya taşınmasının gereğine değinilmiştir.

Belgelerin tümünden projenin ıslahat değil, bir yerleşim projesi olduğu anlaşılmaktadır. Sonuçta, Haydarpaşa’daki ana bina donanımı ve klinik pavyonları 1903 yılına kadar tamamlanamayacak ve Gülhane Klinikleri “Tatbikat Mektebi ve Seririyat Hastahanesi” olarak Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye hizmet vermeye devam edecektir. Aynı nedenle, Haydarpaşa Asker Hastahanesi’nden (kuruluşu 1845) ek yataklar istenecektir (Belge 50).

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin taşınmasından sonra aşı laboratuvarı verimsiz olmuş ve Gülhane’ye dönüş izni istenmiştir (Belge 36). Belgede yeterli aşı sağlanamadığı için çiçek hastalığı salgının devam ettiğinin belirtilmesi, Dr. Rıfat Hüsameddin Paşa’nın Telkihhane-i Şahane istatistik risalesinin önsözünde (Belge 46) 1900-1903 yıllarında artırılan aşı üretimi ile “maraz-ı cederinin tahribatı tenakus etmekde” olduğu beyanını yalanlamaktadır.

İki ayrı eğitim kurumu olan  Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane (Askeri Tıbbiye) ile Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye’ye (Sivil Tıbbiye) aynı gözle bakılmasındaki şaşılık yüzünden, Kadırga’daki Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye-i Şahane’nin Dişçi Mektebi (Belge 27) ile Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye-i Şahane (Sivil Tıbbiye) Viladethanesi (Belge 42) konusundaki yazışmalar Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane (Askeri Tıbbiye) ile karıştırılmıştır.

Haydarpaşa projesinin uygulaması konusunda Berlin Sefiri Ahmed Tevfik Paşa’nın bir arızasında “Profesör Rieder Paşa delaletiyle inşa etdirilüb henüz resm-i küşadı icra kılınmayan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane”den söz edilirken (Belge 21), okulun 1903 Ağustos’undaki bu durumunun “İmparator [Kaiser Wilhelm II]  hazretlerince pek ziyade teessüf ve taacübü mucib olacağı” belirtilmektedir.

Belge 37’de “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Müfettişi ve Gülhane Seririyat Hastahane-i Hümayunu Nazırı Ferik Rieder Paşa”nın 1904 yılı başında hazırladığı tezkire özetlenmektedir. Okul binası ile kliniklerin eksiklerinin sıralandığı, “mezkur seririyat hakkında neşrolunan kitabda [Für die Türkei, Bd. I, 1903] tafsilat-ı lazime”ye ek belgenin orijinalinin yayımlanması uygun olurdu. Rieder Paşa’nın “Zur Eröffnung der neuen Militär-Medizinschule in Haidar-Pascha” [Haydarpaşa’da yeni Askeri Tıbbiyenin açılışı] (DMZ, 29(50), 10.12.1903: 956-9) başlıklı makalesi ile karşılaştırıldığunda tezkirenin içeriğinin farklı ve eleştirel olduğu anlaşılmaktadır. Dr. Rieder Paşa 1904 yazında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin inşaatının henüz devam bölümlerini denetlerken düşüp yaralanmış ve Almanya’ya dönmek zorunda kalmıştır.

Kitaba alınan 23 Ekim 1901 tarihli bir telgraf ise birkaç bakımdan ilginçtir (Belge 14). Eşi güç bir doğum yapan Kolağası Mahmud Efendi, doğumu gerçekleştiren doktorlar Besim Ömer Paşa ve Hüsnü Şakir’in Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de yetişmiş olmaları nedeniyle Sultan İkinci Abdülhamid’e “secde-i şükran” eylemektedir. Oysa, Dr. Hüsnü Şakir (Şakar) öğrenci iken İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne yakınlığı nedeniyle Fransa’ya kaçmak zorunda kalmış ve öğrenimini Paris’te tamamlamıştır.

Buyurun septik ameliyathaneye!

Belge 37 (s.120) çevirisindeki bir hata yayını hazırlayanların en temel sağlık bilgisini dahi sorgulatacak düzeydedir:

“[S]eririyat-ı cerrahiye pavyonlarına septik olarak inşa kılınacak ameliyathane (anfiteatro) için dahi ayrıca bin ikiyüz liraya ihtiyac bulunduğu…”

Orijinal metinde septik (TDK Türkçe Sözlük: mikroplu) değil, aseptik yazıldığını söylemeye herhalde gerek yoktur (Lugat-ı Tıb: Aseptique: havanın mikrobdan ari bulunması).

Bu vahim yanlışın yanına gülünç bir hata koyabiliriz: Dişçiler Mektebi’ne Mahsus Program’ın  (Belge 27, s.98) Üçüncü Senesinde “Bir buçuk varak usulüyle diş imali” başlığını okuyanların aklına doğal olarak: “Hangi malzemenin varağı? Bir buçuk porsiyonun ölçü birimi nedir?” gibi sorular gelecektir. Bu soruların anlamlı cevapları yoktur, çünkü metinde “Biriç vurk” olarak yazılan ve “Bir buçuk varak” olarak çevrilen sözcük, sabit köprü diş protezinin İngilizcesi olan “Bridge-work” teriminden başka bir şey değildir !

Özel isimlerin çoğu yanlış yazılmıştır. Örneğin, s.160. “Zoeros Paşa” doğrusu (belgede yazıldığı gibi): Zoiros Paşa. Aynı yerde, “Dame Broome Commander” nişanı, doğrusu: Dannebrog Kommandør.

Hata ve sevap

“Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye-i Şahane’de inşasına lüzum görülen Viladethane” yazılı olduğu halde, “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de inşasına lüzum görülen…” olarak çevirilmiş, sivil ve askeri Tıbbiyeler yine karıştırılmıştır (s.132-133).

Belge 15: Müsterha, doğrusu: müsteraha (müsterah): aptesane.

“Mösyö Pasteur’e nişan getirmeğe…” doğrusu: götürmeğe (s.160).

Kitabın başındaki kaynağı verilmeyen Abdülhamid portresi Abdullah Biraderler tarafından 1869’da Sultanın şehzadeliğinde çekilmiştir. Bir tasarım hatası: 52 ve 54. sayfadaki tabloların yeri değişmiştir.

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane matbaasında basılan kitapların iç kapak örneklerden (s.180-183): birincisi 1874 tarihinde Gülhane’deki Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de, yani Haydarpaşa’daki matbaa açılmadan önce basılmıştır. Sonuncusu ise 1337/1921 tarihinde, yani Askeri Tıbbiye işgal altındayken basılabilen kitaplardandır.

Haydarpaşa Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane binası “viladet-i hümayun ruz-i firuzu”na yetiştirilerek 6 Kasım 1903 Cuma günü açılmıştır. İkinci Abdülhamid’in 21 Eylül 1842 Çarşamba günü doğduğu bilinmektedir. İlginç olan, Gülhane Hastahanesi’nin 30 Aralık 1898’de, Darülaceze’nin de 31 Ocak 1896’da yine İkinci Abdülhamid’in doğumgününde açılmış olmasıdır!

Soru ve cevap

Sonuca bir soru ile varmaya çalışalım: 1898’de İstanbul’da kurulan Gülhane Tatbikat Mektebi ve Seririyat Hastahanesi, 1941’de Ankara’ya taşınmış; Gülhane Askeri Tıp Akademisi adını aldıktan sonra, 1971’de Etlik’teki yeni kliniklerine yerleşmiştir. Bu süreçte kurumun niteliği, kurucuları ve kuruluş tarihi değişmiş midir?

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörlüğünün 2016 yılında, “kuruluşumuzun ikinci yılında hazırlamış olduğumuz” kitap olarak sunduğu Osmanlı Belgelerinde Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, üniversitenin kuruluş tarihini 1903 olarak gösteren simgesini taşımaktadır. Yaratılan konfüzyon içinde Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin tarihçesi çarpıtılırken, Türkiye’de tıp eğitiminin evrimi üzerine bugüne dek yapılmış çalışmalar gözardı edilmiş ve Gülhane gibi sağlık kurumların tarihçelerinin de bu (şaşı) bakışa uydurulmasının yolu açılmış olmaktadır.

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane tarihinde yalnız belgelerle cevaplanamayan, belgeleri henüz ortaya çıkmamış -bulunduğunda, sağlıklı bir görüşle iredelenmesi gereken- belgelerle yanıt aranacak başka sorular vardır:

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin Haydarpaşa’da yapılması planlanan binalarına Alman İmparatorunun özel bir ilgi göstermesi, ve “haşmetlü İmparator hazretlerinin teveccüh-i mahsusunu kazanmış” olan Prof. Rieder Paşa’nın Sultan İkinci Abdülhamid’in “alel-husus vuku bulan arzu-yı şahaneye mebni bizzat tarafı haşmetanelerinden bil-intihab Dersaadet’e gönderilmiş bulunması” (Belge 21) nasıl yorumlanmalıdır?

Askeri Tıbbiye için Haydarpaşa’da yapılan kampus dönemin bir “mega” projesidir. Okul binalarının tamamlanabilmesi için, bir yandan “Girid muhtacini için cem olunan iane akçesi” kullanılmış (Belge 25, 39); öte yandan, demiryolları teminat gösterilerek Osmanlı Bankası’dan ve “Duyun-u Umumiye İdaresine mevdu aşar” vergisi gelirinden ödemeler yapılmıştır (Belge 29). Sonunda hepsi halkın sırtına yüklenen onca masrafa karşılık askerin ve “fukara hastalarının” (Belge 38) sağlık hizmetlerine kanıtlanabilir bir kalite kazandırılmış, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin bilimsel düzeyinde gelişmeler sağlanabilmiş midir?

– Osmanlı Belgelerinde Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne, Editörler: A. Z. İzgöer, K. Topkar Terzioğlu; Katkıda bulunanlar: Z. Parlak, A. Kayakurdu, İstanbul, 2016, T.C. Sağlık Bilimleri Üniversitesi,  (Ciltli, 24,5×35 cm., 184 s., tıpkıbasım, fotoğraf, çizelge). SBÜ yayın sayısı ve ISBN yoktur.