Ana sayfa Bilim Gündemi Çevre baskısı, sürdürülebilir diyetler üzerinde oldukça etkin!

Çevre baskısı, sürdürülebilir diyetler üzerinde oldukça etkin!

530

İnsanlar, bırakın içerisinde yaşadıkları dünyanın sağlığını, kendi sağlıklarını iyileştirmek amacıyla bile alışkanlıklarını değiştirmeyi zor buluyor. Avrupalı araştırmacılar tarafından yapılan çalışmanın bulgularına göre; sosyal normlar ve özyeterlilik, sürdürülebilir diyetlere geçişin en önemli motivasyonları arasında yer alıyor.

Avusturya’da bulunan Uluslararası Uygulamalı Sistemler Analiz Enstitüsü’nden Sibel Eker ve Michael Obersteiner ve Almanya’da bulunan Koblenz-Landau Üniversitesi’nden Gerhard Reese’nin çalışmaları; kişilerin akranları arasında kabul gören değerlerin, insanların iklim değişikliği hakkındaki inançlarını ve eylemlerini şekillendirmede bilimsel gerçeklerden daha güçlü olduğunu kanıtlar nitelikte. Bu çalışma, mevcut tarım uygulamalarının çevre üzerindeki yıkıcı etkilerini ele almak için gereken radikal değişimlerin bir parçası olarak insanlara bitki bazlı diyetleri benimseme çağrılarından etkilenerek oluşturuldu. Çalışmadaki temel odak; arazi kullanımı, sulama ve sera gazı emisyonları bakımından diğer gıda kaynaklarını büyük oranda aşan, nüfus artışı ve iklim değişikliği karşısında sürdürülemezliği ile kırmızı et tüketimi oldu.

Daha önceki çalışmalar göstermiştir ki kırmızı et; diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanser türleri de dahil olmak üzere kronik sağlık durumlarıyla ilişkilidir. Konuya ilişkin çalışmalar gösteriyor ki, dünyada et tüketimini haftada bir parça olarak sınırlayan bir diyet biçimine geçildiğinde potansiyel olarak 10 milyondan fazla kişinin bu hastalıklara bağlı ölümleri önlenebilecek durumda. Çalışmanın yürütücülerinden Eker, “Bu türden iddialı senaryoların gerçeği yansıtıp yansıtmadığını ve uygulanabilir olup olmadıklarını öğrenmek istedik” açıklamalarında bulundu ve ekledi: “Sosyal ağımı ve toplumu gözlemledim. Git gide daha fazla insanın et tüketimini azaltıyor olması, kentsel alanlarda yeni vejetaryen restoranlarının açılması gibi bu dinamiklerin nereye kadar gidebileceği beni meraklandırdı.”

Araştırmacılar, bitkisel beslenmenin yaygın bir tercihe dönüştüğü takdirde iklim krizinde önleyici konuma geçebileceğini belirtiyorlar

Birçok ülkede pek çok insan et alımını azaltsa da bu durum, çevresel kazanımlara dönüşmek için gereken küresel seviyelere hâlâ ulaşmış değil. Et tüketiminde yaygın olan davranış değişikliklerinin sebebini öğrenmek isteyen Eker ve çalışma arkadaşları, nüfus dinamikleri ile bütünleşik bir değerlendirme modeli kullandı. Bu model, yaş, cinsiyet ve eğitimin yanı sıra; sosyal normlar, iklim riski algısı, sağlık riski algısı, özyeterlik ve cevap etkinliğini (kişinin eylemlerinin bir fark yaratabileceğine inanılması) de içermektedir. Araştırmacılar en iyi sonuca ulaşmak için simülasyonda modeli 10 bin kez kullandılar.

Bunun, araştırma odaklı bir modelleme çalışması olduğunu belirten Eker; modeli, diyet değişikliklerinin en önemli nedenlerini bulmada farklı senaryoları deneyimlemek için bir platform olarak kullandıklarını söyledi. Her ne kadar sağlık riskleri daha önemli endişeler arasında yer alsa da Eker, bir grupta veya toplumda kabul edilebilir nitelikte yazılı olmayan davranış kuralları olan sosyal normların, diyet değişikliklerinin öncü motivasyonu olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Etrafta bitkisel beslenmeyi tercih eden daha fazla insan olunca, olgunun görünürlüğü artar, dolayısıyla bu beslenme biçimini benimseme de artar.”

Diğer bir kilit faktör olan özyeterlilikte ise özellikle kadınlarda davranış ve değişme yeteneği üzerindeki kontrole değiniliyor. Nüfusun yüzde 40’ı bitkisel beslenmeyi tercih ediyor olsa bile model, herkesin et tükemini sürdürmesi durumunda, çevreye dair öngörülerin tam olarak gerçekleşemeyeceğini göstermektedir. Beslenme şekillerindeki değişimin genel bir değişim oluşturması için nüfus genelinde bir değişim gerekmektedir.

Elde edilen bulgular, insan davranışını iklim değişikliğini azaltma çabalarına dahil etmenin önemini gösteriyor. Eker, “Dünyamızın ekonomik ve çevresel boyutlarını keşfederken kullandığımız gibi, iklim değişikliğinin sosyal ve davranışsal yönlerini ve sürdürülebilirlik sorunlarını araştırırken de modeller kullanabiliriz” diyor. Bu sayede, dünyanın karşısına çıkan sorunları çözmek için gerekli olan yaşam tarzı değişiklikleri daha iyi anlaşılabilir.

Kaynak: https://cosmosmagazine.com/biology/peer-pressure-could-nudge-people-towards-sustainable-diets