Ana sayfa Bilim Gündemi 2600 yıllık insan beyni günümüze kadar nasıl korundu?

2600 yıllık insan beyni günümüze kadar nasıl korundu?

1627
PAYLAŞ

Çeviren: Gülseli Kırgıl

Binlerce yıl önce, şimdilerde İngiltere’de bir köy olan Heslington bölgesinde bir insanın cesedi çevre şartlarının etkisiyle parçalanmaya başladı. Bu parçalanma sırasında organları çamurlaştı, saçı toza dönüştü. Sonunda, kemikleri ve beyninin küçük bir parçası kaldı. Kemiklerinin günümüze kadar korunarak aktarılması olağandı. Ancak beyin parçasının günümüze kadar darbe almadan ve parçalanmadan gelmesi sıra dışı bir durumdu. Biliminsanları bu sıra dışı durumu, beyin dokusu üzerinde yaptıkları çalışmayla birlikte daha iyi anlamamıza yardımcı oldu.

Kazı çalışmasında elde edilen kafatası ve beyin yapısı.

2008 yılında İngiltere’de keşfedilen bu beyin yapısı, en eski insan sinir dokusu örneklerinden biri ve aynı zamanda çözümü zor bilmeceleri de taşıyor. Tipik bir ölümde beyin dokusu ayrışmaya başlar. Diğer organlarla ve vücut parçaları ile karşılaştırıldığında bu ayrışma büyük bir hıza sahiptir. Çeşitli proteinler hücresel alt yapıyı yıkmak için çalışacak ve çürüme başlayacaktır. Biliminsanları çürümeye karşı koruma özelliği kazanan bu örnekteki beyin dokusu üzerinde çalışmalar yaparak bu koruma özelliğinin nasıl geliştiğini inceledi. Koruma özelliğinin iyi anlaşılmasının beynin nasıl çalıştığına ilişkin yeni verileri de sağlayacağı düşünülmekte.

Kazı alanlarında çalışma yapan arkeologlar, çamurla kaplı bir insan kafatası buldular, kafatasının içerisinde bir parçası korunmuş olan insan beyni ile karşılaştıklarında ise çok şaşırdılar. Ardından buluntu üzerinde yapılan yaş tayini araştırmaları, bu insanın MÖ 673 ila MÖ 482 yılları arasında yaşamını yitirdiğini gösterdi.

Biliminsanları yumuşak dokuların kurutulduklarında, dondurulduklarında, oksijensiz veya asidik bir ortamda tutulduklarında korunabildiklerini ifade ediyor. Buluntuda ise saç dahil olmak üzere vücudun hiçbir parçası korunamamış olmasına rağmen beyin yapısının bir bölümünün korunarak günümüze kadar gelebilmiş olması oldukça ilginç.

Korunarak günümüze aktarılan materyali özel yapan şeyin ne olduğunu araştırmak isteyen biliminsanları, buluntudan elde edilen proteinler üzerinde incelemelerde bulundu. Çoğu organın aksine beyin, nöronların ve kendisinin de bir bileşeni olduğu bağlantıların korunabilmesi için hücresel düzeyde de desteklenmek durumundadır. “IF” adı verilen bu proteinler, bahsedilen görevi henüz canlı olan beyin dokularında yerine getirir. Bu proteinlerin doğru koşullar altında koruma görevi sağlayabileceği, dolayısıyla beynin bozulmadan günümüze aktarılmasında role sahip oldukları düşünülmekte.

Heslington bölgesinden elde edilen buluntuda yapılan incelemelerde IF adı verilen bu protein yapılarının ağına rastlandı. Aynı zamanda bu buluntunun yer aldığı bölge böylesi bir koruma için uygun asidik özellik göstermekteydi. 2600 yaşında olan bu insan beyninin proteinleri üzerinde yapılan çalışmalara göre protein agregatlar (yığın) yapının korunmasına verdikleri destek açısından oldukça önemli bir yerde duruyor.

The Royal Society’nin bir yayınında çıkan makaleye imza atan biliminsanları, protein agregatlar üzerindeki çalışmalarını sürdürecek. Heslington’dan elde edilen bu beyin yapısının bize öğreteceği daha çok şey var gibi görünüyor.

Kaynak:https://royalsocietypublishing.org/doi/10.1098/rsif.2019.0775
https://www.sciencealert.com/this-study-could-explain-how-human-brain-tissue-remained-intact-for-2-600-years