Ana sayfa Antropoloji 4,4 milyon yıllık bir homininin el iskeleti, atalarımızın hareketlerine dair yeni veriler...

4,4 milyon yıllık bir homininin el iskeleti, atalarımızın hareketlerine dair yeni veriler sağlıyor

161

6 milyon yıl önce tür olarak ayrılmış olan şempanzeler (Pan troglodytes), insanların yaşayan en yakın akrabalarıdır. İnsanların ve şempanzelerin son ortak atası hakkındaki en iyi ipuçlarından birini 4,4 milyon yıl önce yaşadığı düşünülen Ardipithecus ramidus türünden bir homininin iskeleti sağlamaktadır. Bu iskelet örnekleri en eski hominin iskeleti örnekleridir.

Önceki çalışmalarda araştırmacılar Ardipithecus’un ağaçların arasından dalları üstünden hareket ettiğini ancak onlardan sallanmadıkları, yani şempanzeler ve insanların son ortak atalarının da muhtemelen bu şekilde hareket ettiği sonucunu çıkarmışlardı. Ancak Science Advances’de yayınlanan Ardipithecus iskelet örnekleri üzerine yeni bir analiz, homininilerin günümüz şempanzeleri gibi ağaç dalları altında sallanmış olabileceklerini gösteriyor.

Çalışmada görev almamış, Calgary Üniversitesi’nden biyolojik antropolog Campbell Rolian “Bu Ardipithecus‘un elleri ile ilgili güzel ve eksiksiz bir çalışma ve hatta bundan daha da fazlası” diyor ve ekliyor: “[Bu çalışma] evrimsel antropolojide uzun süredir devam eden bir soru olan insan ve şempanzelerin son ortak atasının morfolojisi hakkında bildiklerimizi ortak bir bağlama oturtmakla ilgili.”

Texas A&M Üniversitesi’nden Cody Prang lisans öğrencisi olarak Delaware Üniversite’sinden sonbahar 2009’da ilk biyolojik antropoloji dersini alırken Ardipithecus üzerine olan ilk analizler yayınlanmıştı. Prang, araştırmaların “İnsan ve şempanzelerin son ortak atasına zaman olarak yakın yaşamış erken bir insan akrabası olan Ardipithecus’ta, bulunması beklenen hiçbir özelliğe rastlamadığını” belirtti.

2009 çıkışlı makalenin yazarları, türün dikey tırmanma ve süspansiyon için gerekli olan el yapı ve orantılarına sahip olmadığını bildirmişti. Böylece insanların, hareketleri açısından günümüz maymunlarına benzemeyen bir tür olan Ardipithecus’dan evrimleştiğini ileri sürmüştüler.

Son çıkan makalede, Prang ve meslektaşları Ardipithecus’un el yapısını ve böylece insan ve şempanzelerin muhtemel ortak atasının nasıl hareket ettiğini daha iyi anlamak üzere farklı bir strateji kullandılar. Araştırmacılar, parmak kemiklerinin uzunluğu ve boğumların bağlantı boyutları dahil olmak üzere Ardipithecus verilerinin ölçümünü, yaşayan ve nesli tükenmiş diğer primat türlerinin verilerinin bulunduğu istatistiksel bir modele entegre etti. Bu modeli benzer el morfolojisine sahip olan türleri gruplandırmak için kullandılar. Ardipithecus; orangutanlar, şempanzeler ve örümcek maymunlarının olduğu kümede sınıflandırıldı. Tüm bu türler dikey olarak tırmanırken ve ağaçlar arasından sallanırken ağaç dallarını kavrarlar. Ardipithecus’un elleri, ağaç dallarının tepesine tırmanan goriller, babunlar, Lucy’yi içeren ve doğrudan insan atası olduğuna inanılan tür olan Australopithecus ve modern insan ile aynı kümeye girmedi.

Ayrıca yazarlar tüm hayvan türlerini kapsayan, el kemiklerinin eğriliği ile hareketleri arasındaki ilişkiyi inceleyen bir analiz yaptılar. Ardipithecus’un el kemiklerinin eğriliği bir kez daha orangutanlar, şempanzeler ve örümcek maymunlar ile benzerlik gösterirken insan ve goriller ile farklılık gösteriyordu. Prang, “Fosiller hakkında 2009’de öne sürülen her şeyi göz önüne aldığımızda türün bu kadar maymun benzeri olmasını beklemiyorduk ve bu bizim için şok edici oldu. Fosil kanıtları, erken insan atalarının ve şempanze ve insanların son ortak atasının diğer bütün primatlardan daha çok şempanzelere benzediğini gösteriyor” dedi.

Araştırmacılar, eski ve modern primatları, nasıl hareket ettiklerine -parmak kemiklerinin göreceli uzunluk ve eğriliğine- göre gruplandırdılar. Mavi noktalar, ağaç dallarından sallanmayan türleri; kırmızı noktalar, dallara tırmanıp sarkan türleri; sarı noktalar ise ulaşım yolları belirsiz olan türleri temsil eder.

Çalışmaya karşı itirazlar da var
Ancak herkes yeni çalışmanın sonuçlarına katılmıyor. Berkeley’deki California Üniversitesi’nde insan evrimi üzerine çalışan Tim White, Prang ve ekibinin verileri nasıl seçtiğini ve veriler ile sonuçları nasıl analiz ettiğini sorguluyor: “Baş parmağı ve kavrama yeteneği dışında Ardipithecus’un eli şempanze benzeri değildi” ifadesinde bulunuyor. Modern ve eski insanlar da beş parmağa ve kavrama yeteneğine sahip olmasına karşın ağaçların arasında sallanmıyorlardı. White “Örnekleri ve yöntemleri, fosillerde apaçık gözüken işlevsel anatomiyi yakalamakta başarısız oluyor” diye ekliyor.

New York’taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’ndeki bir biyolojik antropolog ve çalışmada görev almamış Sergio Almécija, White’ın eleştirisine katkıda bulunuyor. Almécija, çalışmanın Ardipithecus’un genel el anatomisinin doğru bir şekilde şempanzelere benzerlik gösterdiğini yakaladığını ancak Ardipithecus elinin (ve dolaylı olarak şempanze ve insanın son ortak atasının) şempanzeler kadar süspansiyona uzmanlaşmış olduğu kanısının, araştırmanın sonuçlarıyla uyuşmadığını söylüyor.

Almécija, yeni çalışmanın yazarlarının genel dijital şekli yaklaşık olarak tahmin edebilen ancak özellikle dijital elangasyonu dikkate almayan 26 değişken kullandığını belirterek devam ediyor. İnsanların ve şempanzelerin son ortak atasının özellikle süspansiyona adapte olmuş uzun parmaklarının olup olmadığı sorusunun da yanıtsız kaldığını ekliyor: “Maymunlarla olan son atamızın temel özelliklerini test etmek için daha fazla Miyosen maymun fosillerine (insan ve şempanze tür ayrımından önce) ihtiyacımız var. Özellikle, eski şempanze ve gorillerin iskeletlerini bulup el uzunluklarının bize, şempanzelere veya başka bir türe yakın olup olmadığını kontrol etmemiz gerekiyor.”

Çalışmada yer almamış olan Almanya’daki Tübingen Üniversite’sinden bir palentolog Madeliane Böhme, yazarların Ardipithecus ellerinin süspansiyon özelliğini ve şempanze benzeri anatomisini göstermekte başarılı olduğunu ancak halen Ardipithecus’un, Australopithecus’un bir atası olup olmadığı sorusunun cevapsız kaldığını söylüyor: “Bu sonuçta bir varsayım ve yeteri kadar desteklenmemiş.”

Böhme, “Cevaplar fosillerde yatıyor” diyor: “Yeterli bilgiye hiçbir zaman ulaşamayabiliriz ancak her fosil bize yeni sorular ve eski sorulara potansiyel yeni cevaplar verir.”

Kaynak: https://www.the-scientist.com/news-opinion/questions-raised-about-how-an-ancient-hominin-moved-68488