Ana sayfa Astronomi Tatooine benzeri gezegenleri keşfetmek için yeni bir yöntem

Tatooine benzeri gezegenleri keşfetmek için yeni bir yöntem

80

Bilimkurgu ve sinema dünyasının kült, ikonik sahnelerinden biridir Luke Skywalker’ın Tatooine gezegenindeki çift güneşli gün batımını seyreden görüntüsü. Yeni ufuklar, yeni perspektifler ve tüm seri boyu genç Skywalker’ı bekleyen jedi olma serüveninin başlangıç noktasını simgeler. Aynı zamanda bir gezegenin, bulunduğu sistemde iki yıldızının olabileceği fikrini de beraberinde getirdiği için yayımlandığı 1970li yıllarda henüz ötegezegenlerin dahi kanıtlanmamış spekülasyonlar olduğu bir zamanda çağın ötesinde bir yaklaşım olduğunu söylesek abartmış olmayız. Öyle ki bilim çevrelerinde çift yıldız sistemlerinin etrafında bulunan gezegenlere gayrıresmi de olsa astrofizikçiler “Tatooine-benzeri gezegenler” olarak hitap ederler.

Tatooine-benzeri gezegenleri bulmak tahmin edeceğiniz üzere sıradan tek yıldızlı sistemlerindeki ötegezegenleri keşfetmekten çok daha karmaşıktır. Bir yıldızın etrafında dolanan gezegenleri, yıldızla dünya arasından geçip tutulma yaptığı sırada yıldızın yolladığı ışığın azalış miktarına bakarak tespit etmek mümkün, bu yönteme “transit metodu” adı verilir ve ötegezegen keşfinde en sık başvurulan, bu alanda kilit rol oynayan bir yöntemdir. Özellikle NASA’ya ait Kepler Uzay Teleskopu ile keşfedilmiş ötegezegenlerin büyük çoğunluğu transit metoduyla gezegenlerin yıldızlarıyla yaşadıkları tutulma anlarında keşfedilmiştir. Fakat özellikle ana yıldızın etrafında dönen, ondan kayda değer miktarlarda düşük kütleli yıldızların olduğu sistemlerdeki ötegezegenleri keşfetmek gerçek anlamıyla bir imtihandır. Bu tür gezegenleri keşfetmenin altında yatan en büyük zorluk, gezegenin iki yıldızla da tutulma yapmasını ve aynı zamanda küçük olan yıldızın yapacağı tutulmanın da kayda alınması gerekliliğidir.  Bu sebeple bir gökcisminin böyle bir sistemdeki ötegezegen olduğuna emin olabilmek için en az 3 tutulma yakalamak gerekmektedir. Bunu yapmak için Kepler gibi teleskopların kıymetli-ve pahalı- gözlem sürelerinin neredeyse bir yıl kadarını kesintisiz olarak tek bir yıldız sistemini gözleyerek geçirmesi anlamına geliyor. Haliyle Kepler projesindeki biliminsanları bunun yerine daha az gözlem süreleriyle daha çok çalışma ortaya çıkaracak projelere odaklanmaktalar.

Transit metodu ile gözlem yapan bir başka teleskop olan “Transiting Exoplanet Survey Satellite” (TESS), gökyüzünü bir bütün olarak tarayarak çalışmakta. Yaptığı bu taramalar(survey) sayesinde çok kısa sürede olağanüstü miktarlarda veriyi elde etmesi mümkün oluyor ancak yine bunlar da kısa süreli veriler, çift sistemlerin çevresindeki gezgenleri tespit etmek için yeterli değil.

2020 yılında Hawaii Üniversitesinden Nader Haghighipour, TESS taramalarının sadece 27 günlük verilerini kullanarak bu tür sistemlerde ötegezegen keşfedecek bir model geliştirdi. “Astronomical Journal” dergisinde yayınlanan makalesinde yarıdönemsel yörüngeleri ve yıldız yörüngelerindeki etkileri araştırarak geliştirdikleri modeli açıklayan Prof. Haghighipour ve ekibi, geçtiğimiz yıldan beri modelini güvenilir kılacak ve bu yeni yöntemle bir yıldız keşfetmeye çalışıyorlardı. 10 Kasım 2021’de yine Astronomical Journal dergisinde yayımlanan çalışmalarında, geliştirdikleri modelle sadece 27 günlük bir gözlemle ilk kez TESS verileri kullanarak çift yıldız sisteminde bir ötegezegen keşfettiklerini açıkladılar. Bu sayede geliştirdikleri model de yeni bir ötegezegen tespit etme yöntemi olarak literatüre girmiş oldu. Normalde bu gezegeni keşfetmek için 200 günlük bir gözlemsel veriye ihtiyaç vardı.

Kaynaklar:

Hawaii Üniversitesi Basın Açıklaması

İlgili Makale