Ana Sayfa 215. Sayı Selimiye’ye çıkarken bir uğrak: Rüzgâr Kitabevi – Edirne

Selimiye’ye çıkarken bir uğrak: Rüzgâr Kitabevi – Edirne

230

“süreç, kitabevlerini önce birer antikacıya dönüştürecek sonra da tarihin derinliklerine gömecek”

Geçtiğimiz hafta ülkenin genelinde bağımsız birçok kitapçının ortaklaşa hazırladığı  “Bağımsız Kitapçınızdan Mesajınız Var” başlıklı bir metin yayımlandı. Önce sosyal medyada ardından yazılı ve dijital basında yer alan bu metin ile özellikle “taşrada”, küçük şehirlerde, ilçelerde varlıklarını duyurmak isteyen kitabevleri yaşadıkları sıkıntıları, ayakta kalmak için nelerle mücadele ettiklerini, ülke yönetiminden ve yerel yönetimlerden taleplerini sıraladılar.
Biz de bu sayıda yine bağımsız bir kitabevi ile devam ediyoruz. Edirne’deyiz tekrar… Bu kez durağımız Edirne’nin merkezinde bulunan Rüzgâr Kitabevi. Şehrin göz bebeği Selimiye Camisi’nin yakınındaki bir pasajın içinde. Yıllar önce bu pasaj kitapçılarla doluydu. Lakin şimdi sadece Rüzgâr Kitabevi ile üç kitapçı varlığını sürdürmeye devam ediyor. Pasajın koridorunda başlayan kitap kokusu dükkânın içine çağırıyor insanı ve içeriye girince duvarlar dolusu kitapların ve  yerde üst üste dizili olanların arasından kitabevinin sahibi Nazmi Erkan “hoş geldin” diyerek karşılıyor. “Sen hâlâ kapatmadın mı dükkânını” diye soruyor taburenin üzerinden kitapları kaldırıp bana oturmak için yer açarken. Neyse ki soruları ben soracağım diyerek geçiştiriyorum onu.
Nazmi Bey on altı yıldır eski ve yeni kitap alıp satıyor. Rüzgar Kitabevi’nin asıl faaliyet alanı ikinci el kitaplar olsa da yeni baskı kitapları da bulabiliyorsunuz burada.  Kitap satışında kitap sitelerini, sosyal medyayı aktif kullanan Nazmi Bey, okuma alışkanlığının gelişmesi ve internetin yaygın kullanımı arasındaki ilişki için farklı bir tespit yapıyor. Tespitinde “kitaba yönelik ilgi ile kitabevine yönelik ilgiyi birbirinden ayırmak gerekir. Bana göre sosyal medya ve teknolojideki tüm değişimlere rağmen insanlar eskisinden daha çok kitap okuyorlar ancak tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarının değişmesi nedeniyle kitabevleri belirli ve dar bir öğrenci, akademisyen kitlesi ve müdavimleri üzerinden kendilerini döndürür hale geldi. Yani insanımız kitap okuyor ama bu kitabı artık nadiren kitapçıdan alıyor. Bu düşüncemin etkisiyle de çıkması planlanan sabit fiyat yasasından çok umudum yok. Aslında sabit fiyat yasası hakkında adından başka bir bilgiye de sahip değilim. Yerel kitapçıların lehine mi yoksa aleyhine mi olacağına dair şüphelerim var. Kanaatimce yayınevleri ile pazarı domine eden online perakendeciler arasındaki bir itişmenin somutlaşmasıdır bu yasa. Doğrusunu isterseniz, geldiğimiz noktada ne yayınevi, ne dağıtımcı ne de okur kitapçıya ihtiyaç duymaz hale geldi. Bu yasanın da yerel kitapçılar göz önünde bulundurularak düzenlendiğini düşünmüyorum.”
“Kitabevlerinin ayakta kalması böylesine zorlaşmışken bir de üstüne pandemi süreci gelince durum daha da kötü oldu diyebilir miyiz” diye sorduğumda Nazmi Bey, pandemi döneminde dükkan faaliyetinin neredeyse tamamen durduğunu ve online satışların tek kaynak haline geldiğini ama bu süreçte işiyle ilgili bir değişikliği gerek görmediğini belirtiyor.  Özellikle kitabevinin müdavimleri düzenli uğramışlar açık olduğu süre boyunca. Pazar günleri sohbet etmek için daha çok gelen giden olur derken de ekliyor: Kitaba, insana, hayata dair…
Bu süreçten özellikle küçük işletmeler epeyce etkilendiler. Buna sadece kitap alım satımı yapmayan, yiyecek içecek seçeneği sunan kitap kafeler de dâhil.  Rüzgâr Kitabevi sadece kitap işi yapıyor olsa da onun kitap kafeler hakkında ne düşündüğünü merak ediyorum. “Lütfen bir küçümseme olarak değerlendirmeyin ama kitap-kafeler benim zihnimde kitabevi olarak değil de kafe, kahvehane olarak canlanıyor. Dolayısıyla ‘çay satan bir işletme ile kitap satan bir işletme aynı kategoride midir?’ diye ben size bir soru sormuş olayım” diyerek gülümseyince bu soruyu da şimdilik cevapsız bırakmayı tercih ediyorum.
O halde tekrar kitaplara dönelim. Acaba klasik kitaplar mı yoksa popüler kültürün etkisiyle piyasaya sürülen kitaplar mı daha çok alıcı buluyor burada? “Türk ve dünya klasikleri her zaman okuyucu buluyor. Genel bir gözlem olarak özellikle genç ve genç-erişkin nüfusun daha çok okuduğunu söyleyebilirim. Rüzgâr Kitabevi 7’den 70’e her kuşaktan ilgi gören bir kitabevidir.” cevabı şehirde belirli bir okur kitlesinin olduğunu ve klasiklere ilginin her zaman güncelliğini koruduğunu gösteriyor. Rüzgâr Kitabevi okurlardan gelen ikinci el kitapları da satın alarak koleksiyonunu genişletiyor. Acaba gelen ikinci el kitaplardan satmaya elinin gitmediği gönlünün el vermediği oluyor mudur Nazmi Bey’in? “Prensip olarak gelen her kitabı satışa çıkartıyorum ama satılmasını istemediğim kitabın da fiyatını biraz daha yüksek tutarım ve başka yerlerde daha ucuza bulabilirsiniz diye de belirtirim. Kitabın dolaşımda olması önemlidir benim için.  Tabii ki sevdiğim kitaplar var ama kitabı nesne olarak fetişleştirmem.”
Son olarak internet satışlarından, sabit fiyat yasasına, okuyucu alışkanlıklarından kitap kafelere uzanan gri bir tablo var. Peki umut var mı? “ İnsan soyunun toplumsal evrim süreci boyunca bilgi önce sözel sonra da yazılı olarak değişik şekiller ve nesnelerle bugüne aktarıldı. Kitabın bizim için önemi ‘bilgiyi taşıma aracı’ olmasındaydı, Kitapçı ve kitabevi de bu noktada önem ve işlev kazanıyordu. Ancak artık bu değişmeye, bilginin aktarım araçları dijitalleşmeye ve ticari süreçler de değişmeye başladı. Artık bilgiyi aktarmak için kâğıda basmaya, onu kitap haline getirmeye ihtiyaç duymaz hale geldik. Pedagojik öğrenme süreçleri bile değişmeye görsel öğrenme ve video ile öğrenme süreçleri öne çıkmaya başladı. Eğer yayınlanırsa sizin bu röportajınız bile kâğıt üzerinden değil internet üzerinden okunacak! Dolayısıyla bu evrimsel süreç kitabevlerini önce birer antikacıya dönüştürecek sonra da tarihin derinliklerine gömecek. Bazılarımız önce bazılarımızsa daha sonra olsa da bir noktada hepimiz faaliyetlerimizi sonlandıracağız. Tabii eğer distopik bir gelecek interneti ve dijital materyali çökertmezse!”
Umalım ki ne internet ne dijital dünya çöksün ne de kitabevlerinin ömürleri kısa olsun.  Kitap dostlarının dayanışması yaşatsın onları.

Önceki İçerikSulu gözlü çevirmenleri de seviniz
Sonraki İçerikKitapçı Rafı