Ana Sayfa 223. Sayı Cumhuriyetin 100.  yılına girerken…

Cumhuriyetin 100.  yılına girerken…

475

Her türlü muhalefeti susturmak ve meydanı tamamen yandaş (ve açıkça yalancı) medyaya bırakmak için “sansür yasası” çıkaran bir iktidar… Amasra’da 41 madencimizin ölümüne yol açan iş katliamının üzerini örtmeye çalışan ve yeniden “kader-fıtrat-kaza” edebiyatına başvuran bir iktidar… Cumhuriyete, dil devrimine, Türkçeye savaş açmış, Türkçeyle düşünce üretilemeyeceğini iddia eden bir iktidar… En ufak bir itirazın üzerine emrindeki güvenlik güçleriyle çullanan, fikir özgürlüğünü ortadan kaldıran bir iktidar… Bunlar sadece geçtiğimiz ay yaşadığımız olaylar. Toplumun büyük çoğunluğu ile çatışan ve deyim yerindeyse topluma “düşman hukuku” uygulayan bir iktidarla Cumhuriyet’in 100. yılına girmiş bulunmaktayız. 100 yıl önce tüm dünyaya esin kaynağı olmuş bir anti-emperyalist savaşla kurulmuş ve cumhuriyet devrimleriyle dönemin en önemli modernite atılımlarından birini gerçekleştirmiş ülkenin geldiği noktaya bakar mısınız? Önümüzdeki bir yıl cumhuriyet tarihinin en karanlık yıllarından biri olmaya aday. Ama elbette Türkiye’nin aydınlık yüzü direnecek, karanlığı aydınlığa çevirecek ve bu iktidarı alaşağı edecektir. Çatışmalı olacak, zorlu olacak, ama toplumumuz bu karanlık iktidarı tarihe gömecektir. Bilim ve Gelecek topluluğu olarak buna da inancımız tam.
Elinizdeki sayıda yer alan Alâeddin Şenel’in makalesi, 8 yıl önce Soma’da 301 madencimizin öldüğü katliamdan sonra başta Tayyip Erdoğan olmak üzere yetkililerin “kader”, “fıtrat” gibi söylemleri üzerine yazılmış ve Bilim ve Gelecek’in Haziran 2014 tarihli 124. sayısının kapak dosyası olmuştu. Geçtiğimiz ay bu kez Amasra’da 41 madencimiz grizu patlaması sonucunda hayatını kaybetti; daha doğrusu katledildi. Aynı kişiler yine aynı söylemlerle ortaya çıktılar. Biz de bu yazıyı okurlarımıza yeniden anımsatmak istedik. Kader-fıtrat-kaza gibi söylemlerin nereden kaynaklandığını ve neyin üzerini örtmek için kullanıldığını tarihsel boyutlarıyla okuyacaksınız.
Cumhuriyet tartışmalarını iki yazı ile ele alıyoruz bu sayıda. Doğan Göçmen, konuştuğumuz Türkçenin düşünce üretmeye elverişli olmadığı iddiasına ve cumhuriyetin dil devrimine yönelik saldırıya felsefenin nasıl yapılabileceğini de tartışarak yanıt veriyor “Felsefenin çağı, dili ve sözü” başlıklı makalesiyle. Ender Helvacıoğlu da Cumhuriyetin 100 yıllık serüvenini kazanımları ve tıkanıklıkları ile ele alıyor.
Elinizdeki sayının kapak dosyası “2022 Bilim Nobelleri”. Gerçekten de alanlarında çığır açan ve büyük yenilikler getiren çalışmalara verildi bu yılın Fizik, Kimya, Fizyoloji veya Tıp Nobelleri. Arkadaşlarımız Özgürcan Özüdoğru, Cem Oran, Ezgi Altınışık ve Emrah Kırdök Nobel alan çalışmaları çok güzel makalelerle Bilim ve Gelecek okurları için hazırladılar. İlgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz.
İzlem Gözükeleş’in “Otomobil uygarlığı kader mi?”, Deniz Ilgaz Çınar ve Nalân Mahsereci’nin çevirdiği “Geometrik analizler, kuşların uçmakta nasıl ustalaştığını ortaya çıkarıyor”, Ebru Oktay’ın çevirdiği “Bilim insanları, Kovid-19 kapanmalarından neler öğrendi?”, Kemal Yılmaz’ın “Popüler bilim yazımı ve Schrödinger ve ‘Yaşam Nedir?’  örneği”, Ali Çarman’ın “Nazilerin ölüm fabrikası: Neuengamme Toplama Kampı” ve Yavuz Daloğlu’nun “Cumhuriyet’in 100. yılında Türk Ulusal Musiki Okulu’nu yaratma yolunda neredeyiz?” başlıklı makaleleri elinizdeki sayıya büyük bir zenginlik katıyor.
Cumhuriyetimizn 100. yılı hepimize kutlu olsun ve umut yılı olsun.
Dostlukla kalın…

Önceki İçerikCumhuriyet serüvenimiz: Kazanımlar ve tıkanıklıklar
Sonraki İçerikBilim ve Gelecek Kasım sayısı çıktı!