Ana sayfa 79. Sayı Kanserin yayılma potansiyelini tespit eden kromozomal test bulundu!

Kanserin yayılma potansiyelini tespit eden kromozomal test bulundu!

34

Oküler melanom ya da diğer adıyla “Göz Kanseri” Amerika’da her yıl 2000 kişide tespit edilen ciddi bir hastalık. Nadir görülen bu hastalık en agresif kanser tiplerinden biri. Oküler melanom hastalarının yaklaşık yarısı hayatını kaybediyor. Metastaz gösteren melanom alt tipine sahip hastalar, genelde yalnızca 6 ile 12 ay arasında yaşayabiliyor. Çünkü tümör hücreleri vücudun diğer bölgelerine göç ederek orada yeni agresif kanser türlerine neden oluyor.

Bu kanser türüne yakalanan avukat Susan Izanstark-Rosenthal işi gereği her an okumak ve yazmak zorunda olduğunu ve gözlerini kaybetmenin onun için yaşamını büyük ölçüde kaybetmek anlamına geldiğini belirtiyor. Uygulanan cerrahi işlem sonrası çıkarılan tümör gözün kurtulmasını sağlamış. Fakat tümörün vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmayacağı henüz bilinmiyordu. Oküler onkolojist Tara Young, bu noktada Susan için umut ışığı olmuş ve yeni bir biyopsi yöntemi ile tümörün yayılma kapasitesinin şimdiden anlaşılabileceğini ve kötü bir durum için erken önlemlerin alınabileceği müjdesini vermiş.

UCLA Üniversitesi Göz Enstitüsü genç araştırmacısı Young’a göre, oküler melanoma ile ilgili olarak hastalığın ilk zamanlarından beri yapılan araştırmaların başında, bu tarz bir testin bulunabilirliği gelmekte. İlk olarak uygulanan ve başarıya ulaşan bu yöntem ile UCLA’lı cerrahların ince bir iğne ucu ile tümör hücrelerini saf bir şekilde elde etmesinin ardından yapılan araştırmalarda tümörün yayılması ile ilgili olarak ilk ipuçları elde edilmeye başlandı. Ultrafine adı verilen biyopsi iğneleri ile cerrahi işlemden önce çıkarılan tümör hücreleri, hücre kültürü ortamında çoğaltılarak, genetik analizler yapılır hale getirildi. Eğer tümör hücreleri genomundaki kromozom 3’ün bir kopyası eksik ise kanserin yayılma riskinin de artış gösterdiği, kromozom 3’ün yapısı ve sayısı normal ise kanser yayılımı riskinin düştüğü tespit edildi. Bu analiz ile kromozom 3’ün genetik bir belirteç (marker) olarak kullanılabileceği bulundu ve her bir hasta için tümörün türüne göre agresif tedavilerin uygulanabilirliği tespit edilebilir hale geldi.

Susan’ın kromozom 3 yapısı ve kopya sayısında herhangi bir problem ile karşılaşılmamış. Bu da hem Susan hem de kız kardeşi için endişelerin giderilmesine ve yaşanılacak her günün ayrı bir önem taşıdığının daha iyi anlaşılmasına neden olmuş.

Kaynak: http://www.sciencedaily.com/videos/2007/0408-will_your_cancer_spread.htm – 21 Ağustos 2010