Ana sayfa 88. Sayı Su, orman, tarih, plan yok; varsa yoksa rant! Bu proje İstanbul’un yıkımı...

Su, orman, tarih, plan yok; varsa yoksa rant! Bu proje İstanbul’un yıkımı olur

Kapak Dosyası

118
PAYLAŞ

Söyleşi: Tayfun Kahraman

“Devletin İstanbul için harcayacak 30 milyar doları varsa, bu kaynağı İstanbul’un iki önemli sorunu için, deprem ve ulaşım alanlarındaki sorunları çözmek için kullanması gerekir. Bunun dışında İstanbul için yapılacak tüm yatırımlar, atıl olacaktır. İstanbul için gereklilikler ve yapılacaklar listesi yapsak, 10. sırada bile gelmez böyle bir proje. Bu duruma rağmen, projenin ilk sıraya çıkarılmasının amacının farklı olduğunu düşünüyoruz.”

Öncelikle Kanal İstanbul projesiyle ilgili genel olarak bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Bu, aslında İstanbul’daki gerçek sorunları tamamen gölgelemeyi amaçlayan bir proje. Buradaki amacın ne olduğunu tespit etmek gerekiyor. Amaç, İstanbul’a yeni bir kanal açmak mı yoksa yeni yerleşim alanları oluşturmak mı? Bir projeyi açıklamadan önce etüt çalışmalarını yaparsınız, bunların eksilerini artılarını ortaya koyarsınız, bu projenin sonunda fayda-maliyet analizini yapıp sonuca bakarsınız ve böylece projeye karar verirsiniz. Burada ise sadece projeci bir zihniyet görüyoruz. Fayda-maliyet analizi hiçbir şekilde yapılmamış. Güzergâhına bile karar verilmiş, ancak etüdü yapılmamış. Bu durumda her şeyine karar verilen bir projenin etüt çalışması ne işe yarayacak? Bunu sormak gerekiyor. Başbakan bu projeyi açılarken, boğazdaki tanker trafiğinin ortadan kalkacağını, kent içi ulaşımda yaşanan sıkıntıların biteceğini ve biyoçeşitliliğin artacağını söyledi. İkincisi ve üçüncüsüne ilişkin şunlar söylenebilir: Neden İstanbul’da kent içinde, deniz taşıtlarıyla yapılan ulaşımın oranı yüzde 3. Bunu yükseltmek için bir proje geliştirmektense, neden boğazı kapatarak başka bir politika geliştiriyorsunuz? Biyoçeşitlilik konusunda ise, konunun uzmanları açıkladı, böyle bir girişimin ekosisteme büyük bir yara açacağı ortada.

Bu proje, tanker geçişleri için tehlikeyi azaltır mı? Evet azaltabilir. Ancak oradaki yerleşim alanlarını düşündüğünüzde, yeni yerleşim yerlerini tanker tehlikesiyle karşı karşıya bırakırsınız. Bunun daha akılcı ve farklı çözümleri bulunabilir. Konunun uzmanları da Samsun-Ceyhan Boru Hattı’nın neden hâlâ yapılamadığını soruyor. Çanakkale Boğazı’nı desantralize eden hatların yapımı da mümkün. Bütün bu işin aslında, İstanbul’da yeni bir rant odağı yaratmak, yeni yerleşim yerleri açmak düşüncesiyle yapıldığı ortada. Analitik etütlerin ve fayda maliyeti analizinin en sona bırakılmasının nedeni de bu. Fayda maliyeti bir anlamda yapılmış! Başbakan çarşamba günü açıkladı projeyi, pazartesi günü emlakçıların açıklamaları vardı gazetelerde. Yani emlakçıların şaşırmadığı, ayrıntılarını bildiği bir işe, biz bu şehrin şehir plancıları olarak şaşırdık.

 

İstanbul’da çok büyük bir rant değeri yaratılıyor

Geçtiğimiz dönemde, İstanbul’da 3. köprünün yapılmasıyla oluşacak senaryoyu ortaya koyacak bir çalışma yaptık. Bu çalışmada, çok kaba hesapla, 3. köprünün 350 milyar dolarlık bir değer ortaya çıkardığını belirledik. Böyle bir değerden daha fazlasının Kanal İstanbul’da ortaya çıkacağı açık. Bu, İstanbul’da çok büyük bir rant değeri yaratılması demek. Bir koyup on almaktan kimse çekinmeyeceği için 30 milyar doları bu projeye yatırmaktan çekinmeyeceklerdir. Yine de projenin uygulanmayacağını umuyoruz.

2009’da yapılan ve İstanbul’un doğal ve kültürel değerlerini yeteri kadar korumadığı için dava konusu ettiğimiz bir plan çalışması var. Kadir Topbaş bu dava sürecinde, İstanbul’un bir anayasası olduğunu, bu anayasaya uygun olmayan hiçbir şeyin yapılmayacağını söyledi. Bu açıklamaya rağmen Başbakan çıkıp önce 3. köprüyü, sonra Kanal İstanbul’u ve en son iki yeni kent projesini açıkladı. AKP’nin seçim beyannamesinin yüzde 90’ı İstanbul üzerine kurulu. Bu projelerin hiçbiri, İBB Meclisi tarafından konulan kurallara uygun değil. Bu projelerde yerel yönetimin hiçbir katkısı yok, bu tamamen merkezden dikta edilen bir proje ve bu İstanbul’un planlama anlayışını yok ediyor.

Milyonlarca dolar harcanan ve 300-400 akademisyenin çalıştığı projenin analitik analizlerini çöpe atıyorlar. Bu zamana kadar, İstanbul’un gelişimi doğu-batı yönünde oldu ve bu gelişmenin kesinlikle kuzeye doğru yönelmemesi, İstanbul’un kuzeyinin tamamen yerleşime kapatılması gerektiği yönünde İBB Meclisi’nin aldığı kararlar var. Bu kararları da tamamen ortadan kaldırıyorlar. Başbakanın sunumundaki görsellerde kanalın hemen sonunda, Karadeniz olduğunu tahmin ettiğimiz bölgede, yeni bir kent ortaya çıkıyor. Yani bunun sonucu İstanbul için büyük bir yıkım olacaktır. İstanbul böyle bir projeyi ekonomik anlamda kaldırabilecek bir kent ancak böyle bir proje İstanbul için gerekli mi sorusunu sormak gerekiyor. Bu proje İstanbul’da yaşadığımız mevcut problemleri daha fazla artırmaktan başka bir işe yaramayacak. Bu projeyle birileri zengin olacak ama kamunun yararına hiçbir şey yok.

 

Göç edenler, eski ve köhnemiş bölgelerde yaşayacaklar

İstanbul’un kuzeyine yerleşim başladığında yaşanmasını beklediğiniz sorunlar nelerdir?

Kuzeydeki yeni yerleşim bölgesinde lüks konutlar yapılacağını düşünüyorum. Bu durumda üst sınıfı kuzey bölümüne götürdüklerinde, kent merkezinde kalan alt sınıflar daha kötü koşullarda yaşayacak. Burası daha fazla çöküntü hale gelecek. Yeni kent merkezleri canlandıkça eski alanlardan ilgi uzaklaşacak. Deprem karşısında sıkıntılı olan bu yapı stoku içinde insanları yaşamaya mecbur bırakacaklar. Göçlerle yeni gelenler, İstanbul’da eski ve köhnemiş bölgelerde yaşamak zorunda kalacaklar. Çünkü yeni konut alanlarında yerleşmek için gereken maddi imkânları olmayacak.

 

Başbakan, deprem önlemleri için bu para harcansa daha iyi olur diyenlere seslendi, İstanbul’un tarihi yarım adası, Beşiktaş ve Taksim gibi alanlarda yaşayan insanları kuzeye götüreceklerini ve sonra da boşalan alanları tekrar değerlendireceğini söyledi…

Bu mümkün değil. Bu ancak otokratik devletlerde olur, baskıcı rejimlerde olur. Sonuçta kitleleri böyle hareketlendiremezsiniz. Kent bir yaşam alanı, kentleri birbirinden koparıp oradan oraya taşıyamazsınız. Çünkü bu yaşayan bir organizma, insanları böyle hareketlendiremezsiniz. Proje gerçekleşirse tarihi kent merkezi tamamen çöküntü alanı haline gelecek. 1 milyon 250 bin binadan söz ediyoruz, bu binaların hepsinin aslında güçlendirilmesi ya da yeniden elden geçirilmesi gerekiyor. Yüzde 70’i kaçak yapılmış bu binaların. Bu çok büyük bir sıkıntı ve bunu bir kanal yaparak çözemezsiniz. Eğer devletin İstanbul için harcayacak 30 milyar doları varsa, bu kaynağı İstanbul’un iki önemli sorunu için, deprem ve ulaşım alanlarındaki sorunları çözmek için kullanması gerekir. Bunun dışında İstanbul için yapılacak tüm yatırımlar, atıl olacaktır. İstanbul için gereklilikler ve yapılacaklar sıralaması yapsak, 10. sırada bile gelmez böyle bir proje. Bu duruma rağmen, projenin ilk sıraya çıkarılmasının amacının farklı olduğunu düşünüyoruz.

 

İstanbul’un son kalan yeşil alanlarının da yok olacağı konusunda neler söylenebilir?

İstanbul Avrupa yakasının akciğerleri olan Istranca ormanlarının sonu olur bu proje. Çok nitelikli ve endemik bir ekosisteme sahip bir alan… Böyle bir kanalın açılmasıyla önce ekosistem yok olur, sonra da orman alanları işgal edilir. Türkiye’nin kentleşme tarihi, doğal alanların işgal edilme tarihi demek. Bugün havza alanları havza olmaktan çıktı. İstanbul’un iki önemli su havzası, Büyükçekmece ve Terkos, proje alanındalar. Bu iki havza tamamen yok olacak, bu da İstanbul’un doğal kaynaklar açısından kendi kendine yetemeyen bir kent haline gelmesine yol açar. Trakya’da da su yok, İstanbul’un Avrupa yakası için Bulgaristan ya da Yunanistan’dan su ithal etmek zorunda kalırız. Çünkü Melen’i de kurutmaya başladık biliyorsunuz.

 

Rehberimiz bilim olacaksa…

Bu projeye karşı çıkan ve İstanbul’a zarar vereceğini söyleyen odalar ve uzmanlar, AKP ve bazı köşe yazarları tarafından eleştirildi. Bu konuda neler söylersiniz?

Bizim bu projeye karşı çıkmamızı eleştirenlere şunu söyleyebilirim: Bizim tek doğrumuz bilim. Elimizdeki bilimsel gerçekler ve analizler sonucunda değerlendirme yapıyoruz. Kuzey ormanlarında açılacak bir kanal nedeniyle, oradaki ormanların yok olacağını tespit etmek için alim olmaya gerek yok. 1988’de İstanbul’a 2. köprü yapıldı ve 50 bin hektar arazi kaçak yapılaştı. Bu örnekleri bilen bizler, İstanbul’a böyle bir projenin hayırlı olacağını nasıl söyleyebiliriz? Gerçekçi olmak zorundayız. Bu proje İstanbul’un yıkımı olur.

 

Tanker geçişlerinde de birçok sorun yaşanacak herhalde…

150 metre genişliğinde bir kanalda, tek yönde seyreden tankerlerin geçişinin 7-8 saat süreceği söyleniyor uzmanlar tarafından. İstanbul Boğazı’na göre daha uzun sürede ve tek yönde geçecek tankerler. Bu durumda birçok ülkenin tankeri kanaldan geçmeyi tercih etmeyecektir zaten. Yani bu projenin neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Siz, fayda-maliyet analizinde ekonomik rantı ön plana çıkarırsanız, böyle bir proje ortaya koyarsınız ve savunursunuz. Ama İstanbul’u yaşanabilir bir mekân olarak düşünüp geliştirmek isterseniz, bu projenin bir faydası olmadığı ortada. Ayrıca, Marmara ve Karadeniz birbirini sürekli besliyor ve orada bir denge var. Projeyle bu dengeyi de alt üst edebilirsiniz.

 

Bu projenin İstanbul’a vereceği zararlar konusunda toplumu bilgilendirmek için bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

Biz 3. köprü konusunda böyle bir çalışma yaptık. Kanal İstanbul projesi için şu anda veri topluyoruz ve uzmanları belirliyoruz. Bu konu çok detaylı, birçok farklı alandan uzmanın değerlendirmesine ihtiyacımız var. Geniş bir rapor hazırlamaya başlıyoruz. Yaz sonunda bu raporu tamamlayıp kamuoyuyla paylaşmayı, halkımızı bu konuda bilinçlendirmeyi planlıyoruz.