Ana sayfa 126. Sayı Profesör Klaus Schmidt aramızdan ayrıldı

Profesör Klaus Schmidt aramızdan ayrıldı

278
PAYLAŞ

Derleyen: Uğur Erözkan

Dünyanın bilinen en eski tapınağı olan, 12 binyıllık bir geçmişi bulunan Göbekli Tepe’nin kâşifi, arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt aramızdan ayrıldı. Profesör Schmidt’in ani ölümü bizi dergi hazırlıkları sırasında yakaladı. Schmidt’in hayatı ve çalışmaları hakkında kısa bilgiler aktararak Göbekli Tepe’nin kâşifini sonsuzluğa uğurluyoruz.

Klaus Schmidt kimdir?

Klaus Schmidt, 1953 yılında Almanya’da doğdu. 1974-1983 yılları arasında Erlangen ve Heidelberg Üniversiteleri’nde prehistorya, yakın tarih, klasik arkeoloji ve jeoloji alanlarında eğitim aldı. Öğrencilik yıllarından itibaren Almanya, Yunanistan, Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’de çeşitli arkeoloji projelerinde yer aldı. 1978 ve 1979 yıllarında Elazığ Müzesi’nde Norşuntepe kazısı malzemesi üzerinde yaptığı buluntu çalışmalarını doktora tezi yapan Schmidt, 1983’te Heidelberg Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. Doçentlik tezini ise Urfa Nevali Çori kazısı üzerine hazırladı ve 1999 yılında Nürnberg Üniversitesi’nde Doçentlik unvanını aldı. 1978’den itibaren Türkiye’de Norşuntepe, Lidar Höyük ve Nevali Çori kazılarına ekip üyesi olarak katıldı. 1995’ten itibaren Gürcütepe ve Göbekli Tepe kazılarını yürütmekteydi.

Schmidt’in uzmanlık alanı, Yakındoğu neolitik ve paleolitik çağları ve prehistorik dönem sembolizmi ve ikonografisidir. Heidelberg, Bamberg ve Erlangen Üniversiteleri’nde 1996 yılından beri verdiği dersler ve seminerler, bu konular üzerine yoğunlaşmıştır. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün Orient Bölümünde araştırmacı olarak çalışan Schmidt, Göbekli Tepe’de 1995’te Şanlıurfa Müzesi ve Alman Arkeoloji Enstitüsü ortak projesi olarak başlayan, 2007 yılından itibaren “Bakanlar Kurulu kararlı kazı” statüsünde devam eden kazının başkanlığını yürüttü. Schmidt, aynı zamanda Ürdün’de bulunan “Aqaba” Projesinde de, Ricardo Eichmann ve Lütfi Halil ile birlikte proje başkanlığını yürütüyordu.

Prof. Klaus Schmidt’in Norşuntepe ve Nevali Çori kazıları hakkında yayımladığı 3 kitabı bulunuyor. Göbekli Tepe hakkında yazdığı kitabı ise Türkçeye de çevrilerek 2007 yılında yayınlandı. Arkeolog Çiğdem Köksal ile evli olan Schmidt, 20 Temmuz’da geçirdiği bir kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.

En büyük keşfi: Göbekli Tepe

Bütün hayatını insanlığın geçmiş yaşantılarının günümüze aktarılmış olan izlerini ortaya çıkarmaya adayan Schmidt’in arkeoloji dünyasına yaptığı en büyük katkı şüphesiz Göbekli Tepe’nin keşfidir. 2007 yılı Aralık sayımızda Klaus Schmidt’le, insanlık tarihinin bilinen en eski tapınağının kazısıyla ilgili olarak “Kazı Kazı Anadolu” bölümümüz için bir söyleşi yapmıştık (Bilim ve Gelecek, S.46). Göbekli Tepe’nin heyecan verici keşfini, 12 yıllık kazı boyunca elde edilen bilgileri aktaran Schmidt, insanlık tarihinin yeniden yazılmasını sağlayan bir keşif gerçekleştirdiğinin bilincindeydi.

İlk kez 1963’te İstanbul ve Şikago Üniversiteleri’nin birlikte yaptıkları bir yüzey araştırmasında neolitik yerleşme olarak saptanan Göbekli Tepe yerleşmesinin önemi, o yıllardaki arkeoloji bilgisiyle saptanamaz. Schmidt, 1994 yılında bölgede yaptığı gezide kireçtaşından heykel ve dikilitaş buluntularına rastlar. Schmidt, Göbekli Tepe’nin geniş görüş mesafelerine hâkim, alışılmadık coğrafi konumu ve yerleşmenin büyüklüğü nedeniyle çok özel bir neolitik yerleşme ile karşı karşıya olduğunu anlar.

Schmidt’in keşfinin ardından 1995’te Alman Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Harald Hauptmann öncülüğünde Göbekli Tepe’de kazı çalışmalarına başlanır ve ortaya devasa bir kült merkezi çıkarılır. Bölgede yapılan jeoradar araştırmaları sonucunda 20 civarında yuvarlak ve oval planlı yapı tespit edilir. 18 yıldır sürdürülen kazılarda henüz 6 yapı ortaya çıkarılmış durumda; ancak insanlığın avcı-toplayıcı yaşantıdan yerleşik yaşama geçiş dönemine, bu dönemdeki mimari ve sanatsal becerilerine, inanışlarına ilişkin elde edilen bilgiler muazzam.

Geçtiğimiz Mayıs ayında bir gazeteye demeç veren Schmidt, Göbekli Tepe kazısının tahminen 60 yıl süreceğini, amaçlarının “buluntuları hızlı şekilde ortaya çıkarmak yerine, az kazı yaparak en fazla veriye ulaşmak” olduğunu söylemişti.

Schmidt, çalışmalarının sonucunda tarih kitaplarını değiştirecek önemli veriler elde edeceklerinin bilincindeydi. Gerçek bir biliminsanını yitirdik. Klaus Schmidt’i, bize bıraktığı muazzam keşfiyle birlikte hatırlayacağız.