Ana sayfa 136. Sayı Ağaçlar birbiriyle iletişim kurar mı?

Ağaçlar birbiriyle iletişim kurar mı?

958
PAYLAŞ

Çeviren: Ebru Oktay

Şaşırtıcı şekilde bu sorunun yanıtı “evet”tir. Her ne kadar uzun ve sessiz tipler gibi görünseler de, ağaçlar gerçekten birbiriyle etkileşir.

İngiltere Kolombiya Üniversitesi’nden ekolog Dr. Suzanne Simard, Kuzey Amerika ormanlarında yaptığı çalışma sonucu, ağaçların altlarında onlarla birlikte yaşayan mantarların bu iletişim ağını kurduğunu belirledi. “Anne ağaçlar” olarak adlandırılan büyük yaşlı ağaçların mikorizal mantar ağı (bazı bitkilerin kökleriyle ortak yaşam-simbiyoz ilişki geliştirmiş olan mantarlara verilen isimdir), ormandaki diğer ağaçları ve özellikle de soylarının devamını destekleme konusunda anahtar bir role sahip.

Eğer çocuklarınız varsa onları tanır ve onlara karşı belirli bir kalıpla davranışlarınızı belirlersiniz. Araştırmacılar, ağaçların da aynen bu şekilde davrandığını fark etti. Simard’a göre, kendi çocuklarına yer açabilmek için rekabetçi davranışlarını ayarlayıp işaretleri de mikorizal mantar ağı yoluyla iletiyorlardı.

Yine bulgular, büyük ve yaşlı ağaçların diğerleriyle küçüklerden daha fazla iletişim kurduklarını gösterdi. Bu da köklerinin çok daha gelişmiş olmasına bağlanıyor. Yani orman arazisinde böyle anne ağaçlardan birinin yanına yeni bir fide ekilirse, bu fide inanılmaz genişlikte bir kaynakla bağlantı kurabilecektir. Simard’a göre bu mantar ağı, sadece ağaçlar arasında değil, aynı doğa topluluğuna ait diğer türlerle de bağlantı sağlar.

1997 yılında Nature dergisinde yayımlanan yine Simard tarafından yapılmış bir saha çalışmasında, Douglas çamı ile kâğıt huşu ağacı (İngiliz Kolombiyası ormanlarında görülen bir ağaç türü)arasında radyoizotop yöntemiyle karbon izi, nitrojen ve su hareketleri izlenmişti. Bir ağaç diğeri tarafından gölgede bırakıldığında, bu diğer ağaçtan gölgede bırakılana karbon bazlı şeker aktarımı olduğu görülmüştü.Yani birbirleriyle kaynaklar için rekabet etmek yerine, bu iki tür ağacın, mantar ağı yoluyla mevcut kaynakları paylaştıkları kanıtlanmıştı. Yine başka bir çalışmada Simard ve öğrencileri, 30 m arayla dikilen ağaçların bir ormanlık alanda 250-300 ağaçlık bir etkileşim ağı kurabildiklerini gösterdiler.

Diğer bulgular, ağaçların komşularını, mantar ağı yolu ile yaklaşan zararlı haşarat atakları konusunda uyardıklarını da ortaya çıkardı. Ağaçlar saldırıya uğradıklarında, savunma genlerinin ürettiği savunma enzimlerini arttırarak istilacılara karşı kendilerini korurlar. Araştırmacılara göre, bu durumdaki bir ağaç mantar ağı yoluyla komşularına kimyasal işaretler de göndererek, onların bu savunmaya daha önceden hazırlanmalarını sağlayabiliyor.

Laboratuvar çalışmaları bu işaret iletiminin ağaçlar arasında 6 saat gibi kısa bir zamanda olabildiğini gösterdi. Mantar ağının bütünlüklü çalışması korunduğunda, tüm ormandaki her bir ağacın kendi güçlü ve zayıf yönlerinin bir arada olabildiği müthiş bir çeşitliliğe de izin veriyor. Bu çeşitlilik ise ormanın hastalıklara, zararlı haşerelere ve iklim değişikliklerine karşı direncinin temelini oluşturuyor.

Batı Avustralya Üniversitesi’nden bitki fizyoloğu Hans Lambers, bitkiler arasında yeraltından gerçekleşen kimyasal iletişimin 20-30 yıldır bilindiğini ve üzerinde çalışıldığını belirtiyor. Bunun en klasik örneği, zararlı haşerelerin atağına uğradığında, bitkiler tarafından salınan uçucu bir kimyasalın etrafındaki bitkileri uyarıp atağa karşı hazırlıklı olmalarını sağlamasıdır. Çevre bitkiler haşereleri engellemek için kendi savunma kimyasallarını arttırarak bu ataklardan daha az zararla çıkabilir böylece. Bu yeraltı kimyasalları aynı zamanda bitkilere saldıran haşereleri yiyerek beslenen avcı hayvanlara da çekici gelmektedir.

Lambers’in çalıştığı Avustralya ekosisteminde mikorizal mantarlara dayanmayan bir çeşitlilik vardır. Bununla birlikte okaliptus ormanları her ne kadar işlevlerinin detaylı araştırması yapılmamış olsa da bir mantar ağına sahiptir. Batı Sidney Üniversitesi’nden mantar ekoloğu Profesör Ian Anderson’a göre, karbon ve nitrojen iletimini gösteren bağlantı ağını belirlemek için epeyce “yerin altında” bir çalışma yapılması gerekmektedir.

Anderson’a göre bu yapılabildiğinde okaliptus ormanlarındaki mantar ağının, toprağı besin açısından daha fakir olan Kuzey Amerika ormanlarından çok daha fazla ve önemli fonksiyonlarının olduğu görülebilecektir.

Simard’a göre çalışmalardan elde edilen çıkarımların hepsi yaşlı ağaçların oluşturduğu ormanlık alanlardan elde edilmiştir. Aslında bu ağaçların miraslarını serbest bırakıp çevrelerindeki toprağa yolladıkları mesajları ve bunun diğer bitki topluluklarını nasıl etkilediklerini de görmek gerekmektedir.

Bundan elde edilen sonuçlar, ağaç kesme ya da yangın gibi felaketlerdeki davranışları keşfetmede etkili olabilecektir. Simard ayrıca mantar ağının, dışardan içeri istilacı olup mevcut endemik bağlantıyla yarışa girebilecek diğer egzotik türleri de engelleyebileceğine inanmaktadır.