Ana sayfa Bilim Gündemi Genler ölüm zamanı gibi adli bilgiler verebilir!

Genler ölüm zamanı gibi adli bilgiler verebilir!

1045
PAYLAŞ
Bir bedenin ölüm zamanını belirlemede kullanılabilecek yeni bir yaklaşım, ölümden sonra aktif kalan genlerdeki örüntüyü kullanıyor.

Çeviren: Sedef Kırdar

Genetik makinemizi çözmek bir gün suç davalarının çözülmesine nasıl yardımcı olabilir?

Ölüm ortaya çıkan bir şeydir; her şeyin sonu değildir. Kişi öldükten sonra bir süre daha genler çalışmaya devam eder. Biliminsanları laboratuvarda genlerin çalışma faaliyetini, yaklaşık 9 dakika içinde ölüm zamanını tespit etmek için kullandı.

Araştırmacılar Nature Communications’a, ölümden sonraki ilk 24 saat içinde, çeşitli insan dokularında genetik değişikliklerin başlamasının, kişinin ne zaman öldüğünü tahmin etmek için kullanılabilecek aktivite modellerini oluşturduğunu bildirdiler.

Çalışma dışından, Tennessee Üniversitesi’nden mikrobiyal ekolog Jennifer De Bruyn, “Bu, biyolojik keşif olarak gerçekten harika bir şey. Ölümden sonra hücrelerimiz ne yapar ve aslında ölüm nedir?” diyor.

Netliğe kavuşan şey, ölümün genler için anlık bir son anlamına gelmediği. Biliminsanları 2017’de Open Biology’de, bazı fare ve zebrabalığı genlerinin ölümden sonra 4 güne kadar aktif kaldığını bildirmişlerdi.

Yeni çalışmada araştırmacılar DNA’nın kimyasal kuzeni RNA’daki değişiklikleri incelediler. Poatmortem (ölüm sonrası) genetik üzerine çalışan Kopenhag Danimarka Doğal Tarih Müzesi’nden genetikçi Tom Gilbert, “RNA’nın zayıf, kararsız bir molekül olduğuna dair bir dogma var. İnsanlar her zaman DNA’nın ölümden sonra hayatta kalacağını, ama RNA’nın kalmayacağını varsaydılar” diyor, “Ancak son araştırmalar, RNA’nın şaşırtıcı derecede kararlı olabildiğini ve DNA’mızdaki bazı genlerin biz öldükten sonra bile RNA’ya transkript edilmeye (kopyalanmaya, yazılmaya) devam ettiğini ortaya koydu. Gen ifadesi için beyninize ihtiyacınız yok.”

Hâlâ aktif: Yeni bir çalışmaya göre bazı insan dokuları, ölümden kısa bir süre sonra için diğerlerine kıyasla daha fazla seviyede gen aktivitesi göstermektedir. Burada, test edilmiş doku tipinin bir altkümesi için ölümden sonra saptanabilir şekilde değişmiş gen sayısı gösteriliyor. © P.G. Ferreira ve diğerleri, Nature Communıcatıons 2018

Moleküler süreçler, gerekli enzimler ve kimyasal bileşenler tükenene kadar devam edebiliyor. Gilbert, “Bu kaynayan suda pişen makarnadan farklı değil, ocağı kapasanız da, daha yavaş bir hızda fokurdamayı sürdürecektir” diyor. Kimse tam olarak bir insanın moleküler tenceresinin ne kadar fokurdamaya devam edeceğini bilemez, ama Barselona Genomik Düzenleme Merkezi’nden genetikçi ve araştırmanın yöneticisi Roderic Guigo, ekibinin çalışmalarının bunu anlamaya yardımcı olabileceğini söylüyor: “Bence bu ilginç bir soru: Her şey ne zaman durur?”

Ölüden alınan dokular genetik araştırmalarda sıklıkla kullanılmaktadır; Guigo ve meslektaşları başlangıçta, genetik aktive ya da gen ifadesinin ölü ve canlı dokularda nasıl karşılaştırıldığını öğrenmek için yola çıktılar.

Araştırmacılar beyin, cilt ve akciğer gibi 36 farklı insan dokusunda gen aktivitesi ve yıkımını analiz ettiler. Doku örnekleri 29 saattir ölü olan 500’den fazla donörden toplandı. Biliminsanları her dokuda ölüm sonrası gen aktivitesinin değiştiğini buldular ve bu aktivitedeki kalıpları aramak için bilgisayar kullandılar. Birlikte alınan sadece dört doku, güvenilir bir ölüm zamanı verebildi: Derialtı yağı (subkütan yağ), akciğer, tiroid ve güneşe maruz kalmış cilt.

Bu sonuçlara dayanarak ekip, bir doktorun ölüm zamanını belirlemek için kullanabileceği bir algoritma geliştirdi. DeBruyn, “Algoritma,yaklaşık 9 dakika içinde ölüm zamanını tahmin edebilir ve en iyi performansını da ölümden sonraki ilk birkaç saat içinde gösterir” diyor. Doktorlar için gerçek dünya koşulları böyle bir kesinliğe izin vermeyebilir. Bilindiği üzere, doktorlar ölüm zamanını belirlemek için vücut ısısı ve ölüm sertliği gibi fiziksel işaretler kullanır; ama DeBruyn da dahil olmak üzere biliminsanları dekompozisyon (ayrışma) sırasında, mikrobiyal topluluktaki değişiklikleri kullanarak da ölüm zamanına bakmaya başlıyor.

DeBruyn, bu yaklaşımların -mikrobiyal toplulukların ve gen aktivitesinin izlenmesinin- “kesinlikle tamamlayıcı” olduğunu söylüyor. Ölümden sonraki ilk 24 saat içinde, bakteriler genlerin aksine pek fazla değişmediler; bu nedenle birisinin genetik aktivitesi, o zaman diliminde ne kadar süre önce öldüğünü tespit etmek için daha kullanışlı olabilir. Uzun zaman ölçeklerinde mikroplar daha iyi çalışabilir.

DeBruyn, “En büyük zorluk değişkenliğin belirlenmesidir” diyor. Vücudun sıcaklığından tutun da, ölen kişinin yaşına kadar her şey ölümden sonra kaç genin ve hangi genin aktif olabileceğini potansiyel olarak etkileyebilir. Yani biliminsanları, yeni yöntem yaygın olarak kullanılmadan önce bu faktörleri hesaba katmak için daha fazla deney yapmak zorunda.