Ana sayfa 139. Sayı 1800’ler Afrika’sında üç kadın: Alexandrine Tinné, annesi Henriette ve teyzesi Adriana

1800’ler Afrika’sında üç kadın: Alexandrine Tinné, annesi Henriette ve teyzesi Adriana

786
PAYLAŞ
Soldan sağa Alexandrine Tinné, annesi Henriëtte Tinné van Capellen ve Jetty Hora Siccama’nın Robert Bingham tarafından çekilmiş bir fotoğrafı. Alexandrine ve annesi, keşif tutkusuyla hareket ettikleri Afrika topraklarında ölmüştür.

Derleyen: Yusuf Can Semerci

Batılı kitaplar Nil Nehri ve çevresinin keşfi hakkında sayfalarca hikâye, anekdot ve isim verir. Sayfaların büyük çoğunluğu erkeklere ayrılmıştır ve dikkat etmezseniz, Batı’nın Afrika’yı keşfinin sadece erkekler tarafından gerçekleştirildiğini düşünebilirsiniz. Oysa Alexandrine Tinné Nil Nehri, kaynağı ve çevresinin keşfi söz konusu olduğunda, en çok anılması gereken kişilerdendir. Sahara Çölü’ne meydan okuyan ilk kadındır.

Alexandrine Tinne, Afrika’da yerel giysilerle. 1857’de 22 yaşındaki Alexine ve annesi, yanlarına bir Arap ekip, birkaç asker, bir eşek, bir at ve beş köpek alarak, yeni edindikleri vapurlarıyla Nil bölgesine doğru yola çıkarlar.

Alexandrine Tinné 17 Ekim 1835’te Barones Henriette van Capellen ve zengin tüccar Philip F. Tinné’nin çocukları olarak Hollanda’da dünyaya geldi. Alexine, babasının işi gereği küçük yaşta Avrupa’nın birçok yerini gördü. Alexine tek başına çıktığı İngiltere ve Fransa gezileri sayesinde, İngilizce ve Fransızca konuşmayı öğrendi. Gezilerinde çok faydasını göreceği bu donanımlarının yanına fotoğrafçılığı da ekledi. Babası vefat ettiğinde Alexine ve annesi, büyük bir mirasına sahip oldular ve kendilerini seyahatlere vurdular.

İlk olarak Mısır turuna çıktılar. Bu gezi henüz 19 yaşında olan Alexine’in hayatında önemli bir yer tutacaktır. İçinde tüm bölgeyi gezme arzusuyla Hollanda’ya döner. Alexine ve annesi çok geçmeden gizemli topraklara geri dönerler. 1857’de 22 yaşındaki Alexine ve annesi, yanlarına bir Arap ekip, birkaç asker, bir eşek, bir at ve beş köpek alarak, yeni edindikleri vapurlarıyla Nil bölgesine doğru yola çıkarlar. Wadi Halfa şehrine kadar gelmelerine rağmen, buradaki büyük şelale tarafından yolları kesilir.

Kafilede yaprak dökümü

1861’de bu iki kadın, yanlarına Alexine’in teyzesi Adriana’yı da alarak Sudan bölgesini araştırmak için tekrar yollara düşerler. Nil’in hiddetli ve tehlikeli sularından dolayı daha önce hiçbir Avrupalı’nın geçemediği Gondokoro’yu geçer, Dinka kabilesinin olduğu bölgeye kadar gelirler. Viktorya Dönemi kadınından beklenenin çok dışında şeyler yapmaktadırlar.

1862 yılını bölgeyi daha ayrıntılı dolaşarak geçirirler. Şimdiki Sudan’ın başkenti Hartum’da onlara Baron Theodor von Heuglin ve Dr. H. Steudner da katılır. Genişleyen ekiple birlikte, Bahr el Ghazal bölgesine doğru ilerlerler. Ekipteki herkes için zorlu bir yolculuk olur. Maruz kaldıkları sivrisinek ısırıklarından yüzleri tanınmaz haldedir. Şiddetli yağmur ve fırtınalardan çadırları sürekli devrilir ve sürekli ıslanırlar. Bölgeden geçişlerinin büyük bölümünde ıslaktırlar ve neredeyse hepsi soğuk algınlığına yakalanmıştır. Alexine’in hastalığı şiddetli geçirmesinden dolayı, Shilluk kabilesi ile birlikte bir ay kalırlar. Alexine’in iyileşme döneminde aynı hastalığa yakalanan iki hizmetçileri hayatını kaybeder. Hemen ardından Nisan ayında, aynı nedenle Dr. Steudner’ı kaybeden ekip, Haziran ayında da Alexine’in annesinin ölümüyle büyük bir çöküntüye uğrar. Geri dönme kararı verip, aynı zorlu yollardan geçerek 1864’de Hartum’a ulaşırlar.

Alexine’in annesinin bu zorlu yolculuğa çıkacakları uyarmak için aldığı notlardaki, bölgenin iklimi, bitki örtüsü ve yaşam şartlarıyla ilgili ayrıntılı bilgiler, daha sonraki Avrupalı kâşiflere yardımcı olacaktır. Bölgenin bitkilerinin ayrıntılı çizimleri kitap olarak yayımlanır. Toplanan örnekler sonucunda 24 yeni tür literatüre kazandırılmıştır.

Hartum’a geldiklerinde Alexine’in kafasında tek bir şey dolanmaktadır: Annesi, onun keşif ekibini daha ileri gitmeye zorlaması yüzünden ölmüştür. Haberi alan akrabaları da aynı şeyi düşünmektedir. Böyle düşünmeyen tek akrabası olan Adriana Teyzesini de Hartum’da kaybeden Alexine, eve dönmemeye yemin eder ve  Kahire’ye geçer.

İmkânsıza ve ölüme meydan okuma

Kahire’de kaldığı dört yıl boyunca, Cezayir, Tunus ve Akdeniz kıyılarını gezer. 1869’da 34 yaşındaki Alexine, bugün Libya’da bulunan Tripoli’den yola çıkarak Çad Gölü’ne, oradan da Dafur üzerinden üst Nil’e ulaşmayı amaçladığı Sahara Çölü seferine başlar. Alexine’in aslında, Viktorya dönemi kâşiflerinin gözde arayışı olan Kongo Nehri’nin kaynağını bulmak için yola çıktığı söylentileri vardır. Birçok kaynağa göre bu yolculuk, kutup seferleri ile eşdeğerdedir, neredeyse imkânsızdır ve zamanın kadınları için büyük bir tabudur.

Alexine, Murzuk’ta mola verdiği sırada Alman kâşif Gustav Nachtigal ile tanışır. Çölü onunla beraber geçmeyi düşünür. Ancak Gustav Nachtigal ilk olarak Tibesti Dağı’na gitmek istiyordur. Yolculuğun heyecanını bastıramayan Alexine, Nachtingal’den ayrılıp güneye doğru yola çıkmaya karar verir. Daha önce sadece iki Avrupalı’nın dolaşabildiği Tuareg bölgesinden güvenli geçiş vaat eden yerli bir rehberle tanışır ve bu rehberle Ghat Şehrine doğru yola çıkar. Ghat Şehrine varamadan 1 Ağustos 1869 günü öldürülür.

Alexandrine, gene yerel giysilerle. Alexandrine’nin aslında, Viktorya dönemi kâşiflerinin gözde arayışı olan Kongo Nehri’nin kaynağını bulmak için yola çıktığı söylentileri vardır. Birçok kaynağa göre bu yolculuk, kutup seferleri ile eşdeğerdedir, neredeyse imkânsızdır ve zamanın kadınları için büyük bir tabudur.

Ölümüyle ilgili birkaç rivayet vardır. Bunlardan birine göre, çölün zorlu şartlarını göz önünde bulundurup yanına aldığı, develer tarafından taşınan su tanklarını altın sikkelerle doldurduğu söylentisi yüzünden öldürülmüştür. Bir diğer söylenti de, Alexine’in öldürülmesinin, dönemin Tuareg liderinin yerini almak isteyen bir Tuareg yerlisinin, şu anki liderin oraya gelen gezginleri de, halkı da korumaktan aciz olduğunu göstermek için yaptığı bir suikast olduğunu söyler. Alexine’in elleri bileklerinden kesildikten sonra çölde ölüme bırakılmış olması, bu ikinci söylentiyi destekler niteliktedir.

Trajediler Alexine’in peşini öldükten sonra da bırakmaz. İngiltere’de saklanmakta olan, gezileri sırasında topladığı etnografik örnekler, yazdığı mektuplar, aldığı notlar ve çektiği fotoğrafların birçoğu 2. Dünya Savaşı sırasında yok olur. Hollanda Krallığı’nın başkenti Lahey’de anısına yapılan kilise, Alman bombardımanı sırasında yıkılır.

Alexandrine Tinné ismi bu kadar bilgi kaybına rağmen, Nil kâşifleri arasında anılmaktadır. Kayıplardan geriye kalan her şey, annesinin günlüğüyle birlikte Kraliyet Arşivi’nde saklanıyor. Sudan’daki Juba’da Nil kâşifleri anısına yapılan anıtta adı geçiyor ve Fas’ın Tanca şehrindeki bir kilisenin vitraylarında resmi bulunuyor.

Kaynaklar

1) Leo Hamalian, “Alexine and the Nile”, Saudi Aramco World, Ocak-Şubat 1983, ss.22-29.

2) John A Tinné, Geographical Notes of an Expedition in Central Africa by three Dutch Ladies, 1864.

3) Penelope Gladstone, Travels of Alexine, John Murray Publishers, Haziran 1970, 247 s.