Ana sayfa Bilim Gündemi Kalçalardaki “koruyucu” yağı kaybetmek, kalp için iyidir!

Kalçalardaki “koruyucu” yağı kaybetmek, kalp için iyidir!

1083
PAYLAŞ

Çeviren: Nazlıcan Bozdemir

Sunuş

Medikalxpress’de yer alan bu haberde, orijinal haberin kötü yazılmış olması nedeniyle, düz bir çeviri yapmak mümkün olmuyordu, cümleleri ve kurguyu toparlayıcı müdahalelerde bulunmamız; yer yer yeniden kaleme almamız gerekti.

Geçmişte yapılan araştırmalar, uyluk ve kalça yağının kalp hastalığına karşı gerçekten koruyucu olabileceğini göstermesine rağmen, yeni bir çalışma bu bölgelerdeki yağı kaybetmenin daha iyi bir kalp ve damar sağlığı ile bağlantılı olduğunu söylüyor.

The Journal of the American Heart Association’da yayımlanan bu çalışma, daha önce The International Journal of Obesity’de uyluk ve kalçadaki yağların kalp hastalığı ve diyabet riskini azaltmaya yardımcı olduğunu gösteren düzgün bir araştırmanın ardından sekiz yıl sonra geliyor.

Bu yeni çalışmada, Avustralyalı bir araştırmacı, sözde “koruyucu” tabaka olan gluteofemoral yağı ve hemen yanındaki kası kaybedersek ne olacağını bulmak istedi.

University of South Australia’da beslenme profesörü olan çalışmanın yazarı Dr. Peter Clifton şöyle diyor: “Eğer yağınızın çoğunu bu koruyucu bölgelerde tutan bir kişiyseniz ve kilo vermeye karar verirseniz, bu kilo kaybından herhangi bir kazanç elde ediyor musunuz? Yoksa kalp-damar hastalığı açısından kendinize zarar mı veriyorsunuz?”

Geçmiş çalışmaların çelişen sonuçları, vücut yağının dağılımındaki belirli değişikliklerin kardiyovasküler riski nasıl etkilediğiyle ilgili soruyu yanıtsız bırakmıştır. Bu yüzden, Clifton, kasın, uyluk ve kalça yağının kalp hastalığı riskini nasıl etkileyeceğini görmek için önceden yayımlanmış yedi ayrı diyet kaynaklı kilo kaybı çalışmasında 399 katılımcıdan alınan verileri analiz etti.

Glikoz, insülin, toplam kolesterol, trigliserit, LDL (low-density-lipoprotein) kolesterol ve kan basıncı seviyelerine baktıktan sonra, uyluk ve kalçalardaki yağ ve kas kaybının kalp hastalığı risk belirtilerinde yararlı değişikliklerle “doğrudan ilişkili” olduğunu gördü.

Clifton, “Sözün özü, herhangi bir kilo kaybının -yağlı veya yağsız bölgeden, kalça ya da karından- kardiyovasküler risk faktörlerini azalttığını” söyledi. “Kolesterolü düşürmek için, bacak yağını kaybetmek kadar, karın yağını kaybetmek de önemlidir.”

Çalışma ayrıca, uyluk ve kalçadaki yağsız dokuyu -ya da kası- kaybetmenin bir zararı olmadığını da ortaya çıkardı. Clifton, “Bunu oldukça ilginç buldum” dedi.

Doktorlar, “Hastalar kas kayıplarını en aza indirmek için egzersiz yapmak konusunda endişelenmemeli… İlkönce sadece kilo vermeye odaklanabilirler. Zayıfladıktan sonra egzersizleri artırmalılar” dedi.

Colorado Anschutz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde endokrinolog olan Dr. Robert Eckel, çalışmanın genel sonuçlarının biraz şaşırtıcı olduğunu söyledi.

Çalışmada yer almayan Eckel, “Genel olarak, çoğunluğu abdominal (karın) bölgede gerçekleşen kilo kaybının kol ve bacak gibi periferal bölgelerdeki kilo kaybı ile karşılaştırıldığında, kardiyovasküler hastalık riski için daha elverişli olduğu düşünülüyor” dedi.

The Centers for Disease Control and Prevention’daki araştırmacıların Mart ayında yayımladıkları verilere göre, her 10 yetişkin Amerikalıdan neredeyse 4 tanesi obez. Bu durum onlar için yüksek tansiyon, felç, diyabet ve kalp hastalığı gibi riskleri artırır.

Eckel, yağ dağılımı hakkında daha fazla şey öğrenmek için ilave çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu ama şu mesajın kamuoyu için uygun olduğunu belirtiyor: “Halka gerçekten vermek istediğimiz mesaj, kilo kaybı sizin için iyidir ve birkaç kilo kaybetmek yeterli değildir.”

Aşırı kilolu ve obez hastalar için, kan basıncı, glikoz toleransı, diyabet kontrolü ve kolesterol üzerinde olumlu bir etkisi olması için vücut ağırlığının en az yüzde 5 ila yüzde 10’unu kaybetmek gerekiyor.

Eckel, “Yüzde 5 ila 10 kilo kaybının kardiyovasküler faydası kanıtlandı” diyor.

Ve bu son bulgulara dayanarak, Clifton ekliyor; kilo veren hastalar “kiloyu hangi bölgenizden verdiğiniz konusunda endişelenmemelisiniz, yağ kaybı nerede gerçekleşirse gerçekleşsin kalp için iyidir” dedi.