Ana sayfa Bilim Gündemi Psikiyatrik bozukluklarda ne tür tedavi yöntemleri kullanılmaktadır?

Psikiyatrik bozukluklarda ne tür tedavi yöntemleri kullanılmaktadır?

281
PAYLAŞ

Psikiyatrik bozukluklarda hastanın tedavisi için biyolojik yolları önce saymalıyız. Biyolojik tedavi yöntemleri cerrahi ve medikal olarak ayrılır. Psikoşirurji, yani psikiyatrik cerrahi artık pek kullanılmamakla birlikte hâlâ vardır ve ABD’nin kimi eyaletlerinde uygulanmaktadır. Ayrıca bazı Avrupa ülkelerinde de kullanılmaktadır. Uygulanan cerrahi müdahaleler lobotomi ve komissurotomi yöntemleridir. Bilindiği gibi beyin birtakım loblardan oluşur ve bu loblar arasında büyük yarıklar vardır. İşte lobotomi, bu beyin loblarının kesilerek merkez sinir sisteminin bütünlüğünden ayrılması işlemidir. Komissurotomi de bunun daha küçük bölgelerde kullanılmasıdır. Lobotomi ameliyatları bir süre ülkemizde de denenmiştir, ama artık kullanılmamaktadır. Ama Amerika’nın bazı eyaletlerinde, inatçı psikozlarda buna başvurulabilmektedir. Gene de meslek ahlakı bakımından tartışmalı bir konudur ve uygulamak bir bakıma önemli bir sorumluluk işidir. Bizim bunu salık vermemize olanak yoktur. Beyin cerrahisi çok daha önemli nörolojik bozukluklarla uğraşmaya ayrılmalıdır.

Medikal yöntemler ise başlıca ilaç tedavileridir. Bugün psikofarmaka, yani psikolojik olarak etkin ilaçlar, bütün ilaç endüstrisinin, antibiyotiklerle birlikte amiral gemisidir. Oldukça büyük ve güçlü olan Türk ilaç endüstrisinde de psikofarmaka çok önemli bir yer tutmaktadır. Psikotrop maddeler, yani psiheyi etkileyen maddeler, insanlık tarihi boyunca bilinmiştir. Bunların en başında alkol gelir. Bugün alkol kullanmayan insan topluluğu yoktur. İkinci sırada da gene tarihin en eski çağlarından beri bilinen ve kullanılan afyon ve afyondan elde edilen alkaloid türü maddeler gelir. Afyon alkaloidlerinden bazıları, örneğin morfin, kodein ve papaverin tıpta hâlâ çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Ancak bunların psikiyatri alanında kullanılması söz konusu değildir. Bunlar bizi ancak kötüye kullanımlarının tedavisi yönünden ilgilendirir. Alkol de aynı şekilde, bizi sadece alkolizm açısından ilgilendirmektedir.

Bir zamanlar psikiyatride psikozların tedavisinde başarıyla kullanılmış olan IKT (İnsülin Koma Terapisi), uygulamasının çok zahmetli ve biraz da komplikasyonlu olmasından ötürü uzun zaman önce terk edilmiş bir tedavi türüdür. Buna karşılık 20’li yılların ortalarında İtalya’da bulunmuş olan EKT (Elektro Konvulsiv Terapi), yani bilinen adıyla elektroşok bugün de çok daha seyrek olmakla birlikte özellikle ağır psikotik depresyonlarda kullanılmaktadır. Buna karşılık psikiyatrik bozukluklarda etkin olan pek çok ilaç bulunmakta ve bunların sayıları her geçen gün daha da artmakta ve etkinlik alanları da genişlemektedir.

Psikiyatrik bakımdan etkin olan ilaçlar tereyağ asidi olan bütirik asidin türevlerinin uyku ilacı olarak kullanılmasıyla başlamış, brom tuzlarının sakinleştirici olarak kullanılmasıyla daha da ileri gitmiştir. Ancak bu alan 1950’li yılların sonlarında toplu olarak trankilizan adı verilen ilaçların bulunmasıyla büyük bir devrim yaşamaya başlamış, trankilizanların şizofreni gibi psikozlarda da etkin hale gelmesiyle bugünkü alanlarına yerleşmiştir. Artık psikiyatri hemen tümüyle, özellikle de eskiden zor olarak kabul edilen alanlarda, yani psikozlar ve ağır nörozlarda, ilaçlar sayesinde egemendir. Bu durum psikiyatrinin saygınlığını da çok arttırmış olup diğer pek çok alanın da psikiyatriye başvurmasını sağlamıştır. Denilebilir ki, bugün insan ilişkileri bakımından sorun olan ve olmayan pek çok konuda, insanlar psikiyatriye başvurmaktadır. Bu da psikiyatrinin bir bilim dalı olarak kendisini durmadan yeniden yapılandırmasını gerektirmektedir. Sonuçta ruhsal olguları ruhsal yöntemlerle etkilemeye çalışmak demek olan psikoterapiler de alanlarını muazzam ölçülerde genişletmek durumunda kalmışlardır.

Özetle ilaç tedavilerinin başarıları, bütün psişik alanda doğrudan ya da dolaylı olarak etkili olmuştur. Psikoterapiler dediğimizde normal olarak ve ayrıca belirtilmemişse, kişiden kişiye sözel iletişim yoluyla etkin olmaya çalışan terapiler anlaşılır. Oysa resim ve heykel gibi güzel sanatların, müziğin, dansın ve sporun kullanıldığı psikoterapi alanları da vardır. Ve psikoterapi yöntemleri giderek dinsel amaçlarla da kullanılmaya başlamış bulunmaktadır. Buna karşılık kimi dinsel akımlar da psikoterapiler arasında kendilerine yer bulabilmektedir.

Kaynak: Ali Nahit Babaoğlu, 50 Soruda Psikiyatri, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, 2011, s. 121-123