Ana sayfa 193. Sayı İnsanın tarihine bilimsel bakış

İnsanın tarihine bilimsel bakış

436
PAYLAŞ

Volkan Tozan

Alâeddin Şenel’in uzun bir süre zarfında emek harcayarak kaleme aldığı “Kemirgenlerden Sömürgenlere İNSANLIK TARİHİ” bu emeğin karşılığını hak eden ve özellikle insanın tarihine dönük araştırma yapan okurlar için ciddi bir külliyat anlamına gelmektedir.

Alâeddin Şenel bu çalışmasıyla insanlığın tarihini maddi yönüyle biyokimyasal evrimden, kültürel evrimini ise ilkel topluluktan itibaren anlatmaktadır. Dolayısıyla” İnsanlık Tarihi” için sarf edilebilecek ilk söz, onun dünya tarihini bütüncül olarak ele alma ve yorumlama çabası olarak görülebileceğidir.

Bilindiği gibi bilimsel tarih yazımı üst yapı kurumlarının topluma anlatmaya çalıştığı resmi ve söylencelerle bezeli ideolojik anlatımların dışında tamamıyla gerçekliği ve bilimsel araştırmaları kendine rehber edinen bir noktada olmak zorundadır. Bu anlamda bütünsel ve kronolojik bir çalışma prensibi ile ele alınan İnsanlık Tarihi, aynı zamanda içeriğinde insan odaklı bir kapsam taşımaktadır. Ancak farklı ve önem arz eden bir anlayış itibariyle Alâeddin Şenel, çalışmasındaki kimi kronolojik kesitleri salt vakanüvist bir anlayışla değil olayların maddi belirleniminin birbirleriyle olan ilişkisine dayandırıyor.

Bu diyalektik bakış açısının bir ürünü olarak insanın biyolojik evriminin tarihsel süreçte sınıflı toplum biçimine dönüşecek olmasının altını önemle çizen Şenel, birbirine bağlı olan bu tarihsel sürecin başlangıç noktasının bilimsel esaslara bağlı olarak ele alınmadığında dönüşümlerin içinde barındırdığı niteliğin de anlaşılamayacağı düşüncesindedir. Dolayısıyla kurgusu, insanlığın ulusçu, dinci, batıcı tarih anlatımlarından farklı olarak maddenin biyokimyasal evrimi ile başlamakta olup, genel olarak canlıların evrimine odaklanmaktadır.

İnsanın insan olma sürecinin kapsamlı bir şekilde ele alındığı çalışmada insanlığın kültürel evrim evresi ise “eşitlikçi – kararlı denge yasası” uyarınca görece durağan yapılı “ilkel topluluk ile” giderek daha büyük bir artının üretilip aktarıldığı eşitsizlikçi, dinamik “uygar toplum” dönemlerine bölünerek inceleniyor.

Ben neyim? Biz neyiz?
Çalışmasının giriş kısmında doğru soruların doğru yöntemle doğru yanıtlar aranarak cevaplanabileceğini vurgulayan Alaeddin Şenel, yaşam yolumuzda yakın gereksinimlerimizi karşılamak için ortaya çıkan “Ben kimim?”, “Nereden geldik, nereye gidiyoruz?”, “Amaçlarımız neler?”, vb gibi cevap aranan sorulara yanıtlar vermekle birlikte, bu yanıtların bizatihi yaşamın içinde gizli olduğunu kavratma peşindedir. Bu anlamda biyolojik evrimin varlığımızı anlamada önemli bir mihenk taşı olduğunu ortaya koyan Şenel, kültürel evrimde egemen anlayışın nasıl bir etkide bulunduğuna da dikkat çekmektedir.

Kültürel evrimin olgunlaşması ile birlikte “Ben neyim” sorusu ise daha detaylı bir biçimde tartışılmaya başlanmıştır. Bu tartışma noktalarına da değinen Alaeddin Şenel, Aristoteles’in “toplumsal hayvan” tanımlamasıyla başlayan tarihsel kimi serimlemelerin içine dalarak o ve ondan sonraki düşün insanlarının arayıp bulmaya çalıştığı yanıtlar üzerine de odaklanmaktadır. Bu tartışmaların bir diğer özelliği ise “Tarih nedir, ne değildir?” sorusuna bilimsel yanıtlar aramaktır.

Her konu başlığının yarattığı merak
Alaeddin Şenel’in bu çalışması aynı zamanda ele aldığı kimi kaynaklar itibariyle okuyucuyu yeni araştırma mecralarına yönlendirecek bir itenek görevi görmektedir. İçinde barındırdığı kapsamlı tartışma noktaları ise ortaya koyduğu kimi tartışmalar ve sahiplerinin genel düşüncelerine odaklanırken, özellikle din, devlet, kültür, sınıf gibi kavramlar üzerinde hararetle tartışılan kimi noktalara olan ilginin artmasını da sağlamaktadır. Dolayısıyla okuyucu, Şenel’in satır aralarında tuttuğu notlarla daha geniş araştırma yapma duygusuna kapılmaktadır.

Şenel kapsayıcı tarih anlatımının ana omurgasını oluştururken kuşkusuz farklı disiplinlerin birbiriyle olan ilişkisinden de faydalanmaktadır. “Evrim Biyolojisi”, “Antropoloji”, “Arkeoloji”, “Tıp”, “Fizik ve Kimya” gibi dalları da içine alan bir anlayışla bu alanların insanlık tarihine katkıları ve dahası insanı bilme anlamında yüklendikleri işlevi de mercek altına almaktadır. Bu kapsayıcılık onun aynı zamanda normatif disiplinler (Hukuk, felsefe) ve etik değerler üzerine oturttuğu materyalist anlayışında ön plana çıkmasına zemin hazırlamaktadır.

Şenel çalışmasının son bölümlerinde ise Endüstri uygarlığına geçişe odaklanarak bu dönemin kökeni ve uygar toplumun içinde yatan dinamikleri ele almaktadır. Endüstri uygarlığının feodal Avrupa kökenleri ve kapitalist burjuva toplumuna geçiş kısımlarını ana hatlarıyla ele alan bu bölümde ise üretim teknolojisi anlamında makineleşmenin yarattığı birikim ve ticari kapitalizmin endüstri kapitalizmine dönüşümü ile ortaya çıkan üretim ilişkileri alanında “özgürleşme” kavramlarının içeriğine de girer. Şenel, özellikle işçi sınıfının yabancılaşması konusunu ise Marks’ın “Yabancılaşma” kavramı ekseninde değerlendirerek, sömürü sisteminin evrimleşen üst yapı kurumlarının gelişimine de mercek tutmaktadır.

Alâeddin Şenel’in İnsanlık Tarihi, esas itibariyle dünden bugüne devralınan bilimsel yaklaşımların birikimi üzerinden şekillenirken bir rehber niteliğinde ele alınan düşünsel sistematiğin kurgusudur. Bu anlamda bir başucu klasiği olmakla birlikte günümüzde sıkça sorulan “Ne Yapmalı?” sorusuna verilecek yanıtın ise bir biçimiyle zemin inşasıdır.

Kemirgenlerden Sömürgenlere “İNSANLIK TARİHİ”
Alâeddin Şenel
İmge Yayınları, Eylül 2006, 1.Baskı, 1107 s.