Ana sayfa 204. Sayı İnsan Eksiktir

İnsan Eksiktir

144

İnsanı en insan yapan şey, aynı zamanda onun en katlanamadığı şey sanırım: eksik olmak. Halbuki gelişim, icatlar, uygarlık hep eksikten doğmuştur. Eksikliğin kendisi gelişime kapı aralar; ancak eksik olunca tamamlanmak güdüsüyle harekete meyledebilir insan. İnsanın kendisine en sahte gelen hali de benim için en insanî olan tarafını, eksikliğini, inkar ettiği halidir.
Hiçkimseye hatta hiçbir canlıya muhtaç olmayan, kimsenin desteği olmadan yaşayan, tam anlamıyla kendi kendisinin yaşamına her alanda yetebilen bir insan olmak zaman zaman hissedilmesi arzulanan bir haldir de. Sıklıkla insanların kimseye ihtiyaç duymadıkları yapayalnız ama tümgüçlü bir pozisyonu özlemle hayal ettiklerini duyarım. Ama aslında duyduğumu düşündüğüm şeylerden biri, işlenmemiş bir haset duygusunun insanın içinde yarattığı sıkıntıdır. Ham haliyle kalakalmış, üzerine konuşma, düşünme fırsatı bulunamamış, sembollerle işlenememiş bir duygunun kendi kendisine çıkış yolu araması… Ne var ki haset, olumsuz çağrışımları olup pek de konuşulmak istenmeyen bir meseledir. Bu kadar insani bir duygunun bu kadar konuşulmak istenmemesi, insana eksik olduğunu hatırlattığından olsa gerek.
“Haset değil de gıpta” diye düzeltmek ister insanlar konuşurken bunu. Zira aralarındaki fark, gıptanın gıpta edilen kişideki o şeyin kendinde olmasını isterken diğerindeki varlığının yok olmasını dilememektir. Yani işin açıkçası, kimse kendi içinde “yıkıcı” bir taraf olduğunu kabul etmeyi kolay kolay istemez. O yüzden haset etmez de “gıpta” eder. Gıpta iyicildir, “ben de istiyorum”dur. “Seninki yok olsun ve onu ben istiyorum” değildir. Özenmek, imrenmek gibi kelimeler de haset kelimesini kullanmaktan imtina edenler için iş görmektedir.
Kendi kendisiyle uğraşmayı seven insanlar ve de psikanalize meraklı olanlar için (bu iki kümenin sanıyorum ki kesişim alanı epey geniştir) Metis’in Ötekini Dinlemek serisinden Haset ve Şükran kitabı yüksek ihtimalle iyi bir okuma deneyimi vaat eder. Bu yazının tanıştırmak istediği esas kitap olmasa da, Ekim 2020 sayısında yine haset konusuyla ilgili başka bir kitaptan daha söz etmiştim, Leyla Navaro’nun Haset ve Rekabet kitabı, vesileyle onun da tekrar ismini geçirmiş olayım rastlamamış olanlar için. Bundan sonra, Klein’ın kitabıyla ilgili yazıp çizmeye geri döneyim.
Bu kadar insanî olan haset duygusu aynı zamanda insanın yaşamındaki ilklerdendir. Melanie Klein, Haset ve Şükran kitabında “Haset duyulan ilk nesnenin annenin memesi” olduğunu açıkça yazar. Klein’a göre annenin memesi bebek için bebeğin ihtiyaç duyduğu her şeye sahip olan kaynaktır; ama ne yazık ki bu kaynak kendisinin değildir! Kendisini besleyebilen, sınırsız süt, sevgi, ilgi ve bakımla dolu olan meme bebeğin bir parçası değildir, başkasınındır. İşte tam bu sebeple, acıktığında hemen onu beslemeyen, geciken veya doyuramayan memeye karşı haset doğar. Oysa o meme bebeğin olsa, bebek kendisine iyi gelecek bu sonsuz pınara sahip olacaktır. Şimdiyse ona sahip değildir ve sanki meme sütü, sevgiyi, ilgiyi kendisine saklıyordur. Bebek düpedüz eksiktir. Kendisini doyuramaz, kendisini sevemez, kendisine bakamaz, kendisine yetemez. Bir başkasına, anneye, memeye ihtiyaç duyar. Aslında bebeğin memede ihtiyaç duyduğu şey yalnızca besin değildir. Bebek, memeyle teskin edilmeye ihtiyaç duyar. Karnının acıkmasını deneyimlerken bedeninde, içinde ne olup bittiğini anlayamaz. Sanki içten ve dıştan saldırıya uğruyor gibidir. Biz yetişkinler karnımız acıktığında hissettiğimiz şeylerin ne olduğunu biliyoruz, adlandırabiliyoruz. Henüz deneyim haznesi kısıtlı olan bebek içinse aynı durum söz konusu değildir; bebeğin yaşadığı deneyimleri bebek için anne (bakımveren) anlamlandırır, adlandırır. Acıktığında bir kötülükle saldırıya uğruyor gibi hisseden bebek, memenin onu kurtarmasını arzular. Meme, yani aslında biraz daha geliştikten  sonra algılanabilecek haliyle anne, içten ve dıştan gelen kötülüklerde bebeği kurtarabilecek tümgüçlü bir nesne gibidir. Klein, tüm kötülükleri önleyebilecek tümgüçlü bir anne fantazisine yetişkinlerin analizinde de rastladığını belirtir kitabında.
Nasıl ki insan eksiktir ve ona en yakışan hal de eksikliğini kabul edebildiği halidir, bu yazının da -aslında her yazı gibi- eksik olduğunu ve ne yaparsam yapayım kitabın bendeki izdüşümlerini tam olarak yazmamın mümkün olmadığını kabul etmek gerekir. Haset konsepti ile bağlantılı bir şekilde anlatılmaya çalışılan daha birçok konsepte yer vermiştir Klein, Haset ve Şükran’ında: açgözlülük, sevme yetisi, kıskançlık, şükran… Kitabın insanın zihnine en güzel katkısı da bana göre açgözlülük, haset ve kıskançlık kavramlarını birbiriyle karşılaştırarak tanımlaması ve bu kavramların sınırlarını belirlemesidir. Çünkü bu üçlü, birbirine en çok karıştırılan kavramlardan olmakla birlikte insanın ruhsal yaşantısında önemli yeri olan deneyimlerdir. Klein’ın bu kavramların sınırlarını belirleme girişimi, yalnızca bu alandaki profesyoneller için değil alan dışından olan ancak içinde ne olup bittiğini anlamaya çalışan meraklı kimseler için de epey aydınlatıcı bir ışık olarak düşünülebilir.
Kitabın bir parça zor, abartılı ve bebeklerin içsel yaşantılarına dair kötümser gelebileceğini söylemek yanlış olmaz. Hele ki psikanalitik teorilere aşina biri değilseniz “saçma bir kurgu” gibi gelebileceğini bile öngörebilirim. Psikanaliz, insanın içinde uyandırdığı ve belki  tetiklediği meseleler bakımından dışarıdan çok yabancı hatta tekinsiz gelebilen; ancak içine doğru daldığınızda sezinleyebildiğiniz ve bundan keyif almaya başladığınız bir anlayıştır. İlk karşılaştığınızda o çok yabancı gelen(ler)in aslında kendi hikayenizle ilişkisinin farkında olmaya başladıkça “yabancı geliyor” demezsiniz de “yabancılaştırmışım” dersiniz. Kendi içinizdeki “öteki” ile ilşki kurdukça daha da kendiniz olmaya yaklaşıyor hissedersiniz. Metis’in “Ötekini Dinlemek” serisinden Haset ve Şükran kitabı da bu bağlamda epey besleyici bir kaynak. Besleyiciliğine, anlayışına, özgün katkılarına ve Orhan Koçak ve Yavuz Erten’in iyi çevirisine haset edebilirsiniz.

Haset ve Şükran, Melanie Klein, Çev. Orhan Koçak Yavuz Erten, Metis Yayınları, 1999, 104 s.

Kaynak:  Klein, M., Haset ve şükran. Çev. Koçak, O., Erten, Y. (1999). Metis Yayınları.