Ana Sayfa 222. Sayı Jüpiter Kitap-Kafe: Dışarıda çok ses var, içeride uzay

Jüpiter Kitap-Kafe: Dışarıda çok ses var, içeride uzay

340

“Teknolojik gelişmeler, popüler kültür ne kadar artarsa artsın okumayı, tartışmayı, düşünmeyi, sorgulamayı asla bırakmayacak bir kesim var.”
Bu ay fabrika bacalarından dumanın, yollarında eve yorgun dönen işçileri taşıyan servislerin eksik olmadığı Çorlu’da, Jüpiter Kitap Kafe’ye konuk oluyoruz. Jüpiter Kitap Kafe nostaljik yapısıyla başka bir dünya sunuyor misafirlerine. Önce Venüs karşılıyor gelenleri. Venüs, üç aylıkken gelip altı yıldır burada yaşayan şirin mi şirin bir köpek.  Venüs’ün ardından Jüpiter’in sahibi Soner Ören yeni devir aldığı kitap kafesinde hayallerini gerçekleştirdiğini söylerken yaşadığı süreci heyecanla anlatıyor. “Lise yıllarımdan beri bir kafe işletmecisi olmak hayalimdi. Hatta sadece kafe değil, içinde özellikle tiyatro barındıran küçük de olsa bir sahnesi olan “sanat ve kültürün harman olduğu bir buluşma noktası denilebilecek bir yeri var etmekti amacım. Jüpiter Kitap Kafe’yi devralmadan biz A1 59 Sanat Tiyatrosu olarak bu kafenin en üst katında prova sahnesi kurduk ve tiyatro eğitimlerimize başladık. Kafenin sahibi de altı yıllık dostumdu ve kendisi yurt dışına gitmeyi düşündüğü için kafeyi bana devredebileceğini söyledi. Bu şekilde yıllardır hayal ettiğim alana kavuşmuş oldum. Yaklaşık iki ay önce kafeyi devraldım.
Jüpiter Kitap Kafe’de kitap satışı bulunmuyor ama Soner Bey “kitap satışımız yok fakat kitap paylaşımımız var” diyor ve ekliyor “yeni baskı kitaplar değil de daha ziyade ikinci el eski kitaplar bulunduruyoruz. Ayrıca eski ansiklopediler, yeni ve eski sayı bilim, edebiyat, karikatür dergileri ve daha niceleri kafemizde mevcut.  Ayrıca birtakım etkinlikler de düzenliyoruz. Tiyatro çalışmalarımız devam ediyor. Tiyatronun dışında ise No Turkısh Table Days adını verdiğimiz, insanların farklı dillerde pratik yapabileceği masaları kurduğumuz bir etkinlik var mesela. Sonrasında yorumlamalar yaptığımız film gecelerimiz oluyor. Ayrıca Çorlu Fikir Atölyesi adında bir etkinlik yapıyoruz. Bu etkinlikte de bir hafta önceden bir konu seçilip o konu üzerine bir araya gelen insanların tartıştığı ve bilgi paylaştığı, hep birlikte sorguladığı ve felsefe yaptığı bir çalışma yapılıyor. Vampir-Köylü adında bir oyun var. Kimi zaman da toplanıp o oyunu oynarız.”
Soner Bey kitap kafesinde kitap, dergi ve etkinliklerle dolu geniş yelpazeyi insanlarla paylaşıma açmışken ilgi görüp görmediğini merak ediyorum. Yanıtlıyor, “yeterli ilgi ve özen asla gösterilmiyor. Sadece kültürel açıdan kendini belli seviyede geliştirmiş insanlar kitapların kıymetini bilmekte ki bizim kafemizin müşteri portföyünü de genelde bu kültürde insanlar oluşturuyor. Şöyle de söyleyebilirim ki sosyal medya, teknoloji ve hızlı tüketim furyası kesinlikle kitap okuma akışkanlığının önüne geçiyor ama açıkçası kitap kafemi buna karşılık koruma ihtiyacı duymuyorum. Çünkü nüfusa oranla okuma alışkanlığı azalsa da benim çevremdeki insanlar, kafemize gelip gidenler okuma alışkanlığı olan insanlar ve teknolojik gelişmeler ne kadar etkilerse etkilesin okumayı, tartışmayı, düşünmeyi, sorgulamayı asla bırakmayacak bir kesim var.
Jüpiter Kitap Kafe’de kitap satışı olmasa bile bir okuyucu ve işletmeci olarak çıkması planlan kitapta sabit fiyat yasası mevcut durumu değiştirebilir mi diye sormadan edemiyorum. Cevap biraz şaşırtıyor beni. Çünkü Soner Ören kitapların fiyatları ile ilgilenmediğini ve bir yazar olarak kendi yazdığı romanını veyahut deneme kitabını çıkarmaktan vazgeçme sebepleriyle aynı doğrultuda piyasaya ilgisinin azaldığını bu belirtiyor ve devam ediyor “günümüzün çok satan kitaplarının ismini dahi bilmiyor ve hatta hatırlamak bile istemiyorum. Ben en çok Hakan Günday ve Yuval Noah Harrari okumayı severim. Ama birçok popüler yazar sırf ünlü olduğu için üç cümle bir araya getirmezken onların kitaplarının baskılarının satıldığı, okunduğu ve buna “edebiyat” denildiği bir ortam bana hitap etmiyor.”
Edebiyat ve kitap satışları ile ilgili epeyce kötümser bir tablo çizdikten sonra Soner Bey, hiç mi umut yok diye soruyorum çekinerek. “Umutluyum” diyor. Özellikle kitap kafelerin, kitabevlerinin yaşayacağına ve yok olmayacağına eminim. Beni bu konuda umutlu kılan şey hem daimî müşterilerimin tutumu hem de kafemize yeni gelen insanlardan aldığım güzel tepkiler… Sizin, bizim gibi insanlar var olduğu sürece bu ve benzeri oluşumların asla ölmeyeceğini düşünüyorum.

Önceki İçerikKitapçı Rafı
Sonraki İçerikEK Almanak – Eleştiri, Tam da Şimdi!