Ana Sayfa 231. Sayı Kitapçı Rafı

Kitapçı Rafı

134

Çıldıran Herkül
Seneca, Çev. Ümit Fafo Telatar, Evren Selen Dumlupınar [Latince], Doğu-Batı, 2023, 103 s.
Seneca’nın, Hercules Furens adlı tragedyasının konusu Yunan mitolojisinin güçlü kahramanı Herakles (Lat. Hercules, Türk. Herkül) ve onun işleridir. Latincede Hercules ismiyle anılan kahraman, efsaneye göre tanrı Iuppiter ile Miken kralının kızı ve Amphitryon’un karısı Alcmene’nin oğludur. Iuppiter, Teleboialılar üzerine sefer düzenleyen Amphitryon’un yokluğunda onun kılığına girerek Alcmene ile birlikte olmuş, bu birliktelikten yarı tanrı, yarı insan Herkül doğmuştur. Iuppiter’in karısı Iuno, durumdan haberi olunca buna çok öfkelenmiş ve doğan çocuk Herkül’e öfkesi hiç dinmemiştir. Nefret dolu tanrıça Iuno’nun öfkesi, öç alma tutkusuna dönüşmüştür. Iuno, nefret ettiği üvey oğlu Herkül’e, Argos kralı Eurystheus aracılığıyla, on iki zorlu görev vermiştir. Bu görevlerin sonuncusu ve en tehlikelisi, Ölüler Diyarı’na inmek ve oradaki üç başlı korkunç köpek Cerberus’u yeryüzüne getirmektir. Herkül, dostu Theseus’un yardımıyla bu görevi de başarıyla yerine getirip, karısını, çocuklarını ve babasını zalim, zorba tiran Lycus tarafından öldürülmekten kurtarmak için tam zamanında Thebai’ye varır. Onları da kurtarıp tam bir zafere ulaşmasına çok yaklaşmıştır. Ancak Iuno, üvey oğlunun zafer kazanmasını engellemeye, onu yıkıma sürüklemeye kararlıdır. Bu amaçla, böylesi zorlu işler vererek alt edemeyeceğini, onu yıldıramayacağını anladığı için planını değiştirir: Herkül’ün kendi gücünü kullanarak, onun kendi kendisine zarar vermesini amaçlar. Ölüler Diyarı’ndan başarıyla dönen Herkül’e cinnet geçirtip onu çıldırtır.

Maymunsan – Primat Dünyasında
Gülfem Uysal, Çatı Kitapları Yayınevi, 2023, 230 s.
Orangutan ve gorillerin aksine, en yakın kuzenlerimiz kabul edilen şempanzelerin besin zincirinde, etin önemli bir yer tuttuğu görülmüştür. Genellikle avlarına basitçe saldırır ve yakalarlar. Afrika’da rapor edilen çalışmalarda, 30 bireylik grupların 4-6 bireylik birimlere ayrılarak saatler süren sabırlı araştırmalar sonucunda, avlarına yaklaştıkları ve aniden saldırdıkları gözlenmiştir. En sevdikleri tür kırmızı kolobuslar olsa da 25 farklı tür avlayabildikleri kaydedilmiştir. Gombe Ulusal Parkı’nda yapılan gözlemde, 30 saldırıdan 12’sinin ölümle sonuçlandığını, yine 10 yıl süren çalışmada, yaklaşık 100 ölümle sonuçlanan avlama rapor edilmiştir. Özellikle kolobus avı sırasında tüm sürünün ekip olarak çalışması gerekir. Avlanacak maymunların bulunduğu ağacın etrafı saldırı timi tarafından sarılır, tüm kaçış noktaları kapatılır ve tuzağa düşürülen maymunlar ani bir atakla yakalanır. Erişkin erkek kolobuslar karşı koymaya çalışsalar da, 6 kat daha ağır olan şempanzeler bu kovalamadan genellikle galip çıkarlar. Avlarını öldürmek için dişlerini değil, yerçekimini kullanır, avlarını sertçe yere atarlar. Birçok anne babanın, çocuklarının bazılarını istedikleri gibi yetiştirdiklerini söylerken, bazılarını ise istedikleri şekilde yetiştirememekten şikâyetçi olduklarını ve “Biz hapsine aynı şekilde davrandık, bu çocuğun niye böyle olduğunu anlamadık.” dediklerini çevremizde sıkça görüyoruz. Bunun en önemli sebeplerinden biri birçok anne babanın, çocuklarının bireysel özelliklerinin birbirinden farklı olabileceğini ve her çocuğa farklı davranmak gerekebileceğini dikkatlerinden kaçırmalarıdır.

Kuantum Kuramı: Çok Kısa Bir Başlangıç
John Polkinghorne, Çev. Mehmet Ali Olpak, Kültür Üniversitesi Yayınları, 2023, 143 s.
1968’den 1979’a kadar Cambridge, sonrasında da Queens College’de matematiksel fizik profesörlüğü yapmış olan John Polkinghorne, “Kuantum Kuramı: Çok Kısa Bir Başlangıç” kitabında basit ve matematiksel olmayan bir dille atom altı dünyayı günlük dünyamızdan farklı kılan ilginç ve heyecanlı fikirleri açıklığa kavuştururken kesinsizlik, öngörülemezlik, dalga/parçacık ikililiği, ölçümün çözülemeyen problemi, fizik tarihindeki en büyük keşiflerden birinin anlaşılır hâle getirilmesi ve 20. yüzyılın seçkin entelektüel başarılarından bir tanesini vb. konuları anlaşılır bir biçimde tartışıyor.

Büyük Matematik Problemleri
Ian Stewart, Alfa Bilim, 2023, 376 s.
Bu kitap, 350 yıldır ispatlanamayan Fermat teoremini yıllarca uğraşarak çözen Andrew Wiles’ın öyküsünden, Poincaré varsayımı kanıtıyla milyon dolarlık ödül kazanan, ama ödülü reddeden eksantrik dâhi Grigori Perelman’ın çalışmaları üzerinden matematik tarihinin en önemli problemlerini anlatıyor. Matematik tarihinin kimi zaman binlerce yıl öncesine giden zor problemlerini, matematikçilerin yaşam öyküleriyle harmanlayarak eğlenceli bir şekilde aktaran Stewart, bu problemlerin geleceğin bilimini nasıl şekillendirdiğini de gözler önüne sermeyi amaçlıyor.

Yıldızlar-Kısa Bir Giriş
Andrew King, Çev. Zeynep Alpar, İş Kültür Yayınları, 2023, 152 s.
Oxford Üniversitesi’nin cep kitapları serisinden yayımlanan bu kitapta, ölen yıldızlardan doğan beyaz cüceleri, nötron yıldızlarını, kara delikleri tanıtma amaçlanıyor. Yıldızların ölürken dış katmanlarından uzaya püskürtülen gazların füzyonuyla oluşan yeni elementleri izliyor, nihayetinde bu malzemeyle şekillenen yepyeni yıldızların ve bunların etrafında oluşan gezegenlerin izini sürmeyi anlatıyor. Yazar Andrew King yıldız biliminde derin bir keşfe çıkarak okura kütleçekiminin, termal basıncın, manyetik alanların, ışımanın yıldızlar üzerindeki etkilerini açıklarken, bunu okulda gördüğü fen bilgisi derslerinden basınç, kütle, yoğunluk gibi kavramları hatırlayanların anlayabileceği şekilde yapmaya çalışıyor.

Bilgi ve Evrim – Bilgi Çağında Gerçeği Aramak
Engin Bermek, Ginko Bilim, 2023, 408 s.
Günümüzün maddiyatçı dünyasında bilgi sözcüğü genelde toplumsal ve iktisadi başarıların altında yatan, iletilebilen, paylaşılabilen ve de ölçülebilen, hesaplanabilen nesnel bir varlığı çağrıştırır. Oysa bilgi insan zihninin öznel bir ürünüdür; insanın bilinciyle deneyimlediği bir olgunun altında yatan düzenliliği kavraması ya da o düzenliliği kendi zihninde yaratmasıyla ortaya çıkar. Bilginin temelinde buna göre örüntü ve düzenlilikler yatar. Bunlar evrenin başından beri var olmuş, maddi varlıkta vücut bularak form/biçim verici nitelikleriyle (Latince kökeni de form/biçim vermek anlamına gelen) informasyon niteliğini kazanmışlardır. Biyolojik evrim sürecinde informasyon canlılarda da vücut bulmuş, onlara biçim ve işlev kazandırmış, davranışlarına düzen vermiştir. Artırımlı bir geri besleme süreci ortaya informasyonu giderek daha büyük yetkinlikle işleyen canlıları, bunların etkinlikleri de ortaya daha da gelişmiş informasyon türlerini çıkarmıştır. İnsanlar ise informasyonu bilgiye dönüştürme, bilgiyi paylaşma ve amaçları doğrultusunda kullanma yetenekleriyle biyolojik uzamı aşan bilişsel ve kültürel evrim sürecini başlatmış, onu bilimsel, teknolojik ya da sanat temelli bilgi gibi, gelişmiş türlerine dönüştürme becerisini göstermişlerdir. Kitap bu süreci çözümlemeye yönelik bir girişim olacaktır.

Yapay Zekaya Karşı Doğal Zeka
Roger Penrose, Mitra Yayınları, 2023, 225 s.
Bu eser, Roger Penrose ve Emanuele Severino arasında, zamanımızın en ilgi çekici konularından biri olan yapay zekâ ile doğal zekânın karşılaştırılması ve bunun insan ve makine bilinci kavramlarına kadar olan uzantısı hakkında bir diyaloğu merkezine alıyor. Mauro D`Ariano, Federico Faggin, Ines Testoni, Giuseppe Vitiello`nun aydınlatıcı makaleleri ve Fabio Scardigli`nin önsözü ile kitabı tamamlanmakta ve tartışmanın farklı yönleri aydınlatılmaktadır. Tamamen farklı bakış açılarından olsa da tüm yazarlar, bir “bilinç” biçimi olmadan gerçek “zekâya” sahip olmanın neredeyse imkânsız olduğu fikrinde birleşiyor gibi görünüyor. Aslında, genellikle gerçekliğin muammalı bir “aynası” olarak tasarlanan (ama gerçekten bir ayna mı?) bilinç, özellikle son yıllarda bilim ve teknoloji tarafından yoğun bir şekilde araştırılan bir olgudur. Bu fenomen nereden geliyor (insanlarda ve belki hayvanlarda da)? Bazı “cihazlarda” tekrarlanabilir mi? Bugün bir bilinç teorimiz var mı? Makine öğrenimi veya bilişsel hesaplamanın vaat ettiği gibi, düşünen veya bilinçli makineler inşa etmeye varacak mıyız?

Dunya Mitolojisinde Kadınlar: Tanrıçalar Kahramanlar ve Canavarlar
Jenny Williamson , Genn McMenemy, Çev. Ekin Duru, Say Yayınları, 2023, 224 s.
Mitolojide Yunan tanrıçası Athena ve Mısır tanrıçası İsis hakkında çok şey yazıldı. Peki ya gökyüzündeki bir delikten dünyaya düşen İrokua mitolojisinin Gökyüzü Kadını veya iki dünya arasında dolaşan Koreli kahraman Prenses Bari gibi dünyanın dört bir yanındaki mitolojik karakterler hakkında neler biliyoruz? Güçlü tanrıçaların, kudretli kraliçelerin ve efsanevi yaratıkların bilinmeyen özelliklerini gözler önüne seren Dünya Mitolojisinde Kadınlar: Tanrıçalar, Kahramanlar ve Canavarlar mitoloji ve folklorun büyüleyici kadınlarını keşfe çağırıyor. Çeşitli mitolojilerden destansı kadınların öyküsünü anlatan bu kitapta kahramanlardan tanrıçalara, toplum liderlerinden tuhaf canavarlara kadar savaşçı, bilge, şefkatli ve kurnaz kadınlarla karşılaşacaksınız. Her kültürün bu ilgi çekici hikâyelerde kuralları alt üst eden kadınlardan öğreneceği çok şey var.

Mutlakıyetçi Devletin Kökenleri
Perry Anderson, İletişim Yayınları, 2023, 480 s.
Feodalizmden kapitalizme geçiş ve bu geçişin toplumsal yapıda yarattığı dönüşüm, uzun yıllardır tarihyazımının temel tartışma konularından biridir. Perry Anderson, erken Modern Çağ ile Avrupa’da hâkimiyetini ilan eden Mutlakıyetçiliği, bu dönüşümün merkezî siyasal teması olarak ele alıyor. Batı ve Doğu Avrupa’nın toplumsal yapılarının birbirinden ayrılan ve birbirini tamamlayan niteliklerinin karşılaştırmalı tarih perspektifiyle ele alındığı Mutlakıyetçi Devletin Kökenleri, devletlerin doğa ve yapılarının evrimindeki çeşitliliği benzerlik ve karşıtlıklarının açığa çıkarılması yoluyla inceliyor. Antikiteden Feodalizme Geçişler’in izinden giden bu klasikleşmiş çalışma, iktisadi yapıyla toplumsal ve siyasal yapı arasındaki ilişkilerden yola çıkarak çok boyutlu bir yaklaşım sergiliyor. Avrupa ile sınırlı kalmayan Anderson, “Asya Tipi Üretim Tarzı” kavramsallaştırmasının geçerliliğini İslâm dünyası, Japon feodalizmi ve Çin örneği üzerinden tartışırken, birbirinden ayrı olay ve bütüncül yapıların benzerlik ve farklılıklarını ortaya koyuyor.

Bambaşka Bir Sartre
François Noudelmann, Çev. Şehsuvar Aktaş, Yapı Kredi Yayınları, 2023, 152 s.
Jean Paul-Sartre’ın manevi kızında bulunan şahsi arşivinden ve kendisiyle yaptığı görüşmelerden hareketle hazırlanan “Bambaşka Bir Sartre” yayımlanmamış mektuplar, ses-film kayıtları ve notlardan oluşan bu arşivin izinde Sartre’ın yüzeysel bir turist olmayı sevdiğini, gönlünün çokeşliliğe meylettiğini, angaje yazar kimliğinin üzerine yapışmasından rahatsız olduğunu, müzikle olan ilişkisini ve depresif anlarını ifşa eden şaşırtıcı bir çalışma olma iddiasını taşıyor.

Sinema ve Göç: Ulusötesi Sinemada Göç Politikaları ve Göçmen Kimlikleri;
Eda Evlioğlu Gezer, Nobel Bilimsel Kitaplar, 2023, 302 s.
İnsanlık tarihi kadar eski bir olgu olan göç, günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Genellikle ekonomik nedenlerin ön planda olduğu göç kararında savaş, siyasi baskılar ve otoriter rejimlerin etkileri yadsınamaz. İtici ve çekici faktörlerin etkisiyle uluslararası göçte yaşanan artış, beraberinde Avrupa ülkelerinin sınırlarında daha sıkı tedbirler almasına ve sert göç politikaları uygulamasına yol açmaktadır. Bu durum, özellikle düzensiz göçmenlerin yasa dışı yollara başvurmasına ve insan kaçakçılarının ağına düşmesine neden olmaktadır. Hedef ülkeye yasa dışı yollardan giriş yapma uğruna türlü badireler atlatan düzensiz göçmenler, kolluk güçleri tarafından yakalanıp sınır dışı edilme tehlikesiyle de karşı karşıyadır. Bunun yanı sıra yasal yoldan göç eden düzenli göçmenler ve düzensiz göçmenler, göç ettikleri hedef ülkede çeşitli problemlerle karşılaşmaktadır. Bu problemler en temelde dışlanma, ötekileştirilme, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, aidiyet, kimlik, dil, işsizlik, uyum sağlayamama, eğitim-sağlık-barınma gibi sosyal haklardan mahrumiyet, can ve mal güvenliklerinin olmaması, insanlıktan çıkarılma gibi sorunlardır. Düzenli ve düzensiz göçmenlerin yaşadığı bu sorunlar bütün sanat dallarının yanı sıra sinemanın da merkezi meselelerinden biridir. Göçmen sinemasında göç politikalarının, göçmen kimliklerinin, mekânsal-toplumsal hareketliliklerin ve diasporik aidiyetlerin incelendiği bu kitapta; savaş, işsizlik, daha iyi bir yaşam gibi çeşitli nedenlerle isteyerek veya istemeyerek göçü deneyimleyen insanların hikâyelerini anlatan göç filmleri çözümlenmiştir.

Beyin Fırtınası
David J. Linden, Çev. Barış Gönülşen, Kolektif Kitap, 2023, 352 s.
Sinirbilimci David J. Linden öncü beyin araştırmacılarıyla muhabbet edip birlikte çakırkeyif olduktan sonra her birine aynı soruyu sorar: “Beynin işleyişi konusunda dünyaya açıklamayı en çok istediğin fikir hangisi?” Verdikleri yanıtlar sonunda insan zihni ve onun olanakları hakkındaki bilgileri genişletmeyi amaçlayan ve popüler bilim denemelerinden oluşan bu eser meydana gelir. Uzmanlık alanları arasında insan davranışı, moleküler genetik, evrimsel biyoloji ve karşılaştırmalı anatomi bulunan katılımcılar, kişilikten algıya, öğrenmeye, güzelliğe, sevgiye ve sekse kadar birçok büyüleyici konuyu ele alır.Yaptıkları son deneylerin ayrıntılarına girmez, söyleyeceklerini terimlerle boğmazlar ve gayet net, aydınlatıcı, çoğu zaman da hiç beklenmedik ve sezgiye aykırı yanıtlar verirler. Nihayetinde de bireysel deneyimlerin beynimizin yapısını nasıl dramatik bir şekilde değiştirebildiğini gösterirler. Profesör Linden ve arkadaşları hem bilim meraklılarının hem de profesyonellerin erişilebilir ve keyifli bulacağı ve aydınlatıcı bir derleme ile insan zihninin yapısına ve sinirbilimin son teknoloji dünyasına yeni bir pencere açmayı hedefliyor.

Yeni Bilimsel Tin
Gaston Bachelard, Çev. Alp Tümertekin, Minotor Kitap, 2023, 152 s.
Yeni Bilimsel Tin, Gaston Bachelard’ın Bachelard olmaya başladığı, kendi kıvamını bulduğu kitaptır. Nasıl Kepler ve özellikle Galileo’nun geliştirdiği yeni epistemoloji, filozofunu Descartes’ta bulmuşsa, geometride Lobaçevski ve fizikte Einstein’la başlayan değişmenin epistemolojisini de Bachelard, bu kitabından itibaren teorileştirmiş, söz konusu gelişmelerden bilim felsefesi açısından önemli sonuçlar çıkarmıştır. Vardığı nokta ise modern bilimin artık Descartesçı epistemolojiyi geride bıraktığı, aştığı saptamasıdır. İşte bu noktadan sonra, Bachelard’ın velut epistemolojik üretimi geleneksel felsefenin rasyonalizm ve ampirizm, gerçekçilik ve uzlaşımcılık gibi ikiliklerini bir sentez içinde aşmaya yönelir. Yeni Bilimsel Tin, Bachelard’ın kendine özgü rasyonalizminin, tarihsel kopuş teorisi ve epistemolojik pedagojisinin nüve halinde ortaya çıktığı yapıtıdır. Filozofu anlamak için ilk önce ve en dikkatle okunması gereken eserinin bu olduğu söylenebilir.

Osmanlı’da Eğlence: İstanbul’un Sosyal ve Kültürel Hayatından Manzaralar
Özgür Çilli, İletişim Yayınları, 2023, 408 s.
Osmanlı’da Eğlence, tüm dinî, etnik, sosyal statü çeşitliliği içinde İstanbul toplumunun kültürel beslenme kanallarını, eğlence dünyasını okura canlı biçimde sunmayı amaçlıyor. Özgü Çilli, bu araştırmasında, dinî mensubiyetin şekillendirdiği farklı yaşam gelenekleri ile eğlenceler arasındaki ilişkileri, kadınların bu etkinlikler üzerinden sosyal hayata dahil olma imkân ve çabalarını, modernleşme hareketinin eğlence hayatında yarattığı değişimleri, yönetimin ve aydınların bu yeni süreçteki rol ve tutumlarını aktarıyor. Osmanlı döneminde İstanbul’un eğlence hayatını ele alırken, çalışmasının merkezine sosyal ve kültürel etkinlikler içindeki insanı yerleştiriyor. Bir anlamda Karagöz’den ziyade, Karagöz üzerinden Karagöz’e giden seyirciyi anlatıyor. Yazar kitabını şu cümlelerle özetliyor; İnsanların sadece kendi hemcinsleriyle sosyalleşebildiği Osmanlı toplumunda eğlence dönemlerinde bahşedilen geçici özgürlüğü içselleştirememiş bireylerin davranışlarının bir uçtan diğer uca savrulabildiği görülür. Yüzyıllar boyunca geleneksel gösterilerde, bastırılmış her türlü duygunun serbestçe dışavurumuna alışan ve bu gösterileri seyirci olarak izlemeleri konusunda herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmayan bireyler, 19. yüzyılın modernleşmiş dünyasına özgü yeni kültürel ortamlarda da önceleri eski alışkanlıklarını muhafaza etmeye çalışmıştır. Ancak bu yeni hayatın adab-ı muaşeret kuralları yavaş yavaş kendilerini dayatmış, eğlence esnasında her şeyin mubah görülmesi olgusu, yerini belli bir görgüye bırakmıştır.”

Dijital Toplum: Kuruluşları ve Sosyal Sermaye
Harun Özalp, Doruk Yayınları, 2023, 152 s.
İletişim teknolojilerindeki dijitalleşme, birey ve toplum yaşamının dinamosu olan iletişim olgusunu zaman ve mekânın zincirlerinden neredeyse tümüyle kurtarmıştır. İletişime dair bu köklü dönüşüm, hayatın her alanında olduğu gibi, kişiler arası ilişkilerle birlikte, toplumsal kurum ve kuruluşların işleyişinde de önemli değişimleri beraberinde getirmiştir. Toplum; birbirinden farklı ve birbirini hiç tanımayan insanların dahi, birbiriyle ilişki kurabildiği ve “bütünlük” duygusuyla bir arada yaşayabildiği bir yapıyı ifade etmektedir. Bu bütünlük duygusunun oluşumu ise güven, benimsenmiş ortak değer ve normlar, asgari bir memnuniyet, işbirliği ve aidiyet hissi gibi çeşitli unsurların tezahürü ile mümkündür. Bireysel ve toplumsal düzeydeki sosyal sermaye için de bir gösterge niteliği taşıyan bu unsurlar; daha önceleri din, töre, gelenek gibi olgular çerçevesinde tezahür etmekteydi. Söz konusu olguların işlevinin azaldığı günümüzde ise toplumsal bağlar ve sağladığı aidiyet duygusunun devamlılığı için başka birleştirici faktörlere de gereksinim duyulmaktadır. Bu noktada dijital teknolojilerin de sunduğu olanaklarla güçlenen ve etki alanı genişleyen sivil toplum kuruluşları, toplum yaşamı açısından kritik oluşumlar haline gelmektedir. Bu bağlamda bu çalışma, toplum yaşamı bakımından sosyal sermaye olgusunu kapsamlı şekilde irdelerken, dijitalleşen toplumdaki yeni nesil sivil toplum kuruluşlarının dijital iletişimin olanaklarıyla birlikte gerçekleştirdiği sosyal sermaye üretimini, Ahbap platformu ve platformun Twitter kullanımı çerçevesinde ele almaktadır.

 

Önceki İçerikBulut Fabrikası
Sonraki İçerikProblemlerin zayıf noktaları