Ana Sayfa Bilim Gündemi Bağışıklık güçlendirici tedavi bal arılarında işe yarıyor

Bağışıklık güçlendirici tedavi bal arılarında işe yarıyor

Bağışıklık güçlendirici tedavi, bal arılarının ölümcül virüslere karşı direnç geliştirmesine yardımcı oluyor. Bilim insanları, dünya çapında kritik tozlayıcı olarak bilinen bal arılarının büyük kayıplar vermesine sebep olan ölümcül virüsleri savuşturmalarına yardımcı olabilecek bir ‘bağışıklık sistemi güçlendirme yöntemini’ başarıyla test ettiler.

244

Yeni yayımlanan bu çalışmada, Florida Üniversitesi,  Tarımsal Araştırma Servisi -USDA, Louisiana Eyalet Üniversitesi ve Nebraska-Lincoln Üniversitesi’nden entomologları(böcek bilimci) içeren araştırma ekibi, bal arılarının hücrelerinin serbest radikal üretmesini sağlamanın arıların bir dizi virüsü uzaklaştırmasına yardımcı olduğunu gösterdi. Bu tedavi, virüs aktivitesini neredeyse tamamen ortadan kaldırmıştı.
Çalışmanın kıdemli yazarı Daniel Swale, “Bu yaklaşım özellikle heyecan verici çünkü yalnızca belirli bir virüs türünü hedeflemiyor, aynı zamanda birçok farklı virüsün savuşturulmasına da yardımcı oluyor. Ek olarak, tedavimizin hem laboratuvarda hem de tarlada her biri 80.000 arı içeren kolonilerde çalıştığını gösterdik. Bu çok büyük çünkü kovan ortamında arılar çok farklı virüslere ve stresörlere maruz kalıyor, bu nedenle o ortamdaki virüsleri başarılı bir şekilde kontrol etmek çok cesaret verici “diyor.
Bal arısı kolonileri ve onları yöneten arıcılar, birçok mahsulü tozlaştırarak gıda üretiminde önemli bir rol oynamaktadır. Son yıllarda, bal arısı popülasyonlarında önemli düşüşler görülmüştür ve virüsler, bal arısı ölümlerinin en önemli nedeni olmasa da başlıca katkıda bulunanlar arasındadırlar.
Çalışmanın ortak yazarı ve Louisiana’daki Baton Rouge’daki ARS Bal Arısı Yetiştiriciliği, Genetik ve Fizyoloji Araştırma Laboratuvarı ile moleküler biyolog olan Michael Simone-Finstrom;”Varroa akarları bal arısı kayıplarının bir numaralı nedenidir, ancak varroa akarlarının arıları fiziksel olarak zayıflatmanın yanı sıra virüsleri arılara da bulaştırdığını belirtmek önemlidir. Bal arısı kolonilerindeki virüsleri azaltabilirsek, bu ileriye doğru büyük bir adım olacaktır” diyor.

Deneyde araştırmacılar, arıların ve çoğu canlının hücrelerinde bulunan bir protein olan potasyum iyon kanallarını değiştirmek için pinasidil adı verilen bir bileşik kullandılar. Bu kanalların değiştirilmesi biraz daha fazla serbest radikal üretmektedir.
Makalenin ortak yazarı ve Nebraska-Lincoln Üniversitesi’nde entomoloji profesörü Troy Anderson; “Serbest radikaller genellikle hücre sağlığı için kötü olsa da bu çalışmada gördüğümüz gibi ılımlı miktarlarda terapötik olabilirler. Bu durumda, ek serbest radikaller bağışıklık sistemine yükselme sinyali verir, bu da arıların virüslerle savaşmasına yardımcı olur” diyor.
Bilim insanları ilacı bal arısı kolonilerine şekerli suya karıştırarak ve suyu gece bal tarağının üzerine gezdirerek uyguladılar. Arılar daha sonra şekerli suyu tüketip yavrularına beslediler. Gün boyunca arılar sürekli olarak kovandan dışarı doğru hareket ederler, bu nedenle onlara geceleri tedavi vermek, bundan yararlanacak arı sayısını en üst düzeye çıkarır.
Tedavi, arıları potansiyel olarak ölümcül altı bal arısı virüsünden korumuştu: İsrail akut felç virüsü, deforme olmuş kanat virüsleri A ve B, kara kraliçe hücre virüsü ve Sina Gölü virüsleri 1 ve 2. Araştırmacılar ayrıca pinasidilin, varroa akarlarıyla yoğun bir şekilde istila edilmiş kolonilerde daha fazla arının hayatta kalmasına yardımcı olduğunu gösterdi.
Araştırmacılar, pinasidilin ticari bal arısı kovanlarına uygulanmasının yalnızca bazı arıcılar için mümkün olabileceğini, ancak çalışmanın daha iyi çalışabilecek ve daha ucuza mal olabilecek diğer aktif bileşenleri belirlemeye kapı açtığını söylediler.
Swale,”Bu çalışmanın en büyük çıkarımlarından biri, potasyum iyon kanallarının bal arılarında ve muhtemelen diğer böceklerde bağışıklık sistemi işlevini iyileştirmek için bir hedef olabileceğidir. Peptit gibi bir molekül veya pinasidil ile aynı etkiye sahip ancak arıcılar için daha erişilebilir olan yeni bir teknoloji bulmak istiyoruz “diyor.

KaynakPhys.org
Önceki İçerikDüşüncelerimiz özel mülkümüz müdür?
Sonraki İçerikTürkiye’de neden felsefe ve toplumbilim geleneği yok?