Ana Sayfa Bilim Gündemi 1 Dakikalık nefesle yapılan Kovid testi, devrim niteliğinde

1 Dakikalık nefesle yapılan Kovid testi, devrim niteliğinde

Araştırmacılar, dışarı verilen havanın sadece birazını kullanarak bir dakika içinde COVID-19 virüsünü tespit eden yeni bir cihaz geliştirdiler. Cihaz, özellikle hastanelerde ve okullarda, konserler veya spor etkinlikleri gibi büyük ölçekli sosyal toplantılarda yapılması gerekli test süreçlerinde devrim yaratma potansiyeline sahip.

115
Araştırmacılar, COVİD virüsünü solunan nefesten tespit edebilen ve bir dakika içinde sonuç veren bir cihaz geliştirdiler.

Çoğu insan evde yapılan COVID testlerine, sözde hızlı antijen testlerine aşinadır. Ancak burun deliklerinizin içini temizlemenin ağrı ve hapşırmayla birlikte tahrişe neden olduğu, mukus kaplı çubuğu bir test solüsyonunda gezdirip bir test şeridi üzerine koyup doğru veya yanlış olabilecek bir sonuç için 15 veya 20 dakika beklemenin zorlukları da açıktır.
Şimdi, St. Louis’deki Washington Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, sadece iki nefes vererek COVID virüsünü test eden ve yaklaşık bir dakika içinde doğru bir sonuç sağlayan bir el cihazı geliştirdiler. Sonuç vermesi üç veya beş dakika süren bu cihaz, daha önce geliştirilmiş nefes analizi yapan COVID dedektörlerinde bir iyileştirmedir.
Çalışmanın yazarı Rajan Chakrabarty, “Bu testte, ev testinde olduğu gibi burundan sürüntü alınması ve sonuçlar için 15 dakika beklenmesi gerekmiyor. Kişi cihazdaki bir tüpe üflüyor ve elektrokimyasal bir biyosensör, virüsün orada olup olmadığını tespit ediyor. Sonuçlar yaklaşık bir dakika içinde elde edilebiliyor” diyor.
Araştırmacılar, başlangıçta fare beyinlerinde Alzheimer hastalığıyla ilişkili amiloid beta proteinini test etmek için oluşturulan bir biyosensörü yeniden tasarladılar ve amiloid betayı test eden antikoru, Covid-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsündeki bir proteini tanıyan lama antikorlarından türetilen bir nanobody (tek alanlı bir antikor, tek bir monomerik değişken antikor alanından oluşan bir antikor fragmanıdır. Tam bir antikor gibi, belirli bir antijene seçici olarak bağlanabilir) ile değiştirdiler.
İşlem aslında basitti. 3D baskılı bir toplama cihazına, kullanıcının içine üflediği bir pipet takılır. Kullanıcının nefesinden çıkan aerosoller, kullanıcının COVID pozitif olup olmadığını belirleyen bir makineye bağlı olan cihazın içindeki biyosensörde toplanır.
Araştırmacılar cihazı önce bir laboratuvarda üç COVID varyantı kullanarak test ettiler: WA1, Delta ve Omicron. Duyarlılığının SARS-Cov-2 için diğer elektrokimyasal algılama teknikleriyle karşılaştırılabilir olduğunu buldular. Daha sonra, altısı COVID-pozitif ve ikisi COVID-negatif olan sekiz hasta insan üzerinde test ettiler. Hastalara cihaza iki, dört ve sekiz kez üflettikten sonra, araştırmacılar cihazın doğru olduğunu, yanlış negatiflik vermediğini ve virüs tespiti için iki nefes vermenin yeterli olduğunu buldular.
Test başına 10 ABD dolarından daha düşük bir üretim maliyetiyle araştırmacılar, yeni cihazlarının yalnızca uygun maliyetli olmadığını, non-invaziv olduğunu ve kullanımının eğitimli personel gerektirmediğini söylüyorlar. Ayrıca, yeni COVID varyantları da dahil olmak üzere bir dizi solunum yolu patojenini tespit edecek şekilde de uyarlanabilir. Şu anda araştırmacılar, farklı özgün nanobodyler kullanarak birden fazla nefesteki virüsün eşzamanlı tespiti üzerinde çalışıyorlar.
Bu yeni cihaz, özellikle konserler veya spor oyunları gibi “süper yayıcı” etkinlikler olma riski taşıyan büyük toplantılarda testlerde devrim yaratma potansiyeline sahiptir. Evlerde uzun test sürecinden geçmek yerine, bu yeni nefes ölçer, girişte çok az veya hiç rahatsızlık vermeden ve büyük bir gönül rahatlığıyla hızla COVID testi yapabilecektir.
Çalışmanın yazarlarından John Cirrito, ” İnsanlar bir hastaneye, spor salonuna veya konsere girmek için sıradaysa, 15 dakikalık burun sürüntü testleri pratik değildir ve PCR testleri daha da uzun sürer. Artı, ev testleri yaklaşık %60 ila %70 oranında doğrudur ve birçok yanlış negatif sonuç üretirler. Bu cihaz, yüksek tanı doğruluğuna da sahip olacaktır” diyor.
İlk sonuçlar ümit verici olsa da, araştırmacılar daha geniş bir klinik çalışma yürüterek bunları doğrulamayı planlıyorlar.

KaynakNew Atlas
Önceki İçerikYaşadığımız olayları hatırlamak, beynimizi olayı yaşamaktan daha çok uyarıyor
Sonraki İçerikDünya’nın en yoğun Güneş ışını alan yeri Atacama Çölü