Ana Sayfa 234. Sayı Cüneyt Cebenoyan’ın İstimbotundan Yükselen Şarkılar

Cüneyt Cebenoyan’ın İstimbotundan Yükselen Şarkılar

60

Ogan Güner

Cüneyt’i (Cebenoyan) 3 Ağustos 2019’da, her kaza kadar “saçma” bir trafik kazasında kaybettik. Sinema tutkunuydu. Üç filmde oyunculuk yapmıştı ama onu daha çok Milliyet Sanat, Altyazı gibi dergilerdeki ve kuruluşundan itibaren BirGün’deki haftalık sinema yazılarıyla hatırlıyoruz. Başka nereden hatırlıyoruz? Roll ve Express dergilerindeki müzik ve politika yazılarından. Üzerine kalem oynattığı her konu onun için ayrılmaz bir bütündü. Sinemanın içindeki müziği ve politikayı, müziğin içindeki sinema ve politikayı ıskalamayan, okuyanı sürekli ters ayakta yakalamayı beceren bir kültür eleştirmeniydi.

Cüneyt’in kişisel tarihini biraz bilenler ise onun “felaketlerle” çevrelenmiş olduğunu düşünür. 30 Ağustos 1994’te, The Marmara Oteli’ndeki Opera Pastanesi bombalamasında Onat Kutlar ile beraber ablası Yasemin Cebenoyan’ı kaybetmiştir. Bundan kısa süre sonra, 1999 depreminde küçük oğulları Ali’yi ve annesiyle babasını yitirmiştir. Uzaktan bakıldığında “trajik bir figür” gibi görünür Cüneyt. Etrafımızda trajik figürler görmeyi severiz. Başımıza gelmeyen trajedilere şükretmemizi sağlar bu durum ama o kişiyi gözümüzde trajedileriyle dondurur, taşlaştırır ve dışına çıkmasını pek de istemediğimiz bir çerçeveye oturtur.

Cüneyt’i şahsen tanıyanlar ise onu her seferinde bu çerçeveyle inatlaşan, dışına çıkan, pes etmeyen bir insan ve pes etmeyen bir dost olarak bilirler. Cüneyt, yukarıdakilerin hepsi ve hiçbiridir. Geçirdiği insani merhaleleri elbette en yakınındakiler bilir ama son 20 yılda onunla tesadüfi karşılaşmalar ve ayaküstü sohbetlerle yetinmiş biri olarak Cüneyt’i “dost” addederim. Bu uzun yıllar boyunca gerçekleştirdiğimiz birkaç hayati temas, benim için (kim bilir belki onun için de) her zaman çok değerli olacak.

Cüneyt’i kültür eleştirmenliğinin ötesinde bu topraklar için önemli kılan insani bir mücadelesi daha vardı. The Marmara bombalamasının faillerinin işledikleri cinayeti kabul etmesi ve özür dilemesi için yürüttüğü düzeyli, prensipli ve son kertede barışa hizmet eden bir mücadele. Kısaca özetleyelim: The Marmara bombalamasını önce İBDA-C üstlenir. Oysa eylemi yapan yakalandığında tüm eylemin PKK tarafından planlandığını itiraf eder. Dava sonuçlanmadan eylemci 9 yıl hapis yatar ve çıkar. Eylem PKK tarafından yapılmıştır ama İHD’nin arşivlerinde fail İBDA-C olarak kalmaya devam eder. Cüneyt, kimi zaman Toplumsal Bellek Platformu üyesi olarak, ama çoğu zaman bireysel çabalarıyla bu gerçeği gündemde tutar ve özür talep eder. Onun 25 yıla yayılan bu dirayetli duruşu ve ısrarı, kendini kayıtsız şartsız Kürt hareketiyle hizalamış camiayı çok rahatsız etmiştir. “Entelektüel mahallenin” abileri tarafından suçlamalara, hakaretlere, dolaylı ve doğrudan tehditlere maruz kalır. 2018 yılında T24’e verdiği bir röportajda şunu söyler:

“Katile katil demezseniz, mağdura da mağdur dememiş olursunuz. Eğer katili adını vererek lanetlemezseniz, katili koruyup kollamış olursunuz. PKK, hiçbir cinayetinde lanetlenmiyor benim ait olduğum çevre tarafından. (…) Kendimi ait hissetmek istediğim çevre, kurbandan çok katilin yanında yer alarak, bana kendimi değersiz hissettiriyor. Solun önemli bir kesimi aldıkları tavırla PKK kurbanlarına kendilerini nasıl çaresiz, nasıl yalnız, nasıl değersiz hissettirdiklerini zerre kadar düşünmüyor.”

Cüneyt, yüksek ama alabildiğine sakin bir sesle, gerçeklik karşısında susmanın suça ortak olmak anlamına geldiğini bıkmadan, usanmadan anlattı. Üstelik her tür iktidardan azade bir birey olarak yaptı bunu. Ölümünden sonra, “baş ağrısından kurtulmanın” rahatlığıyla derin bir oh çekenlerin çok olduğundan emin olabiliriz. Artık Cüneyt’in ortaya koyacağı kendi sözleri olmadığı için ‘90ların karanlık faili meçhul çağında tersten bir faili meçhul olarak kalmış durumda bu tartışma. Ama Cüneyt’in, hiç de kişisel olmayan bu kişisel mücadelesini yeri geldiğinde hatırlamak hepimize bir borç olarak kalmıştır.

***

Şimdi ise elimizde, ölümünden dört yıl sonra Cüneyt Cebenoyan’ın Erguvani İstimbot kitabını tutuyoruz. Ailesi ve dostları tarafından imece usulüyle hazırlanmış, 2014-2016 arasında Açık Radyo’da aynı isimle yayınlanan film sohbetleri programlarından derlenmiş bir kitap.

Erguvani İstimbot, arkadaş buluşmalarındaki sessiz film oyunlarından çıkıp yayılan, “şehir efsanesi” bir film ismi. Vakti zamanında Altyazı dergisinin sinema sözlüğü çalışmasında Erguvani İstimbot maddesini yazmak Cüneyt’e düşer. O da kendisine yakışanı yapar ve bu hayali filmle ilgili hayali bir hikâye kaleme alır. Onun dilinin keyfini hatırlamak için kendisinden dinleyelim:

“Manaki Kardeşlerin yönettiği, Fuat Uzkınay’ın bestboy (elektrikçi çırağı) olarak görev aldığı sessiz sinema klasiği. Aynı zamanda Türkiye sinemasının ilk konulu uzun metraj filmidir. Rivayet edilir ki Boğaz kıyılarındaki ilk erguvan ağacının ilk çiçeğinin açtığı günün sabahında, sisler arasından bir istimbot (çatana) süzülerek Boğaz kıyılarından geçer, içinden bir kadın sesinden hüzünlü bir şarkı duyulurmuş. Kimileri erguvanların çiçek açmak için istimbotu beklediğini, istimbotun Boğaz’da görünmediği bir yıl erguvanların da açmadığını dedelerinden dinlediklerini söylermiş. Bu tuhaf olaydan etkilenen Manaki Kardeşler, babasının kendisini sevdiği gence vermemesi üzerine kendini bir erguvan ağacına asarak intihar eden bir genç kızın hikâyesini anlatan Erguvani İstimbot adlı filmi çekmişler. (…) Film ne yazık ki Fuat Uzkınay’ın sebebiyet verdiği elektrik kontağından çıkan yangında yanmış ve bugüne hiçbir izi kalmamış.”

Bu hayali filmi yanında taşıyan Cüneyt, radyo programına isim olarak seçer Erguvani İstimbot’u. Her hafta farklı bir konukla beraber farklı bir filmi konuşur, o filmle doğrudan veya ruhen ilişkili şarkılar çalar. Malta Şahini’nden Üçüncü Adam’a, Vesikalı Yârim’den Kabadayı’ya, Solaris’ten Çin Mahallesi’ne tam 75 filme uğruyor istimbot. Her programda çalan şarkıların listesi de bu keyifli sohbetlere eşlik ediyor. Her filmle birlikte, sinemanın ötesinde, sosyal ve siyasi sokaklara da dalıp çıktığımız derin ve samimi sohbetler dökülüyor sayfalardan.

Radyo programlarının önce elbirliğiyle deşifre edildiği, sonra kızı Elif ve Sıla Tanilli tarafından derlendiği bu 650 sayfalık kitabın tüm geliri “Cüneyt Cebenoyan Çocuk ve Sinema Buluşmaları”nda kullanılmak üzere Bütün Çocuklar Bizim Derneği’ne bağışlanmış. Ailesi ve dostları, dört yıl önce veda ettiğimiz Cüneyt için bir “tekrar merhaba” çıkarmışlar ortaya. Başucumuza koymak yaraşır.

Erguvani İstimbot, Cüneyt Cebenoyan, Editörler: Elif Cebenoyan, Sıla Tanilli, Doğan Kitap, 2023, 648 s.

Önceki İçerikBaşka Dünyalarda, Başka Ormanlarda
Sonraki İçerikÇevirmenin sorumluluğu