Ana Sayfa Bilim Gündemi Erken yaşta çocuk sahibi olmakla genç ölmek arasında genetik bir bağlantı tespit...

Erken yaşta çocuk sahibi olmakla genç ölmek arasında genetik bir bağlantı tespit edildi

298

Çeviren: Ebru Oktay

270.000’den fazla insanın genomu analizine göre genetik olarak erken yaşta çocuk sahibi olan kişilerin 76 yaşına kadar yaşama olasılıkları daha düşük görünüyor.

Neden yaşlandığımız en büyük evrimsel gizemlerden biridir. Doğal seçilim sürecine göre insanlar daha uzun yaşamak için avantajlı olan genleri aktarıp böylece üremek için daha fazla zamana sahip olmalıdırlar ancak bunu destekleyecek hiçbir kanıt bulunamamıştır. Nedene ilişkin önde gelen açıklamalardan biri; antagonistik pleiotropi olarak adlandırılan ve yaşamda erken üremeyi destekleyen genetik mutasyonların aynı zamanda daha kısa yaşam sürelerine de yol açabildiğidir.

Michigan Üniversitesi’nden Jianzhi Zhang, “Doğal seçilim üremeye büyük ölçüde önem verir. Dolayısıyla üreme için yararlı olan ancak daha sonra zararlı olabilecek mutasyonlar da aradan seçilebilir” diyor. Üreme ve yaşam süresi arasındaki genetik bağlantı üzerine bugüne kadarki en büyük çalışmayı yürüten Pekin Çin Tıp Bilimleri Akademisi’nden Zhan ve

Erping, antagonistik pleiotropi için daha ikna edici kanıtlar buldular. İkili, uzun vadeli bir sağlık araştırmasıyla elde edilen Birleşik Krallık Biobank’taki 276.406 kişiden alınan genomları analiz etti. Bu çalışmada seçilen katılımcıların tümü 1940 ile 1969 yılları arasında doğmuş Avrupalılardı.

Araştırmacılar her kişi için, erken yaşta daha iyi bir üreme sağlığıyla bağlantılı varyantlardan oluşan genetik karışımın bir değerlendirmesini hesaplayıp “poligenik puan” elde ettiler. Bir kişinin puanı ne kadar yüksekse, üreme yetisinin daha uzun sürme olasılığı da o kadar yüksek olarak bulundu. Ayrıca katılımcıların ve ebeveynlerinin yaşam süreleri ile ilgili veriler de toplandı.

Poligenik puanları yaşam süresi verileriyle karşılaştıran ikili, daha yüksek poligenik puanlara sahip kişilerin üreme sağlığı puanlarının yüksek, 76 yaşına kadar yaşama olasılığının ise daha düşük olduğunu tespit ettiler. Zhang, bu yaşı bir sınır olarak kullandığını özel bir nedeni olmadığını da vurguladı.

Ayrıca daha erken tarihte doğanlar 1969’a yakın doğanlara göre daha düşük bir poligenik puana sahip olma eğilimindeydi. Zhang, uzun ömür üzerindeki etkilerine rağmen üremeyi artıran özelliklerin hâlâ seçildiğini de ekliyor.

Bulgular antagonistik pleiotropi hipotezini güçlü bir şekilde destekliyor gibi görünüyor. Bir potansiyel mekanizma da, üreme özelliklerini artıran bazı gen varyantlarının yaşamın ilerleyen dönemlerinde hastalığa neden olabileceğidir. Örneğin rs12203592 olarak adlandırılan bu tür bir varyantın bazı kanserlerle bağlantısı olduğu ortaya çıkmıştır.

Ekip şimdi bu eğilimin devam edip etmediğini görmek için daha çeşitli popülasyonlardan daha fazla veri toplamayı hedefliyor. Zhang, “ Sonuçlarımız Afrikalı veya Asyalı insanlar için de geçerli mi henüz bilmiyoruz ama sanırım bu örüntüyü yakalayabileceğiz. Ayrıca tıbbi ilerlemelerle değiştirilebilen “daha uzun yaşam beklentisi” ve “ortalamada daha az çocuk sahibi olma” gibi etkenler de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu değişkenler son derece etkili olabilmektedir. Genetik değişiklikler çevresel faktörlerle karşılaştırıldığında çok daha az etki yapmaktadır ” diyor.

Birmingham Alabama Üniversitesi’nden Steven Austad: “ Bu göstergeler daha önce de laboratuvar hayvanlarında çokça tespit edilmişti. Ancak insanları da kapsayacak şekilde genişletmek genelin anlaşılması açısından önemlidir” diyor.

Kaynak:https://www.newscientist.com/article/2406998-having-children-earlier-in-life-is-genetically-linked-to-dying-younger/

Önceki İçerikHaluk Yurtsever’in kitabına bir ön-eleştiri: Çin yok sayılırsa…
Sonraki İçerikJet lag’ı önlemek için vücut iç saatinizi nasıl senkronize edebilirsiniz?