Ana sayfa 1. Sayı FORUM

FORUM

145
PAYLAŞ

Kolektif

Bilim ve Gelecek toplumsal bir platforma dönüşebilir

Ülkemizde bilim yaşamının gelişmesi doğrultusunda yıllardır gösterdiğiniz çabaları yakından izleyen biri olarak, yeni çalışma döneminizde de başarılı olacağınıza inanıyor, yeni girişiminiz dolayısıyla sizi ve çalışma arkadaşlarınızı yürekten kutluyorum.

Derginizin çıkış yazısında da ifade ettiğiniz, Türkiye’ deki sorunların çözümünde bilimi toplumsal bir güç olarak devreye sokma konusundaki kararlılığınızı, benim gibi daha birçok kişi de, heyecan verici bulacaktır. Bu duygularla, Bilim ve Gelecek için öngördüğünüz çerçeve ve hedefler konusundaki bazı düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

Bilim ve Gelecek, ilkeli ve tutarlı bir çizgi izlerse, Türkiye’ de eğitim ve bilim alanlarında çalışan binlerce kişinin gereksinim duyduğu ve dört gözle beklediği bir toplumsal platforma dönüşebilir. Böyle bir platformun oluşturulması, hem Türkiye’ deki bilimsel çalışmaların ve eğitimin gelişmesi açısından, hem de bundan uzun vadede büyük toplumsal yararlar sağlayacak olan kamuoyu ve özellikle yeni yetişen kuşaklar açısından büyük bir hizmet olacaktır.

Bilim ve Gelecek‘in kendisini, “bağımsız bir eğitim ve bilim platformu” olarak kabul ettirebilmesi, bilimdışı hiçbir kaygı gütmediğini, gerçek anlamda tarafsız olduğunu pratikte kanıtlamasıyla mümkün olacaktır. Böyle bir saygınlığa ulaşmak için, dergi, dar çerçeveli ve kısa vadeli siyasal kaygıları dışarıda tutmaya özellikle özen göstermelidir. İçinde bulunduğumuz koşullarda, toplumumuzu kasıp kavuran cehaletin giderilmesi doğrultusunda uzun vadeli projelere yönelmek, tıkanıklıkları saptayıp aşma konusunda girişimlerde bulunmak, bu amaçla çalışan kişi ve kurumlara destek olmak, başlı başına anlamlı bir yönelim olacaktır. Dergi, gündelik konularla uğraşmak yerine, yapısal (sosyolojik) sorunların kalıcı çözümünü hedeflemeli, bu amaçla, soğukkanlı ve uzun vadeli bir program izlemelidir. Yapısal sorunların çözümü için anlamlı adımlar atılırken, nasıl olsa, tipik olarak, çeşitli kılıklar altındaki kişisel/beylikçi/faşizan/imparatorlukçu yapılanmalarla karşılaşılacaktır. Bu tarz yapılanmalarla nesnel ve hukuki temellerde mücadele etmek, en anlamlı ve etkili siyasettir. Bu mücadelede en önemli müttefikiniz, eğitimciler, öğrenciler, bilim insanları, sivil toplum kuruluşları ve aydınlardır. Bazı “aydınımsı”lar, gerçek sorunların gerçek çözümüyle ilgilenmez, kişi ve kurumları toptan suçlayan, çözümü ise kendi iktidara gelişlerine erteleyen bir yaklaşım sergilerler. Bilim ve Gelecek, bu açmaza düşmemeli, olguları araştırmayı ilke edinmeli ve mevcut koşullarda somut olarak yapılabilecek ne varsa o konuda yol gösterici olmalıdır. Olumsuz örnekler eleştirilirken olumlu örnekler yok sayılmamalıdır. “Her şey siyasettir; o da biziz” anlayışına prim verilmemelidir. Derginin temel hedefi, kendi kendine düşünmeyi öğrenmiş, yakınmacı ve suçlamacı olmayan, bulunduğu yerde değişim yaratabilecek, bağımsız aydınların yetişmesine katkıda bulunmak olmalıdır.

Tek tek insanları ve dolayısıyla toplumu dönüştürebilecek olan tek araç eğitimdir. “Eğitimin yaşı olmaz”, ama ülkemizde “okul çağında” çok büyük bir nüfus vardır. Ülkenin geleceği, bu nüfusun neyi nasıl öğreneceğine bağlıdır. Bilim ve Gelecek, eğitim konularına büyük öncelik vermelidir. Ülkemizde eğitimin her düzeyinde “eğitimin eğitimi” konusunda büyük bir duyarsızlık, başıboşluk, cehalet hüküm sürmektedir. Dergi, ana-baba eğitiminden lisansüstü programların yapısına kadar eğitimin her düzlemi ve boyutunu mercek altına almalı, bu arada, üniversitelerde verilen eğitimin neye benzediğini, ne İşe yaradığını, akademik yaşamın sorunlarını irdelemeli, bütün bu alanlardaki somut sorunların giderilmesi konusunda yol gösterici olmalıdır. Bu konularda dergi doğrudan bir eğitim hizmeti vermeye yönelmelidir.

Türkiye’ de yapılan bilimin önünün açılması da derginin önemli bir misyonu olmalıdır. Dergi, bilim eğitiminin ve bilim yapmanın çeşitli sorunlarının kaynaklarını saptamalı ve somut sorunların çözümü için toplumsal bir baskı aracı olmayı hedeflemelidir. Bu amaca uygun olarak, MEB, YÖK, TÜBİTAK, TÜBA gibi kurumlardan bağımsız, ama onların misyonlarına ve sorunlarına duyarsız kalmayan bir yayın çizgisi tutturulmalıdır. Bu tür kurumların sorunlarına yaklaşılırken “Her şey siyasettir” anlayışı bırakılmalı, bu kurumların toplumsal katkılarının artırılması için etkili eleştiriler devreye sokulmalıdır.

Konulara slogan değerlerine göre değil, araştırma değerlerine göre önem verilmelidir. Ortaçağ, Aydınlanma, Kapitalizm, Yeni Dünya Düzeni, Batılılık, Uygarlık gibi konular, araştırma değeri değil de sadece slogan değeri taşıyorsa; dergi bu sloganlar çevresinde şekillenen söylemlerden uzak durmalıdır. Bu tür söylemler, gerçek sorunlara gerçek çözümler üretmeye çalışan insanlara hiçbir yarar sağlamaz. Ne de olsa, herhangi bir şeyin iyisi ve doğrusu, dünyanın herhangi bir yerinde, hatta herhangi bir tarihte bulunabilir. Madem çıkış yazınızda “dünya uygarlığı”ndan bahsediliyor, konulara “komplekssiz” olarak, üstünlük ve aşağılık duygularından arınmış şekilde yaklaşmak doğru olur. Bilim, genel sorunların toptan çözümüyle uğraşmaz. Bazen de bilim, sorun sanılan konuların “yok konu” olduğunu ortaya çıkarır. “Kompleksli” yaklaşımları, çağdaş havarilere, çeşit çeşit tarikat şeyhine, bilumum ideologa bırakmak yerinde olur.

Eğitim ve bilim yaşamının gelişimi açısından kritik önem taşıyan bazı konular öncelikle mercek altına alınmalıdır: a) Kütüphanelerin durumu ve eğitimde kütüphane kullanımı; b) Yüksek lisans ve doktora tezlerinin durumu; c) Yayın dünyasının ve okuryazarlığın durumu; ç) Piyasadaki birçok yazıya, bu arada bilimsel görünümlü yazılara da hakim olan keyfiliğin, okunamazlığın, standartsızlığın nasıl giderilebileceği; d) neredeyse bütün araştırma alanlarındaki kaynak ve veri eksikliği ve bunun nasıl giderilebileceği; e) Televizyonun eğitsel açıdan nasıl değerlendirilebileceği.

Süha Oğuzertem
Bilkent Ünv. Türk Edebiyatı Bölümü

Fen ve sosyal bilimler arasında köprü olsun

Tanımı gereği, bilimsel gelişmeleri halka aktarmak, “popülerleştirmek” gibi bir işlevi olan popüler bilim dergilerinin, özellikle 1960 sonrasında farklı yükümlülükleri olduğunu/olması gerektiğini düşünüyorum.

Bu dönemde bilim, aşırı uzmanlaşma ve metalaşma sürecine girmiştir ve bu ikisi arasında net bir diyalektik bağlantı vardır. Charles Snow’ un 19 59′ da yazdığı İki Kültür’ de işaret ettiği, bilim ve sanatın birbirinden kopuşu, bugün özellikle fen bilimleri ve sosyal bilimlerin birbirinden kopuşuna benzemektedir. İşte tam bu noktanın popüler bilim dergilerinin kulvarı olduğunu düşünüyor; Bilim ve Gelecek‘ten sadece bilim insanlarıyla toplum arasında köprü olmasını değil, fen ve sosyal bilimler arasında da köprü olmasını bekliyorum.

Diğer bir beklentim de, üniversite sorunlarının tartışıldığı bir platform olması. Bilimin üretildiği/üretilmesi gerektiği yer olan üniversitelerdeki kan kaybı, hatta varlık nedenini yitirme tehlikesi altında olması, artık düşünen herkesin gördüğü bir gerçek. Bilim ve Gelecek‘te sadece bu sorunun tartışılmakla kalmamasını, her sayısının belirli bir bölümünün bu konuya ayrılması gerektiğini düşünüyorum.

Prof. Dr. İzge Günal
Dokuz Eylül Ünv. Tıp Fakültesi

Soluk alma ortamı

Kültür dünyası da son 50 yılda sermayeye teslim oldu. Artık hiçbir birkaç kişi bir araya gelip kendi görüşünü yansıtan bir kültür dergisi çıkarmıyor, çıkaramıyor. Yasağı yok!.. Ama buna kalkışanlar ya kendi olanakları ile okuyucuya ulaşacaklar ya da yığın yığın ellerinde depolayacaklar. Kuralları sermaye koyuyor. Fiyatlar ona göre düzenleniyor, yazılar ona göre seçiliyor, dergiler ona göre biçimleniyor. Bu kuralı tek sözcükle anlatmak gerekirse “kâr”!.. Gerçek amaç, en yüksek kârı sağlamak. Bunun İçin albenisi güçlü lüks kâğıtlar kullanılmalı, renkli parlak fotoğraflar basılmalı, derginin cildi en kalitelisinden olmalı … Yazılar? Zaman yitirmeye neden olsun da ne olursa olsun… Bir işe yararmış yaramazmış, bir şeyi anlatırmış anlatmazmış; bu önemli değil… Sermayenin dünyasında, yaşamı, ölümün bekleme odasında yaşamıyor muyuz! .. Öyleyse neden “dergi” dediğin, bu bekleme odasında zaman yitirmek için olmasın? Tüket! Sürekli tüket! Ve yalnızca tüket! Geleceğin dünyası için bir şey üretmen gerekmiyor. İyi ki insan bedeninin içgüdüleri var da daha geriye düşemiyoruz. Denetim altında da olsa henüz üremeyi becerebiliyoruz. Tek hücreli amibin yaşam amacı da aynı!

İşte Bilim ve Gelecek bu yapıya karşı duranların dergisi … Bekleme odalarına girmek istemeyenlerin dergisi… Yaşamı “insan” olarak yaşamak isteyenlerin dergisi. Geleceğin, umudun, “insan”ın dergisi… Soluk alma ortamı. Bilim ve Gelecek herkese ulaşmaya çalışacak. Ama temel olan, “insan olan”ın Bilim ve Gelecek’i çekiştire çekiştire bulması, çekiştire çekiştire yönlendirmesi, yönetmesidir. İnsan olanın evreni, “Bilim”dir, “Gelecek”tir.

Ya bekleme odalarında parlak kâğıtlara basılmış, parlak fotoğraflara bakanlar? Hitler efendiye terk edemeyecek denli önemsediğimiz Friedrich Nietzsche’nin 100 yıl önce söylediği gibi: Bırakınız mahvolsunlar! İşimiz geri kalanlarla…

Ömer Tuncer
Araştırmacı, yazar

İnsanlığın umut veren yüzünü göstereceğiz

Kolay gelsin hepimize. En zoru başlamaktır. Sonrası gelir. Ahmet Haşim’in çok sevdiğim bir sözü vardır: “Yerinde sayanlar yürüyenlerden daha çok gürültü çıkarır”. Siz kararlı bir şekilde yürüyorsunuz.

Bu dergi Türkiye halkını bilgilendirecek ve bu bilgi onu daha güçlü ve özgür kılacak. Ona uygarlık tarihinin binlerce yıllık imbiğinden damıtılmış bilgileri aktaracak. Onun bilincini ve bedenini sömürüden kurtaracak, daha mutlu ve sağlıklı olmasını sağlayacak. Ona insanın ve evrenin güzel ve umutlu yüzünü gösterecek. Hem de bu iş Mustafa Kemal’in, “Halka efendilik taslamak yok, ona hizmet etmek var; ona hizmet eden onun efendisi olur” sözlerindeki gibi yapılacak.

Bizleri devrimci yapan niteliklerimizle halka hizmet edeceğiz. Bilinç sahibi, yürek sahibi, vicdan sahibi insanlar olarak. Yolunuz açık ve aydınlık ola…

Prof. Dr. Haluk Ertan
İÜ Fen Fakültesi

Akademik bilgiyi, halkın dünyasına indirmeli

Yeni dergimizden söylenmeyenleri söylemesini istiyoruz. Yeni kavramlar, yeni fikirler, sentez ve analizler bekliyoruz. Hümanizmden aldığı güçle ülkemizde bilim kültürünün oluşmasına önemli katkılar yapmasını bekliyoruz. Özellikle arkeoloji ve doğa bilimlerinde ülkemizdeki keşifleri takip etmesini, bu konudaki boşluğu doldurmasını istiyoruz. Bilginin doğumuna ebelik eden Sokrates gibi, dergimizin de akademik bilginin halka inmesine ebelik etmesini, bilginin akademik evrenden toplum evrenine geçişini sağlamasını istiyoruz. Master, doktora gibi akademik çalışmaları eleştirel olarak ele almasını, bilinen şeyleri tekrarlayan, yeni fikir üretmeyen çalışmalar ile bu çalışmalara geçer not veren bilim kurullarını deşifre etmesini istiyoruz.

Fikir üreten, bilime gönül veren, ancak bu nitelikleri anlaşılamayan, anlaşılmak istenmeyen Anadolu evlatlarını dergimizin bulup ortaya çıkarmasını istiyoruz. Çok şey istiyoruz dergimizden; boyundan büyük laf etmesini, üzerine vazife olmayan işlere karışmasını, dünyanın bütün çiçeklerini getirmesini; açlara aş, hastalara şifa, dertlilere deva olmasını, hatta gerektiğinde vatanı kurtarmasını istiyoruz. Çünkü bu oluşuma gönül veren bizler bütün bunları yapabileceğimize inanıyoruz.

Hasan Torlak
Turizm Müfettişi

Geleceğimize bilim yön verecek

Derginin adı çok şey ifade ediyor bence. Bilimin geleceği ya da bilim ilerledikçe geleceğimiz nasıl olacak gibi sorulara yanıt aranacak bu dergide.

Ben Bilim ve Gelecek‘ten ne umuyorum? Tabii ki isminden esinlendiğim gibi, çeşitli bilim dallarında uzmanlaşmış kişilerin, bilim insanlarının farklı bakış açılarının yansıtılacağı özgün makaleler bekliyoruz. Örneğin bana cazip gelen konular arkeoloji, tıptaki yeni gelişmeler ve Antik Çağ tarihi. Bence özellikle seçilmiş edebiyat parçalarını da dergide bulmak iyi olurdu. Geçmişe ve geleceğe ışık tutacak bilim felsefesi üzerine makaleler de beklentimiz içinde…

Gülseren Ülken
Yayıncı

Bilim ve Gelecek ileriye bakmalı

Bütün değerlerin birtakım örgüt ve oluşumların “çıkar”ına bağımlı duruma geldiği günümüzde, bilim ve insan ölçütlerine titizlikle uyan bir dergi ve yayın kurumu oluşturma yolunda atılacak adımlara büyük bir gereksinim olduğunu duyumsayan biri olarak, sizlere başarılar diliyorum. Bilim ve Gelecek‘in yüzyılımız boyunca bu çizgisini koruyarak yaşamasını diliyorum.

“Müspet” bilime ve gerçek bilimsel yönteme ağırlık vererek, gereksiz ve yüzeysel tartışmalardan olabildiğince uzak durmaya çalışarak, dergiyi tam lâyık olduğu zemine oturtmak önemli bir hedeftir.

Derginin bilimsel tutumunun ve yönteminin iyi ve titiz bir biçimde kotarılması gerektiğini düşünüyorum. Dergi soyut bilimsel bir İçerikle mi çıkacak, yoksa güncel ve ileriye bakışlı bir tutumu mu olacak? Basit siyasal doğrular mı yol gösterecek, yoksa incelemeye ve deneylere dayanan, bilimsel bir yöntemle oluşturulmuş yazılar mı yer alacak? Çıkış yazınızda bu konuda umut verici satırlar var. Bunların vurgulanmasını, bunun yanı sıra benimsenmesini diliyorum.

Bilim ve Gelecek‘in kadro çekirdeğini oluşturan genç arkadaşların inceleme, çözümleme, eleştirme ve öneride bulunabilme yeteneğine sahip olan donanımlı, genç arkadaşlar oldukları sonucuna varıyorum. Bu bana ilerisi için büyük mutluluk vermekte… Onların katkısıyla derginin kısa zamanda gerekli yerini alacağına inanıyorum.

Ayrıca, yaptıkları işin, en az devrimci parti etkinliği kadar güncel, onun kadar ciddi, önemli ve geleceğe yönelik bir uğraş olduğunu; her geçen gün kendilerini bu alanda daha iyi yetiştireceklerini umuyorum.

M. Halim Spatar
Araştırmacı, yazar

Yeni dergimize kavuştuk

Ender Helvacıoğlu’nun ve ekibinin başında bulunduğu önceki derginin kendi başına yayın hayatına başladığı, rüştünü ispatladığı sayıdan itibaren sürekli okuyucusu oldum. Ancak, uzun yıllar sürdürdüğüm bu birlikteliğimi, gördüğüm lüzum üzerine derginin Aralık 2003 sayısında sona erdirdim.

Bir arkadaşımdan yeni dergimiz Bilim ve Gelecek‘in Mart ayında yayın hayatına başlayacağı müjdesini aldığımda, inanın dünyalar benim oldu. Hemen derginin birinci abonesi oldum. Diğer dergi aboneleri ya da yeni abone olacakların, bu tutkumu hoş karşılamalarını diliyorum. Dahası, dergi yönetimine Çivril’in dergi temsilcisi olmayı önerdim. Çevremizde derginin gözü kulağı olacağım. Dilim döndüğünce, halktan biri olarak dergiye yazılar yazmaya istekliyim. Bu ilk sayımızda, çok fazla yer kaplamak istemiyorum. Yeni derginin gün yüzüne özgürce çıkışının sevincini sizlerle paylaşmak isteyeceklere yer açmalıyım diye düşünüyorum.

Dergimizin çizgisinde en önemli vurgunun, geniş cepheciliğin hep önde tutularak, halkın çıkarlarının gözetilmesi olacağını düşünüyorum. Sınıfsal çelişkileri görmezden gelip, dünü unutan, ilkesiz birleşmeleri kendilerine uygun görenlerin bu geniş cepheciliğe duydukları karşı duruşun aksine yeni dergimiz, geniş bir cepheden bakış açısını ülkemizdeki bilimsel gelişmenin halka bakan yönünü önde tutarak, hiçbir ödün vermeden sürdürmelidir. Halkın bilimi öğrenme isteğini ve bilgi toplumu olmanın zorunluluğunu her zaman hissetmeli ve aktarmalıdır. Dün olduğu gibi bugün de bilim insanları ile halk arasında aracısız, yansız, hoşgörüyü önde tutan bir köprü olacağına inanıyorum. Bu çabasını yurtseverce sürdürecektir. Dayatmalardan, bilimi yanlı bir biçimde kullanmaktan dün olduğu gibi bugün de uzak durmalıdır. Kolektif çalışma isteği her zaman önde olmalıdır.

Sizler, bilimin özgür bayrağını yine dalgalandıracaksınız. Bilesiniz ki bu çabanızda yalnız değilsiniz. Anadolu’nun içlerinde bu sesi duyan, içinde hisseden, bilim tutkunu, ülkesine sevdalı binlerce insan var.

Mümtaz Başkaya
Öğretmen

Gerçeğe ulaşmanın aracı olmalı

Bilim ve Gelecek, bilime bir ideolojik araç rolü biçmemeli, onu gerçeğe ulaşmanın en temel yolu olarak hak ettiği konuma yükseltmeye çabalamalıdır. Çünkü insanlığın daha iyi bir gelecek için yalnız gerçeğe ihtiyacı var. Bu aynı zamanda, hâkim sınıfın bilinçlerde yarattığı yanılsamayla mücadele etmenin en önemli yoludur da.

İnsanlığın önündeki büyük sorunlarla baş etmek noktasında aydına düşen görev bence budur ve aydın için bir ahlaki sorundur aynı zamanda.

Osman Altun
Öğrenci