Ana sayfa 96. Sayı Hangi fiyata nasıl bir nükleer santral?

Hangi fiyata nasıl bir nükleer santral?

33
PAYLAŞ

Yüksel Atakan

Türkiye’de nükleer santral yaptırılması, zaman zaman Başbakan’ın ve Enerji Bakanı’nın açıklamalarına göre kesinleşmiş görünüyor. Rus şirketi örneğinde olduğu gibi, artık ihaleye çıkılmadan uygun görülen şirkete yapım izni veriliyor. Sanki yabancı bir otomobil şirketi gelsin, otomobil fabrikası kursun, otomobil yapsın, satsın; Rus, Kore ya da Japon şirketi de gelsin, nükleer santral kursun, işletsin, elektrik satsın deniyor gibi. Bütçeden bir para ayrılmayacağı için finansman sorunu olmayacak. Santral personelinin de, şirketin kendi ülkesinde yetiştirilip getirileceği söyleniyor. Diğer sistem, alet ve aygıtlar da Türkiye’den çok dışardan getirilebilir. Ama nükleer bir santralda, sonuçları bir otomobil fabrikasındakiyle karşılaştırılamayacak olan bir olası kazada yayılacak radyoaktivite sonucu etkilenen çevre ve insanlar bizim insanlarımız olacak. Başbakan, güvenliği en yüksek nükleer santral yaptıracağını TV’den birkaç kez halka duyururken, bu nitelikteki 3. kuşak bir nükleer santralın yapımı için gerekecek 5-7 milyar Avro yatırımı ilgili şirketlerin göze alamayacaklarını sanırız kendisine kimse söylememiş olmalı. Yabancıların yapıp işleteceği, halka satılacak elektrik gelirinden santralın sonradan finanse edileceği, ancak hükümetin, halkı koruyarak, elektriğin kiloWattsaat (kWsaat) fiyatına sınırlama getireceği de düşünülürse, ilgili şirketin nükleer santralı, bu koşullar altında, nasıl olup da en yüksek güvenlikte yapabileceğinin açıklanması gerekir. Ancak bu, kuşkusuz sözle değil, santralın teknolojik özellikleriyle, fiyat karşılaştırmalarıyla ve IAEA gibi uzman kurumların raporlarıyla.

Yüksek güvenlikte bir nükleer santral kaça çıkar?
Nükleer santralların ortalama birim maliyeti, üretilecek elektriksel birim güç başına ya da megawatt (MW) başına harcanan para olarak hesaplanıyor. Bu birim maliyet, çeşitli nükleer santral tekliflerinin kabaca karşılaştırılmasına yarayabiliyor. Bu çeşit bir hesaplama ve karşılaştırma, güvenliği yüksek bir santralın seçiminde bir ölçüt olabilir mi? Bu yazımızda bunu birkaç örnekle irdelemeye ve bunları etkileyen değişkenleri açıklamaya çalışacağız.

Akkuyu’da kurulması planlanan Rus santralları (4 adet x 1200 MW’lık reaktör) için ilgili Rus şirketinin 20 milyar usd yatırım yapacağı medyada yer aldı. Buna göre 1 reaktörlü 1 santral için: 4,17 milyon usd / MW

Kore şirketinin Birleşik Arap Emirliği’ne yaptığı teklif: 4 adet x 1400 için: 20 milyar usd.

Buna göre 1 reaktör (1 santral) için: 3,6 milyon usd/ MW

Finlandiya’da yapılmakta olan 3. kuşak 1700 MW’lık bir nükleer santral için Areva şirketiyle yapılan sabit fiyat sözleşmesi başlangıçta (2005) 3,2 milyar Avro iken, bugün Finlandiya yetkili kurumunun istediği radyasyondan korunmakla ilgili ek güvenlik önlemlerini karşılayabilmek için toplam fiyatın 5 ile 7 milyar Avro arasında olacağı kestiriliyor.

Modern bir santralın 6 milyar Avro’ya (=15 Milyar TL kadar) mal olacağını varsayarsak zamanla artacak fiyatlarla 3. kuşak 1200 MW’lık bir nükleer santralın ileride 15 milyar TL’e mal olacağı düşünülerek, şirketin bu parayı geri alabilmesi için üretilecek elektriğin kWsaat fiyatı 15 yıllık amortisman süresi boyunca kabaca: 15 Milyar TL / (1200 MW x 1000 kW/MW x 8760 saat/yıl x 0,75 verim x 15 yıl)= 13 kuruş/kWsaat olacaktır. Santralın yapımı için alınacak krediye her yıl ödenecek faiz, santralın işletme giderleri, sistemlerin bakımı ve onarımının da elektriğin kWsaat fiyatına katkısı, şirketin kârı da, yukarda kabaca hesaplanan kWsaat fiyatın 2-3 katını aşabilir. Şirket, kuşkusuz Finlandiya örneğinde olduğu gibi, yapım süresince her yıl parasını alarak santralı yapabilir. Ancak ‘yap işlet’ modelinde şirketin, her yıl kabaca 1 milyarlık dövizi finanse ettirmesi ve aldığı krediyi en az 6 yıl boyunca gitgide artan faiz tutarlarıyla geri ödemesi gerekeceğinden kâr edebilmesi için ya daha az güvenlikte, daha ucuza belki 3. sınıf bir santral yapacak ya da ileride üreteceği elektriği çok yüksek fiyatla satmak isteyecektir. Buna ise ilgili hükümet ve halk karşı çıkacağından elektriğin kWsaat satış fiyatı sınırlamasını daha başlangıçta kabul etmek zorunda kalacağından tek seçeneği ucuza, güvenliği daha az bir nükleer santral yapmak olacaktır.

Bir nükleer santralın yapımı 5 ile 10 yıl arasında sürebiliyor. Başlangıçtaki şartnameye göre hazırlanan sözleşmedeki fiyat, bir dizi değişken ve bunlarla ilgili belirsizlikler nedeniyle sonunda çok farklı olabiliyor. Bunlar neler? Örneğin, farklı şirketlerin yaptıkları ya da yapacakları santralların benzer sistemlerindeki reaktör kazanı, buhar üreteçleri, soğutma suyu ana pompaları, boru hatları, havalandırma sistemleri ve diğer yüzlerce malzeme için hangi norm (DIN, KTA, USA normu ya da başkası) kullanılacak? Kaç adet yedek ana soğutma suyu pompası projede yer alıyor? 1, 2 ya da 3 adet mi? Büyük bir kaza durumunda ergiyen yakıt maddesinin reaktör kazanının dibini delip çevreye yayılmasını önleyecek ‘yakıt tutma çanağı’ öngörülen santralda var mı? Tüm bu örneklerdeki gibi daha birçok değişkene göre fiyat değişebiliyor. Ayrıca, santralların uzun yapım süresi boyunca bilim ve teknolojideki gelişmelere paralel olarak denetleyici kurumlardan yeni yaptırımlar geldiğinde fiyat artıyor. Örneğin, reaktör kazanında kullanılacak çeliğin saflığı ya da içindeki eser elementlerin miktarı yeni bir norma göre değişince, kazan yapımının fiyatı da değişiyor.

Bunlar göz önüne alındığında, yukarıda verilen birim maliyetlerin, şartnamelerde büyük farklılık varsa, bir anlamı olmayacağı açık. Ayrıca personel giderleri, nükleer atıklarla ilgili depo yerlerinin yapımı ve işletme giderlerinin şartnamede bulunup bulunmamasına göre de fiyatlar arasında farklılık olacaktır.

Bu nedenlerle, bir nükleer santralın gerçek fiyatı ancak işletmeye açıldıktan sonra kestirilebilir. Yeni nükleer santralların, sürekli gelişen güvenlik önlemlerinin yetkililerce istenmesi sonucu, eskilerine göre iki kat daha pahalı olmaları bekleniyor.

Sonuç olarak, Türkiye’de yüksek güvenlikte tek reaktörlü bir nükleer santral için en azından 6 milyar Avro (= 7,8 milyar usd=15 milyar TL) ve Akkuyu’da planlanan 4 reaktörlü santral için ise kabaca 30 milyar usd kadar bir para ayrılabilirse 3. kuşak modern bir nükleer santral kurulabilir. Bunu ise, yukarıda açıklanan örnekte olduğu gibi, yabancı şirketlerin göze alamayacakları açıktır. Radyoaktif atıklarla ilgili depo yerlerinin yapımıyla, kullanılmış uranyum (plütonyumlu) yakıt elemanlarının yabancı ülkelere güvenlik önlemleri alınarak gönderilme ve arıtılma giderleri de eklendiğinde yukarıdaki fiyat daha da artacaktır.

Bu nedenlerle, Türkiye’de eğer güvenliği en yüksek düzeyde bir nükleer santral yaptırılacağı söyleniyorsa, bizce tek çıkar yol, Finlandiya’nın yaptığı gibi, devlet bütçesinden gerekli paranın ayrılması ve ihale yoluyla uluslararası standartlarda ve TÜV gibi kurumların denetiminde 3. kuşak modern bir santralın yaptırılmasıdır. Ancak böylelikle ileride olabilecek kazalardan halkın korunması bugünden sağlanabilecektir.