Ana sayfa 117. Sayı Türkiye’de adalet var mı?

Türkiye’de adalet var mı?

Forum

189
PAYLAŞ

Burak Demirci

Bu soruyu sorarken derginizin Ekim sayısını aldık. Öncelikle teşekkür ediyoruz, emeğinize sağlık. Kapak konusu olarak “AKP Davaları ve Türkiye’de Hukuk” konusunu ele almışsınız. Soruyorsunuz, Türkiye’de hukuk var mı, ya da nasıl bir hukuk var?

Sorduğumuz soruların özünde örtüşmesi, bizi kendi vardığımız sonuçları sizinle paylaşmaya itti. Yılın sonuna doğru Silivri’de avukatlarımızın davası görülecek. Onların dosyası üzerinden aradık biz de Türkiye’deki adaleti, ya da adaletsizliği. Biliyorsunuz Türkiye’de hukuk en çok devrimciler yargılanırken yeni şekillere bürünür. İç savaşa, yani halka karşı savaşa uygun hale getirilir. Ve sanırız bu “hukuka” karşı ömrünü adamış avukatlar mevzu bahis olduğunda “Türkiye’de Hukuk”un sınırları epeyce zorlanacak! Bu nedenlerle hem dosya hem de bu dava süreci sahiplenmeli diyoruz.

Ve soruyoruz: Türkiye’de adalet var mı? Biz, yok diyoruz. Biz kim miyiz? Avukatları tutuklu müvekkilleriz, avukatlarıyla aynı tecrit hücrelerini paylaşan tutsaklarız, gerekirse avukatlarımıza avukatlık yaparız diyenleriz. İşte yapıyoruz ve diyoruz ki, Türkiye’de adalet yok! Kanıtları avukatlarımızın dosyasında bulduk.

İşte o kanıtlar:

1) Tutsaklara işkence yapılmak suç sayılmıyor, işkenceciler yargılanamıyor, tutuklanmıyor. Ancak işkence görenlerin avukatlığını yapmak, tecrit altındaki tutsaklara hukuki destek sunmak Türkiye’de suç sayılıyor. Avukatlarımız işte bu yüzden yargılanıyor.

2) Hasta tutsakları, varolan yasaları dahi uygulamayarak tecrit hücrelerinde ölüme terk etmek suç sayılmıyor. İki bini aşkın hasta tutsağın hapishanelerde katledilmesi nedeniyle kimse tutuklanmıyor. Ancak hasta tutsak Güler Zere’nin özgürlüğünü istemek, hasta tutsaklarla ilgili belgesel yapmak Türkiye’de suç sayılıyor. Avukatlarımız işte bu yüzden tutuklanıyor.

3) Sokak ortasında, karakollarda insanları kurşunlamak, dur ihtarına uymadı diyerek katliamlar yapmak suç sayılmıyor. Festus Okey’i, Ferhat Gerçek’i kurşunlayan polisler tutuklanmıyor. Ancak onların avukatlığını yapmak Türkiye’de suç sayılıyor. Avukatlarımız işte bu yüzden tutuklanıyor.

4) Karakollarda 65 yaşındaki kadınları “arama” adı altında çırılçıplak soymak, küfretmek, taciz etmek, tecavüz etmek suç sayılmıyor. İşkence yapanlar, on binlerce insanı dayaktan geçirenler, karanlık sokaklarda kafa kıranlar, palalarla insanların üzerine saldıranlar, bunlara müsaade edenler tutuklanmıyor. Ancak karakolda müvekkiline haklarını hatırlatmak, “susma hakkın var” demek Türkiye’de suç sayılıyor. Avukatlarımız işte bu yüzden tutuklanıyor.

5) 28 tutsağı katletmek, insanları hapishanelerde diri diri yakmak, işkencelerden geçirmek, zorla müdahale edip sakat bırakmak, ölüm orucunda 122 insanın ölümüne neden olmak suç sayılmıyor. “Tufan” operasyonlarının sorumluları ortaya çıkmış olmalarına rağmen tutuklanmıyor. Ancak diri diri yakılanların avukatlığını yapmak Türkiye’de suç sayılıyor. Avukatlarımız işte bu yüzden tutuklanıyor.

6) Devrimcileri, yurtseverleri kaçırıp kaybetmek, karanlık kör kuyulara, binaların temellerine, asit çukurlarına atmak, anaları bir mezardan dahi mahrum bırakmak suç sayılmıyor. Kayıpların sorumluları suçlarını itiraf etmelerine rağmen tutuklanmıyor. Ancak kayıp yakınlarının avukatlığını yapmak, toplu mezarların açılması için mücadele etmek Türkiye’de suç sayılıyor. Avukatlarımız işte bu yüzden tutuklanıyor.

7) 6 milyon gecekondunun yıkılacağını, halkın kent merkezlerinden sürüleceğini evlerine el konulacağını, milyonlarca insanın sokağa atılacağını ilan etmek suç sayılmıyor. Yoksul halkın evlerini dozerlerle yılanlar ve yıktıranlar, buna direnen halka gazla, copla, tomalarla saldıranlar tutuklanmıyor. Ancak yıkımlara karşı çıkmak, yoksul halka haklarını öğretmek Türkiye’de suç sayılıyor. Avukatlarımız işte bu yüzden tutuklanıyor.

8) Milyonlarca işçiyi kölece çalıştırmak, keyfine göre işten atmak suç sayılmıyor. İşçileri ailesiyle beraber açlığa, yoksulluğa terk edenler, yılda bin işçinin ölümünden sorumlu olanlar tutuklanmıyor. Ancak işçilere haklarını öğretmek, işe dönebilmeleri için hukuki destek sunmak Türkiye’de suç sayılıyor. Avukatlarımız işte bu yüzden tutuklanıyor.

Bu dosya üzerinde bile kanıtları daha da çoğaltabiliriz. Sözün özü, Türkiye’de adalet yoktur. Dahası adaletin mahkeme salonlarından gelmeyeceğini de çok net olarak anlamış durumdayız. Gerçek adalet için duyarlı herkesi adalet mücadelesine çağırıyoruz.

Avukatlarımızın mahkemesi 24, 25, 26 Aralık 2013 tarihlerinde Silivri’de görülecek. Gerçek adalet için orada olalım.

İşkence görenler olarak, yakınları kurşunlananlar olarak, hapishanede yakınlar katledilenler olarak, karakollarda işkence görenler, taciz edilenler, gecekondusu yıkılanlar olarak, gecekondusu yıkılacak olanlar olarak, işsiz kalan işçiler olarak, kayıp yakınları olarak. Kısaca, adalet arayan halk olarak halkın avukatlarına sahip çıkalım.

Emekleriniz için şimdiden teşekkürler, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.