Ana sayfa 124. Sayı Büyük Patlama’dan kalan kütleçekim dalgalarını gözlediğimiz yanlış mı?

Büyük Patlama’dan kalan kütleçekim dalgalarını gözlediğimiz yanlış mı?

69
PAYLAŞ

Çeviren: Ertan Sinan Şahin

BICEP2’nin yayımladığı kozmik enflasyon dönemiyle alakalı sonuçların geçersiz olabileceğine ilişkin söylentiler dönüyor. Bu söylentiler, Dan Falkowski’nin kendi internet sayfası Resonaances’de yazdıkları üzerine başladı. Falkowski BICEP2’nin gözlemsel verilerinin yanlış yorumlandığını ve ortaya çıkan sonucunsa geçersiz olabileceğini ya da hiç değilse şüpheli olduğunu iddia ediyor. Bu iddianın Nature gibi ünlü internet sitelerinde yayımlanmasının ardından sıcak tartışmalar başlamış oldu.

Peki neler oluyor?

Kısaca hatırlatalım. Bilim ve Gelecek’in 121. sayısında konuya ilişkin bir haber yayınlamıştık. Fizikçiler daha öncesinde teorik olarak öngördükleri, evrenin ilk anlarına ait kütle çekim dalgalarının etkisiyle oluşan B-mod polarizasyonunu gözlemlemeyi başardılar ve bu başarıyı kamuoyuyla paylaştılar. Yapılan bu gözlem, büyük patlamanın hemen ardından oldukça kısa bir sürede olanları açıklayan enflasyon (şişme, genişleme) teorisinin doğrudan bir kanıtı olarak görülebilir. Çünkü bu dalgaların oluşturduğu etki, kozmik ardalan ışımasının üzerinde doğrudan gözlemlenebiliyor.

Bahsi geçen B-mod polarizasyonun tespit edilmesi çok zor bir iş. Oldukça zayıf bir sinyal olduğu için gözlem sonucunda elde edilen verilerin ciddi filtrelemelerden geçmesi gerekiyor. Ayrıca B-mod polarizasyonuna benzeyen bütün kaynakların göz önünde bulundurulması gerekiyor, aksi halde ciddi hatalarla karşılaşılabilir.

Görselde, BİCEP2 bölgesiyle galaktik radyo düğümleri gösteriliyor. (Philipp Mertsch)

Elde edilen gözlem verileriyle ilgili yapılan bu filtreleme çalışması bu işin en önemli yerinde duruyor. Kozmik ardalan ışıması gökyüzünde gözlemleyebildiğimiz en uzak ışık. Bütün galaksiler, toz bulutları, yıldızlararası plazma ve kendi samanyolu galaksimiz, bizimle kozmik ardalan ışıması arasında bulunuyor. Yani bir gözlem yapıldığında, elde edilen verilerden, kozmik ardalan ışıması dışındaki kaynakların tamamının temizlenmesi gerekiyor. Bu da bu işin en zor yanı.

BICEP2’nin verilerinin yayımlanmasının ardından, bir başka ekip, elde edilen sonuçları değiştirebilecek başka bir etkinin olduğunu açıkladılar. Buna radyo düğümü (radio loop) etkisi deniliyor. Yıldızlararası manyetik alanın etkisinde bulunan toz bulutları B-mod polarizasyona benzeyen, polarize olmuş ışımalar yapabiliyor. Bunun elde edilen veriler üzerinde ne kadar etkisi olduğu belirsiz. Bir başka proje de, bu ışımaların etkisinin ne olabileceğine dair Planck uydusu tarafından cevaplar arıyor. Bu konuda bazı sonuçlar yayımlansa da gerçek veriler yayımlanmış değil.

Yayımlanan kısmi sonuçların ardından, BICEP2 radyo düğümü etkisini de göz önünde bulundurarak incelemelerini başlattı. Planck tarafından elde edilen ham veriler yayımlanmadığı için konuya ilişkin tartışmalar sürüyor. Rochester Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Brian Koberlein, Planck’ın incelediği etkinin BICEP2’nin göz önünde bulundurduğu birkaç etkiden sadece biri olduğunu belirtiyor ve BICEP2’nin sonuçlarının tamamen geçersiz olmadığını düşünüyor. Bu etkinin önemli bir hata yaratabileceği gibi, oldukça küçük hata payına da yol açabileceğini ekliyor.

Koberlein, BICEP2’nin yayımladığı makalenin sürmekte olan bir inceleme olduğunu belirtiyor. Makalenin eleştirel incelemesinin yapılması gerektiğini ve yapıldığını da belirtiyor. Normalde bu gibi çalışmaların bilim çevresi dışında ilgi görmediğini, fakat bu makalenin sosyal medya aracılığıyla hızla yayıldığını belirten Koberlein, söylentilerin biraz da bundan kaynaklandığını düşünüyor. Planck ekibinin B-mod polarizasyon verilerini yayımlamasının ardından konunun netleşmesi bekleniyor.