Ana sayfa 125. Sayı Kitapçı Rafı – 125

Kitapçı Rafı – 125

146
PAYLAŞ

İlk Üç Dakika

– Steven Weinberg, Çev. Zekeriya Aydın, Zeki Aslan, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2014, 224 s.

Büyük Patlama Kuramı’nın ilk birkaç dakikası temel parçacıklar fiziğine dayanır. Bu alanın önemli kuramcılarından biri olan Nobel ödüllü fizikçi Weinberg’in 1976’da, Büyük Patlama Kuramı’nın henüz çok genç sayılabileceği bir dönemde evrenin oluşumu hakkında kaleme aldığı İlk Üç Dakika günümüze kadar değerini muhafaza edebilmiş bir eser. “Kimi ayrıntılı savlar üzerine kafa yormak isteyen, ama matematiği ve fiziği iyi bilmeyen kişiler için yazdım bu kitabı,” diyor Weinberg. 1993’te yeni basım için kitabını tekrar gözden geçirdiğinde herhangi bir müdahaleye gerek duymamış, kitabın sonuna ilk basımdan sonraki yıllarda kozmoloji araştırmalarının gelişimini anlatan bir ek yazmayı yeterli görmüş. Meraklı okurlar için kaleme alınmış olsa da kitabın sonunda yer alan matematiksel ekler, ileri okumalar için kaynakça gibi bölümler bu merakın profesyonelleşmesini de teşvik eder nitelikte. Prof. Dr. Zekeriya Aydın ve Prof. Dr. Zeki Aslan gibi konunun uzmanı iki önemli fizikçimiz tarafından çevrilmiş bu metin Tübitak Popüler Bilim Kitapları dizisinin ilk kitabı olarak basılmıştı ve yıllarca dizinin en çok satan kitaplarından biri olmuştu.

Büyük Bilimsel Deneyler

– Rom Harré, Çev. Sinan Kılıç, Say Yayınları, 2014, 278 s.

Kitabını “şimdiye dek hiçkimse somut bir bilimsel eseri, özgün toplumsal bağlarıyla ortaya koyup eser üzerindeki etkileri bütünsel dille anlatamadı,” tespitiyle açan İngiliz felsefeci, psikolog, matematikçi ve biyolog Harré, bilim tarihinin çeşitli dönemlerinden seçtiği 20 önemli deneyin özgün hikayesine felsefi bir bakış açısıyla eğiliyor. Seçtiği deneyleri yapanların hangi varsayımlarla yola çıktığını, deneylerin nasıl tasarlandığını, sonuçların nasıl irdelendiğini ve eleştirildiğini inceliyor. Özellikle doğa bilimlerine ilişkin deney ve araştırmalarda günümüzde hakim olan yöntemlerin, bilimsel ve felsefi yaklaşımların nasıl ortaya çıktığını hangi yollardan geçerek, hangi eleştirilerin altından kalkarak olgunlaştığını somut örnekler aracılığıyla ortaya koymayı amaçlıyor. Bu kitabın da daha önce Tübitak Popüler Bilim Kitapları dizisinde basıldığını ve dizinin ilgi gören kitaplarından biri olduğunu hatırlatmak isteriz.

Merak

– Bilim Nasıl Her Şeyle İlgilenir Oldu?, Philip Ball, Çev. Berna Günen, Kolektif Kitap, 2014, 571 s.

Profesyonel bir popüler bilim yazarı olan Ball, merakın patolojik olarak nitelenip nitelenemeyeceğine kafa yorarken geçmişe gidiyor ve tarih boyunca bizde eskilerin “tecessüs” dediği bilme, öğrenme, anlama merakının izini sürüyor. Merakın yadırgandığı, yasaklandığı hatta cezalandırıldığı devirlerden başlayarak bu hacimli kitap boyunca merakın özgürleşme serüveninin tarihini yazıyor. Bilim tarihini meraklı insanların öğrenme, anlama arzularını gerçekleştirme çabalarının tarihi olarak ele almayı deneyen farklı bir bakış açısı. Geçmişte iz sürerken günümüze ve yarınımıza da bakmayı ihmal etmeyen Ball bilim araştırmalarında giderek kârlılığın, verimliliğin, işlevselliğin ön plana çıktığına, bu durumun merakı sınırlayarak bilimin seyrini olumsuz etkileyebileceğine dair kaygılarını dillendirmekten kaçınmıyor.

Kendini Yineleyen Zihin

– İnsan Dilinin, Düşüncesinin ve Uygarlığınının Kökenleri, Michael C. Corballis, Çev. Ahmet Birsen, Alfa Yayınları, 2014, 339 s.

Dil, zihinsel zaman yolculuğu, zihin kuramı ve insan evrimi başlıkları altında dilin, düşüncenin, dolayısıyla uygarlığın ortaya çıkışının ve gelişiminin ele alındığı kitabın yazarı Corballis’in temel uzmanlık alanları bilişsel nörobilim, görsel algı, dikkat ve hafıza. Diğer bir ilgi alanı ise dilin evrimi, özellikle de dilin vücudumuzun hareketleriyle ilişkisinin evrimi. Yazar, Chomsky’nin Dil ve Zihin kitabında başlattığı tartışmaya başka bir cepheden katılıyor ve bizi diğer hayvanlardan ayırarak insan yapan şeyin dil olduğu iddiasına karşı çıkıyor. Nörobilim, psikoloji, hayvan davranışları, antropoloji ve arkeoloji gibi disiplinlerden yararlanarak insan zihninin, dilin de ortaya çıkışına ve gelişimine imkan sağlayan özyinelemeli yapısına dikkat çekiyor. Son aylarda bu konuda çıkan başka yeni kitaplara da yayın dünyası sayfalarımızda yer vermiştik. Kitap bu konudaki tartışmalara ilgiyi arttıracak gibi görünüyor.

Evreni Yöneten Dört Yasa

– Peter Atkins, Çev. Eser Bakdur, Alfa Yayınları, 2014, 120 s.

Yazar, kitapla karşılaşacak okurları ürkütmekten çekindiği için termodinamik sözcüğünü başlıkta kullanmaktan kaçınmış ama biz okurlarımızdan çekinmediğimiz için açıkça söyleyelim, bu kitap enerjinin doğanın işleyişindeki rolü, yani evreni neyin yönettiğini anlamamıza imkân sağlayan termodinamiğin temel prensipleri hakkında. Oxford Üniversitesi emekli profesörlerinden ünlü bir kimyager olan kitabın yazarı aynı zamanda genel okuyucuya hitap eden pek çok popüler bilim kitabının da yazarı. Atkins, sıcaklık kavramı, enerji korunumu, entropide artış ve sıfırın erişilemezliği başlıkları altında “evreni yöneten” termodinamik yasaları herkes için anlaşılabilir kılmayı amaçlıyor.

Mûsiki İnkılâbı’nın Sosyolojisi

– Klasik Türk Müziği Geleneğinde Süreklilik ve Değişim, Güneş Ayas, Doğu Kitabevi, 2014, 416 s.

Kitabımız, Güneş Ayas’ın İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde sunduğu ve savunduğu doktora tezi. Konuyla ilgili otorite sayılan sanatçılar ve akademisyenler tarafından kaynaklarının zenginliğine, bütüncül yaklaşımına dikkat çekilen araştırmanın yazarının klasik Türk müziği ve sosyoloji eğitimi almış olması ortaya çıkan eserin yetkinliği açısından ayrı bir avantaj oluşturuyor. Türkiye’nin modernleşme-batılılaşma çabaları sırasında bu çabalara engel oluşturduğu gerekçesiyle o zamana kadar doğal seyrini bir şekilde devam ettiren ve toplumsal tabanı bulunan başlıca geleneksel sanat olan mûsikiye yeni rejimin müdahaleleri, aleyhinde sürdürülen basın kampanyaları, 1926’da devlet okullarında eğitiminin durdurulmasına, 1934-36 yılları arasında radyolarda icrasının yasaklanmasına kadar varan uygulamalar, bunların karşısında mûsikinin varlığını sürdürebilmek için nasıl bir savunma stratejisi izlediği, müdahalelerden nasıl etkilendiği ve nasıl değiştiği kapsamlı bir sosyoloji araştırmasıyla ortaya konuluyor. Modern Cumhuriyetin kültür politikası ve sosyolojik boyutları hakkında ilginç ipuçları içeren bir çalışma ortaya çıkmış.

Seçilmiş Metinler

– Pierre Bourdieu, Çev. Levent Ünsaldı, Heretik Yayınları, 2013, 288 s.

Son dönemde 20. yüzyılın önde gelen sosyologlarından Bourdieu’nün eserlerinin çevirilerinin  ve kendisiyle ilgili yayınların sayısında dikkate değer bir artış gözleniyor. Tabiatıyla bu sayfaların okurları da Bourdieu ismine aşina. Seçilmiş Metinler, Bourdieu’nün bizzat kendisi tarafından bir araya getirilmiş mülakat ve sunumlar olması bakımından önemli. Bourdieu bu metinlerde sosyoloji teorisini açıklıyor, kendi fikri ve sosyal konumunu hatırlatıyor, yaklaşımlarına temel oluşturan kavramları izah ediyor, hangilerinin ne şekilde yanlış anlaşıldığı veya anlaşılabileceği üzerinde durarak belirsizlikleri ve karmaşıklığı ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bourdieu’yu tanımak için ideal bir başlangıç kitabı olarak düşünülebilir.

Demokrasi Modelleri

– Otuz Altı Ülkede Yönetim Biçimleri ve Performansları, Arend Lijphart, Çev. Güneş Ayas, Utku Umut Bulsun, İthaki Yayınları, 2014, 400 s.

Kendisini ‘demokrasi savunucusu’ karşıtlarını da ‘demokrasi düşmanı’ olarak niteleyen siyasal partilerin, toplumsal grupların, devletlerin birbirleriyle kıyasıya mücadelesine tanık oluyoruz dünya üzerinde. Bu kargaşa ortamında nesnel veri ve ölçütlerle düşünebilmek için California Üniversitesi siyaset bilimi profesörlerinden Arend Lijphart’ın kitabı demokrasi olma iddiası taşıyan modellere ilişkin bir sınıflandırma denemesi. Yazar ele aldığı örnek ülkeleri, parti sistemleri, hükümet biçimleri, yürütme gücünün paylaşılması, yasama-yürütme güç dengeleri, seçim sistemleri, temsil mekanizmaları, güçler ayrılığı, anayasalar gibi yönetim yapıları açısından değerlendiriyor ve birbirleriyle kıyaslayarak bazı parametreler aracılığıyla bir ülkenin demokrasi standardının belirlenip belirlenemeyeceğini irdeliyor.