Ana sayfa 139. Sayı MIT Teknoloji Dergisi’nin “35 Altı 35 Yenilikçi 2015” listesinde, 3 Türk kadın...

MIT Teknoloji Dergisi’nin “35 Altı 35 Yenilikçi 2015” listesinde, 3 Türk kadın da yer aldı

123
PAYLAŞ

Çeviren: Nalân Mahsereci

MIT Tech Review (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ne bağlı MIT Teknoloji Dergisi), her sene 35 yaş altında 35 tane yenilikçi insan seçiyor. Seçilen insanların, yeni gelişen önemli teknolojilere yönelik bir çalışmalarının olması gerekiyor, bu çalışmalarda ilham vericilik ve yaratıcılık da aranıyor. Diyelim ki, beynin nasıl çalıştığını bulanlar, bilişsel bozuklukların nasıl giderilebileceğine dair ayrıntılar çalışanlar, kanser tedavisinde yeni yollar açabilecek bilgiyi ortaya çıkaranlar ama bunların yanı sıra, yapay zekâ, robotik gibi alanlarda şaşırtıcı gelişmelere imza atan yenilikçiler de seçilebiliyor.

Seçim süreci şöyle yürüyor: Kamuoyundan önerilen yüzlerce isim MIT Teknoloji Dergisi editörleri tarafından bir araya getiriliyor. Kendi bölgelerinde yayımlanan yenilikleri 35 kişilik listeler haline getiren uluslararası ortaklar bulunuyor. MIT editörleri, bu isimler arasından 80 kişi seçiyor, sonra referans mektupları ve yaptıkları işlere dair açıklamalar da ekleyerek, listeyi dış hakemler grubuna gönderiyorlar. Farklı alanlardan akademisyen ve uzmanlardan oluşan hakem grubu, yaptıkları işlerin etkisi ve özgünlüğüne göre 80 kişiyi puanlıyor. Onlardan gelen geribildirimlere göre, MIT editörleri 35 kişiyi seçiyor.
Mucitler, girişimciler, vizyonerler, insancıllar, öncüler başlıklarında sınıflandırılan 35 Altı 35 Yenilikçi-2015 listesinde, 3 tane de Türk kadın yer aldı: Harvard Üniversitesi ve MIT’de doktora sonrası araştırmacı olarak çalışan Canan Dağdeviren, Stanford Genom Teknoloji Merkezi’nde malzemebilimci olarak bulunan Gözde Durmuş ile Microsoft çalışanı Duygu Kayaman.

Harvard ve MIT’de doktora sonrası araştırmacısı olarak çalışan Canan Dağdeviren.

Canan Dağdeviren: Cilt kanserini tespit eden cihaz ile organların hareketinden şarj olan kalp pili üretti

Henüz 30 yaşındaki Canan Dağdeviren listeye, “esnek sensörler ve pillerin ustası olarak, yeni sınıf tıbbi cihaz olanaklarını görmesi” nedeniyle, “Mucitler” kategorisinden girdi. MIT editörlerinden Julia Sklar, Dağdeviren’in çalışmalarını şöyle anlatıyor:
“Anneniz, cilt kreminin işe yaramadığını söylerse ne yapardınız? Eğer Türk malzemebilimcisi Canan Dağdeviren olsaydınız, cilt kalitesinde oluşan, insan dokunuşuyla tespit edilemeyecek kadar küçük değişiklikleri ölçebilen bir cihaz yapardınız. Bu aleti geliştirmek için dermatologlarla çalışan Dağdeviren, aletin, daha önemli bir kullanılışı olabileceğini de buldu: Cihaz, cilt kanserini erkenden yakalamak ya da hastalara gereksiz biyopsi yapılmasını önlemek için tarama işlevi de görebilirdi.

“Kanserin erken göstergelerinden biri, derinin çevrelediği cilt lekelerindeki hafif kalınlaşmadır. Dağdeviren’in aygıtı burada işin içine giriyor: Esnek bir kauçuktan yarısaydam yamaya gömülü pil ve ufak bir sensörden oluşan aygıt, doktorların parmaklarına göre çok daha isabetli olarak, ciltteki yoğunluk farklılıklarını tespit edebiliyor. Cihaz, vücudun herhangi bir yerinde kullanılabilir.

“Dağdeviren Urbana-Champaing’deki Illinois Üniversitesi’nde doktora öğrencisiyken, başka bir alet daha geliştirmişti: Vücudun içine kalıcı bir biçimde yerleştirilen bu cihaz, organ hareketlerinden enerji sağlıyordu. Cihaz, kalp pili gibi tıbbi cihazlarda doğrudan güç sağlayabilir ya da pil şarj etmek için kıllanılabilirdi. Bugün kullanılan kalp pilleri çok iridir ve her 5-8 yılda bir cerrahi olarak değiştirilmeleri gerekir.

“Şu anda hayvanlarda test edilmekte olan, Dağdeviren’in gücünü kendisi sağlayan cihazı, çok daha kullanışlı bir kalp pilinin yolunu açarak hayat kurtarıcı olabilecektir. Dağdeviren’in farklı mekanizmalar kullanan her iki cihaz projesi de, ‘35 Altı 35 Yenilikçi’ listesinin genel amaçlarına uygundur. Dağdeviren, Harvard ve MIT’de doktora sonrası araştırmacısı olarak çalışmaktadır ve bugün kullanılanlardan daha az aksayan ve daha az sert olan, yeni bir biyomedikal elektronik sınıfı yaratmıştır.”

Gözde Durmuş Stanford Genom Teknoloji Merkezi’nde araştırmacı.

Gözde Durmuş: Tek bir hücreyi havalandırarak özelliklerini tespit eden yöntem buldu

“Öncüler” kategorisinden listeye giren, Dağdeviren gibi 30 yaşını sürmekte olan Gözde Durmuş’u ise, MIT Teknoloji Dergisi malzemebilimi editörü Katherine Bourzac şöyle anlatıyor:

“Bir hücreyi havada tuttuğunuzda, onun hakkında bir şeyler öğrenebilmeniz, harika! Fiziksel değişikliklerle karşılaştığında ölen, kansere çeviren ya da ilaçlara cevap veren hücreler. Daha katı hale gelebilir ya da daha çok ezilebilirler ya da daha ağır ya da daha hafif olabilirler. Tek tek hücrelerin içinde olan bu değişiklikleri tespit eden araçlar, genellikle karmaşık ve pahalıdır. Bu durum, mikrobiyologların bir hastalığı, hâlâ laboratuvarda hücrelerin büyümesini bekleyerek değerlendirmeye çalışmalarına ve doktorların bir ilacın işe yarayıp yaramadığını, hastanın iyiye mi kötüye mi gidip gitmediğini görmek için bekleyerek sınamasına yol açar.

“Gözde Durmuş, hücrelerin anlattığı fiziksel özellikleri tespit eden hızlı ve basit bir icat yaptı: Hücreleri manyetik bir alan içinde havalandırarak, ne kadar yükseldiklerini ölçüyor. Beyaz kan hücreleri, kırmızı kan hücreleri, kanser hücreleri ve farklı bakterilerin her biri, farklı yüksekliğe çıkıyorlar; çünkü onların karakteristik yoğunlukları, manyetik itme ve hücre üzerindeki yerçekimi etkisi arasındaki dengeyi belirliyor.

“Ve Gözde Durmuş, bir bakteri hücresi antibiyotiğe yanıt verdiğinde, manyetik alanda daha önce yükseldiği kadar yükselmeme eğiliminde olduğunu da bulmuş. Durmuş, manyetik ‘bir çip üzerinde mikroyerçekimli’ hücre dedektörü üretmenin çok ucuza geldiğini söylüyor.

“Durmuş, Stanford Genom Teknoloji Merkezi’ndeki tezgâhında, iki küçük mıknatıs çubuğu üzerinde, lazer kesiciyle parçalara ayrılmış birkaç plastiği kaydıran hücre havalandırıcı bir cihaz üretmiş. Bu onları birbirne yapışmak ve çevrilmekten koruyor, böylelikle uzayda aralarında manyetik bir alan yaratılıyor. Bu uzaya Durmuş, ince bir tüp koyuyor. Tüpün yansımasını klasik bir mikroksopa gönderecek iki ayna ekliyor. Havalandırılacak olan hücre örnekleri, bir MRI kontrast elemanı olarak kullanılan gadoliniyum solüsyonuyla birlikte tüpe giriyorlar.

Durmuş, “Bu hücrelerin manyetik alanda uçmasına yardım ediyor” diyor. Sonra yükseklikleri mikroskop altında ölçülebiliyor.

Durmuş, kendi başından geçenlerden, hızlı, kişiselleştirilmiş ilaçların izlenmesinin ne kadar önemli olabileceğini biliyor. Çocukluğunda İzmir’deyken, üç yıl süren bir bakteriyel enfeksiyona yakalanmış, çok canlı bir biçimde, acı içinde hastaneye gidişini ve doğru tedavi bulunana kadar etkisiz penisilin iğnelerine maruz kalışını anımsıyor.

Onun bu çalışması, garip ilhamlar verebilir. 1997’de, Hollandalı fizikçiler, ekstra güçlü mıknatıslar kullanarak bir kurbağayı havalandırmışlardı. Bir şeyleri zayıf manyetik alanda havaya kaldırmak çabalarının izlenmesi, kurbağalardan çok daha küçük objeler için, toksik manyetik çözeltiler gerektiriyor. Durmuş, toksik materyaller olmadan, sadece ucuz mıknatıslar ve bir parça plastik kullanarak bir şeyi havaya kaldırmanın nasıl olabileceğini buldu.

Görme engelliler için mobil uygulamalar geliştiren, kendisi de görme engelli olan Microsoft çalışanı Duygu Kayaman.

Kendisi de görme engelli olan Duygu Kayaman, görme engelliler için mobil uygulamalar geliştirdi

26 yaşındaki Duygu Kayaman ise, görme engelliler için geliştirdiği “Hayal Ortağım Projesi” listeye İnsancıllar kategorisinden girdi. 2,5 yaşından beri görme engelli olan Kayaman, Türkiye’de kendisiyle aynı zorlukları yaşayanlar için geliştirdiği Hayal Ortağım uygulamasıyla, 150 bin kişiye ulaşmıştı. 2014 yılında GSMA tarafından verilen en iyi mobil uygulama ödülünü alan Hayal Ortağım, görme engellilerin günlük gazetelere, kitaplara, dergilere, eğitimlere veya konum bazlı servislere ücretsiz olarak ulaşabilmesini sağlıyor. Bilgi Üniversitesi’nde yüksek lisans yapan Kayaman, bugün Microsoft’ta satış uzmanı olarak çalışıyor.

MIT Tech Review’ın geçtiğimiz yıl açıklanan listesinde, Türkiye’yi temsil eden tek isim, gene bir kadın, Stanford araştırmacısı olan Duygu Kuzum’du. Bu yılın diğer yenilikçi insanları ve yaptıkları çalışmaların ayrıntılarına ve daha önceki listelere ulaşmak isteyenler kaynağa göz atabilir.