Ana sayfa 144. Sayı Mesele kitap tüketmek değil, hakiki bir okur olmak

Mesele kitap tüketmek değil, hakiki bir okur olmak

216
PAYLAŞ

Koşuşturmacayla geçen böyle bir devirde insanın gönlünce, doya doya kitap okuması ne yazık ki pek mümkün olamıyor. Kitap okunmuyor değil elbette, hatta eskisine kıyasla çok daha fazla ve çok daha çeşitli türlerde okunuyor. Ancak mesele çok kitap okuyup onları tüketmek olmamalı. Okuduklarını özümsemek, zihnin ve ruhun süzgecinden geçirmek, değerlendirmek, eleştirmek, tartışmak, paylaşmak ve kendine mal etmek de gerekiyor. Gerçek bir okur bunların çoğunu doğallıkla uygulayan kişidir. Son zamanlarda böyle bir okur tipiyle karşılaşmak oldukça zorlaştı.

Yakın geçmişte önemseyerek okuduğum birkaç kitap ile okumakta olduğum birkaç kitaptan kısaca bahsetmek isterim.

Rahmet Yolları Kesti

Bir süre önce Kemal Tahir hakkında bir tv belgesel programında konuşmaya davet edilmiştim. Hem yazar hakkındaki bilgilerimi tazelemek hem de program için ön hazırlık yapmak amacıyla Kemal Tahir’in 1974 baskılı Göl İnsanları’ndan “Çoban Ali” ve “Fermanlı Hoca” başlıklı hikâyelerini ve Rahmet Yolları Kesti romanını okudum. Tipleriyle, diyaloglarıyla zihnimde güncelliğe dair bazı çağrışımlar da uyandırdı. Bu iki kitap Kemal Tahir’in başyapıtları olmasa bile, kanımca hiç eskimeyecek kitapları arasında yer alacak. Edebiyat alanında Türkiye’de ve dünyada artık iyi ürünler verilmediği yönünde belki de biraz budalaca bir inanç besliyorum, belki de bu yüzden klasik edebiyata yüz çeviremiyorum ve son yıllarda çıkan romanları çok az takip ediyorum.

Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın

Bir başka kitap, okumayı çok sevdiğim biyografi türünde, İpek Çalışlar’ın kaleme aldığı Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın. Ciddi bir araştırmaya dayanıyor. Arşiv belgelerinin yanı sıra ailenin özel evrakının da titizlikle incelendiği göze çarpıyor. Biyografik bir metin, ama kuru bir anlatımı yok, roman tadıyla okunuyor. Müthiş bir hayatın hikâyesini okumak, son zamanlarda iyice silikleşen, tatsız-renksiz-kokusuz birey profillerinden kaçmak isteyen okura ilaç gibi gelecektir. Benim için Halide Edib’in ayrı bir önemi var. Renkli hayat serüveniyle pek ilgilenmiyorum. Bu hadisenin popülist, magazin boyutu. Benim için daha önemlisi yazarın zihniyetini, romancılık altyapısını, düşünsel arkaplanını anlamak. O yüzden kitabı başka bir gözle okumaya çalıştım.

Fikir Hayatımız: Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Düşünce Dünyası

Halide Edib’in çağdaşı bir başka Cumhuriyet aydınının, Mehmet Servet’in makalelerinden derlenmiş Fikir Hayatımız: Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Düşünce Dünyası adlı kitabının okumadığım kısımları kalmıştı, tamamına erdirdim. Mehmet Servet dikkat çekici bir entelektüel ve ayrıksı bir şahsiyet. Kalibresi geniş bir Ziya Gökalp muarızı. Kısa bir süreliğine Gökalp’in kürsüsünde sosyoloji dersi vermiş. Bilemediğim birtakım sebeplerle akademiye intisap edememiş, birikim ve yeteneğini belki de daha iyi sergileyebilecekken, akademi dışında çeşitli memuriyet görevlerinde bulunmuş, ancak felsefe ve sosyoloji alanından hiç kopmadan, makaleleri ve çevirileriyle alana değerli katkılarda bulunmuş bir insan. Ne yazık ki çok erken bir yaşta hayatını kaybetmiş. 2014 basımı kitabı yayına hazırlayan kişi, bilim tarihi alanında çevirileri ve değerli araştırmalarıyla tanınan Osman Bahadır.

Thorstein Veblen Kullanım Kılavuzu

Son olarak, heybemde -heybe merkepte olur gerçi, portföyümde mi demeli yoksa?- bulundurduğum iki kitaptan biri: Derlemesini ve editörlüğünü Ahmet Öncü’nün yaptığı Thorstein Veblen Kullanım Kılavuzu. Geçen yüzyılda ülkemizde yeterince, yeterince ne kelime, hemen hemen hiç merak edilmeyen Amerikalı bir iktisatçı-sosyoloğun “aylak sınıf”, “tüketim” ve “teknisyenler” üzerine geliştirdiği öğretisine giriş mahiyetinde, zengin içerikli, değerli bir çalışma gibi gözüküyor. Kimilerinin gözünde Marx’ın pabucunu dama atma girişimini temsil eden bir sosyalbilimci olarak canlansa da, Veblen’in bakış açısı, günümüzün iktisadi sorunlarına bambaşka perspektiflerden yaklaşmak isteyenler için verimli bir çerçeve ve uygun kavramsal aletler sunabilir.

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi

Listemde okunacak o kadar çok kitap var ki, uzun rötarlı okumalar olacağı için başlıklarını belirtmemeyi tercih ederim. Yine de Bilim ve Gelecek okurlarına özellikle önerebileceğim Yuval Noah Harari’nin Hayvanlardan Tanrılara Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi adlı kitabı olabilir. Türkçede yayımlandığı 2015 güzünde, meraklı bir öğrencime kitap hakkında sunum yaptırdım. Anladığım kadarıyla kitabın Tarım Devrimini ele alan bölümü klasik literatüre yepyeni açılımlar getiriyor. Özellikle bu bölümün eleştirel bir değerlendirmesini yapmak istiyorum, zira yazarın Tarım Devrimi konusunda 20. yüzyılda geçerli olan teorileri ters yüz etmeye çalışan savları ilk izlenim olarak bana pek inandırıcı gelmedi. Kitabın asıl değerinin Homo sapiens türüne, bu ayrıcalıklı türü tahtından alaşağı eden bambaşka bir bakış açısıyla yaklaşmasından kaynaklandığı yönünde sansasyona dayalı kitap pazarlama tekniği gözümden kaçmadı. Bilinçli okurda asıl merak uyandıran şey bunlar olmamalı elbette. Okuma listeme ekledim.

Şimdi okumakta olduğum kitap Douglas Hofstadter’dan Ben Bir Garip Döngüyüm. Hofstadter bilimin en zor sorularından birini ele alıyor, bilincin, “ben” hissinin nasıl doğduğunu anlama yolundaki kişisel hikâyesini anlatıyor. Bana sorarsanız, bu bilmecenin en mantıklı çözümünü yakalamış. Kelime oyunlarına çok meraklı bir yazarın eserini sıfır hatayla çevirmiş olan İlkay Alptekin Demir’e de bravo.

Okurlara önerim, Tevfik Uyar’ın Astrolojinin Bilimle İmtihanı. Bu kitapta astrolojinin ipliği pazara çıkarılmakla kalmıyor, o zaten kolay bir hedef, ayrıca böyle yanlış inançların nasıl doğduğu ve kendimizi onlardan korumak için neler yapmamız gerektiği çok akıcı şekilde anlatılıyor. Türkçede böyle bir eserin yazılması 2015’te beni en mutlu eden şeylerden biri oldu.

Prof. Dr. Cem Say