Ana sayfa 162. Sayı Doğayı tüketmeden yaşayabilen binaların mimarisi

Doğayı tüketmeden yaşayabilen binaların mimarisi

238
PAYLAŞ

Küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin yakın gelecekte yaşamımızı etkileyecek ciddi sorunlar yaratacak olması tüm dünyanın gündeminde. Bu gidişatın değiştirilmesi için alınması gereken önlemlerin başında karbon salınımının azaltılması geliyor. Küresel ısınmanın en büyük sebeplerinden biri olarak gösterilen karbon salınımı; doğal kaynakların kullanımı, üretim faaliyetleri, tüketim süreci, atıkların geridönüşümü ve ortadan kaldırılması süreçlerini kapsıyor. Bugün gelinen noktada, endüstrinin tüm kollarının “kaynaktan ürünü var etme ve kaynağa geri döndürme”sürecinin her aşamasında verimlilik odaklı, minimum karbon salınımlı ve az enerji tüketimi güdümlü olmaları bekleniyor. Hatta bu artık bir gereklilik halini almış görünüyor. Mimari tasarım yaklaşımı ve yapı sektörü de, değişmesi ve dönüşmesi beklenen üretim alanları içerisinde yer alıyor, çünkü içinde yaşadığımız binalardaki enerji kullanımı ve binaların yapımında sarf edilen kaynak ve enerji, dünyadaki karbon salınımının önemli bir yüzdesini oluşturuyor. Bu nedenle, binaların tasarım, yapım ve kullanım aşamalarının, süreçler ve çıktıları açısından incelenmesi ve önceliklerin belirlenmesi büyük önem taşıyor. Geleceğin binalarının, kendi enerjisini üreten, bu enerjiyi üretirken yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan, sıfır karbon salınımlı, su ve yapı malzemeleri gibi kısıtlı kaynaklar konusunda verimli yaklaşımlar sunan ve en nihayetinde yapım aşamasından kullanım ömrünün sonuna kadar az atık üreten ya da hiç atık üretmeyen yapılar olarak tasarlanmaları ve inşa edilmeleri bekleniyor.

Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarına, özellikle solar enerjiye yapılan yatırım son yıllarda ivme kazanarak artıyor. Büyük ölçeklerde yapılan bu yatırımların ardından küçük ölçeklerde de gerek aktif gerekse pasif sistemler olarak solar enerji ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları kullanımının yaygınlaşması beklenmeli. Endüstriyelleşmeyle edinilmiş “doğayı ve iklimi kontrol etme”çabasından ziyade giderek, “doğanın bir parçası olma ve iklime uyum sağlama” amacı ağırlık kazanıyor. Ülkemizdeki yapı sektöründe de estetik açıdan olmasa bile bina ekolojisi açısından tek tipe doğru giden yaklaşımın değişmesinde mimar ve mühendislere önemli ödevler düşüyor. Bu noktada, öncelikle eski pratiklerin hatırlanması, geleneksel yerel mimari dilin parçası olan gölgeleme, pasif  havalandırma, güneşe göre konumlandırma gibi pasif tasarım yaklaşımlarının binalara geri kazandırılması gerekiyor. Ardından bu pratiklerin günümüzün teknolojileriyle harmanlanarak az enerji tüketen, yüksek konforlu ve sıfır karbon salınımlı binalar inşa edilmesi gerekiyor.

Sıfır Enerji Mimarlığına Doğru-Yeni Güneş Enerjili Tasarım kitabı, anlatımıyla sıfır enerji – karbon nötr binalar konusu ile ilgili net bir bakış açısı ortaya koyuyor. Kitapta hatırlanması gereken pasif mimari tasarım ilkelerinin altı çiziliyor.  Konu beş ana başlık altında incelenerek mimari yaklaşımda öne çıkması gereken “ekolojik görüş, pasif güneş enerjili tasarım, yetinme etiği, duyarlı bina kabukları ve ekolojik estetik” hususları vurgulanıyor. Her konu başlığı için verilen yapı örnekleri, mimari tasarım yaklaşımıyla ele alınırken; iklim, arazi, gün ışığı ve ısı tasarımı ile yapıların enerji sistemleri hakkında detaylı bilgilere yer veriliyor. Yapı örneklerinin hem birbirinden farklı coğrafya ve iklim koşullarında, hem de farklı ölçek ve fonksiyonlarda olmaları, mimari tasarımın ve enerji sistemleri seçimlerinin içinde bulunulan koşullarla nasıl etkileşim halinde olduğunu açıkça gösteriyor. Örneğin kitapta yer alan projelerden biri olan Rozak Evi, Avustralya’nın Kuzey Topraklar bölgesinde, Bennett Gölü kıyısında küçük bir bütçe ile yapılmış, çok az enerji tüketen, güneş enerjisini elektrik üretimi ve sıcak su için kullanan, pasif sistemlerin ön planda olduğu yapı olarak göze çarpıyor. Bu tropik iklim evi, aslında doğaya, iklime uyum sağlayarak ve mekanik sistemleri neredeyse hiç kullanmayarak da konforlu bir yaşam alanının sağlanabileceğini varlığıyla ortaya koyuyor.

Öte yandan, Çin’in Pekin şehrinde bulunan Sino-İtalyan Ekolojik ve Enerji Verimli Binası, modern mimari, estetik, pasif ve sürdürülebilir tasarım ilkelerinin günümüz teknolojisiyle harmanlandığı başarılı bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

Kitapta her bir proje için yeterli sayıda görsele, mimari çizime, rüzgâr – güneş hareketi analizlerine ve iklim verilerine yer veriliyor. Sıfır enerji-karbon nötr binaların tasarımında kullanılan hesap ve analizler hakkında detaylı bilgiler içeren teknik bir kitap değil. Aksine, anlatımı, kapsamı, verdiği referanslar ve içerdiği örnek projelerle konuya ilgi duyan herkesin okuyabileceği derinlikte bir kitap karşımıza çıkıyor. Konu hakkında bilgi sahibi olmayan meraklı okura sıfır enerji – karbon nötr binaların tasarım yaklaşımı ve enerji sistemleri hakkında net bir görüş ve yeterli bilgi sunacak; konunun ilgili ve bilgililerine ise içeriğiyle tatmin edici ve yeni perspektifler kazandırabilecek bir kaynak olarak gösterilebilir.

– Sıfır Enerji Mimarlığına Doğru -Yeni Güneş Enerjili Tasarım-, Mary Guzowski, Çev. Neslihan Güçmen-Tuğçe Selin Tağmat, Yapı Endüstri Merkezi Yayınları, 2017, 204 s.