Ana sayfa Antropoloji Keşfedilen çenekemiği, türümüzün Afrika’yı sanılandan 40.000 yıl önce terk ettiğini düşündürüyor

Keşfedilen çenekemiği, türümüzün Afrika’yı sanılandan 40.000 yıl önce terk ettiğini düşündürüyor

814
PAYLAŞ
İsrail’deki bir mağarada bulunan bu çene, Afrika’yı terk eden en erken modern insanlardan birine ait olabilir.

Çeviren: Kerim İnanlı

Araştırmacılar İsrail’deki Karmel Dağı’nın batı eteklerindeki bir mağara çöküntüsünde, türümüzün Afrika’yı terk eden ilk modern örneklerinden biri olabilecek kadim bir insanın çenekemiğini buldular. Eski insanlar Akdeniz yakınlarında bulunan bu büyük mağarada tavşan, kaplumbağa, devekuşu yumurtası pişirdiler ve çakmaktaşından yontulmuş taş aletler yaptılar. Eğer araştırmacılar çenenin ve aletlerin tarihlemesini 177.000’den 194.000 yıla çekerlerse, bu modern insanın Afrika’yı sanılandan 40.000 yıl önce terk ettiği anlamına gelecek. Bulgular, türümüzün ne zaman ve nasıl ortaya çıktığına ve ilk insanların Afrika’yı kaç koldan terk ettiğine dair yeni sonuçlar doğurabilir.

Bundan önce Afrika dışındaki en eski modern insan fosilleri, 80.000 ila 120.000 yılları arasına tarihlenen Karmel Dağı’ndaki Skhul ve  Qafzeh Mağarası’nda bulundu. Fakat geçen yıl Fas’ta bulunan bir kafatasının üzerinde yapılan tarihlemeye göre, türümüz yaklaşık 300.000 yıl önce ortaya çıktı.  Bazı araştırmacılar Ortadoğu, Arabistan ve Çin’deki taş aletler ve bölük pörçük fosillerden yola çıkarak Afrika’dan erken bir göç olduğunu iddia etti. Fakat Afrika dışında kabul görmüş insan fosillerinin güvenli bir şekilde tarihlenmesinin eksikliği de söz konusu.

Science dergisinde konu edilen üst çenekemiği, 2002 yılında Misilya Mağarası’nın zemininde kazı çalışmaları yapan öğrenciler tarafından keşfedildi. Çökmüş mağaranın içindeki kalıntılar İsrail, Haifa’nın 12 kilometre güneyinde, Karmel Dağı’nın batı eteklerinde kayalıklara gömülmüştü. Araştırmacılar sol tarafında eksiksiz bir diş dizisi içeren üst çenekemiğine ilk bakışta onun Homo sapiens’e ait olduğunu anladılar. Köpek dişleri ve diğer dişleri Skhul ve Qafzeh’deki modern insanların dişlerine benziyordu ve bu özellik Neandertellerde yoktu.

Haifa Üniversitesi’nden Mina Evron, çenekemiğinin, binlerce “müze değerinde” elbaltası ve taş aletlerle aynı tortul tabakasından çıkarıldığını söyledi. Aletler, Levallois teknolojisi adı verilen, soyut düşünmeyi gerektiren sofistike bir yöntemle yapılmıştı. Bazı araştırmacılar yöntemin Homo sapiens tarafından icat edildiğini ve varlığının ve ilk izlerinin Afrika’nın dışından geldiğinin işaretçisi olabileceğini öne sürdü.

Üç farklı ekip birbirinden bağımsız olarak, mineral tanelerinin ne kadar zaman önce ışığa maruz kaldıklarını belirleyen, uranyum izotop bozunması ve birkaç lüminesans metodunu kullanarak bulguları tarihlendirdi. İsrail’de Levallois tarzı ile 140.000 ile 250.000 yılları arasına tarihlenen çalışmada olduğu gibi, yanmış taştan aletleri de 179.000 yıl (artı-eksi 48.000 yıl) öncesine tarihlediler. Aynı zamanda dişteki bir kıymığı 174.000 yıl öncesine tarihlediler ve üstçenede yapışmış bir tortunun en az 185.000 yaşında olduğunu söylediler.

Uzmanlar aletler üzerinde yapılan tarihlendirmelerin sağlam gözüktüğünü söylüyor. Fakat fosillerin tarihlendirmesine dair birkaç soru işareti var. Bunlardan bazıları yazarların çenekemiğinin üç kez bilgisayarlı tomografiyle tarandığını yazması ve x-ray’in diş minesi içinde sıkışmış radyasyonu etkileyip lüminesans metoduyla elde edilen tarihleri çarptırmış olabileceğidir. Birleşik Krallık’taki Southampton Üniversitesi’nden uranyum tarihleme uzmanı Alistair Pike, çenekemiğinin üstündeki “pisliklerle ağır bir şekilde kirletilmiş” tabakaya dikkat çekiyor. Kaliforniya’daki Berkeley Jeokronoloji Merkezi’nden jeokronolog Warren Sharp, 70.000 yıldan daha öncesine dayanan bozulmanın, kabuktaki radyometrik tarihleri saptırabileceğini söylüyor. O ve diğerleri, kemiğin sonradan, alet taşıyan katmana karışmış olabileceğinden dolayı kemiğin yanındaki aletlere güvenmenin problemli olduğuna dikkat çekiyor.

Ekip özenle yaptığı kontrollü kazının, araçların ve fosillerin aynı tabakaya ve dolayısıyla zamana sıkı sıkıya bağlandığını belirterek tarihlemelerin doğruluğunu savunuyor.

Bulgulardan yola çıkarak modern insanların sürekli bir şekilde Afrika’dan Ortadoğu’ya çoklu gruplar halinde göç ettiğini söyleyen Jena, Almanya’daki İnsan Tarihi Bilimi Enstitüsü’nden arkeolog Michael Petraglia, eğer tarihler doğruysa bunun “dudak uçuklatıcı” olduğunu belirtiyor. Yeni bulgularla ilgilenmeyen Birleşik Krallık’taki Cambridge Üniversitesi’nden paleoantropolog Marta Mirazon Lahr ise modern insanların 240.000 ila 190.000 yıl önce, iklim daha nemliyken Afrika’dan türemiş, fakat iklim tekrar kuraklaşınca yok olmuş olabileceklerini belirtiyor.

Buluşun, atalarımızın sanılandan çok daha erken bir tarihte ortaya çıktıklarını gösterdiğini söyleyen İsrail’deki Tel Aviv Üniversitesi’nden fiziksel antropolog ve çalışmanın yazarlarından Israel Hershkovitz ise izlerin çok daha eskilere bile gidebileceğini düşünüyor. “Eğer türümüz 200.000 yıl önce İsrail’deyse, bu türümüzün sadece 300.000 yaşında olmadığını, çok daha yaşlı olduğunu gösterir.”